KALE 😏

740 Words
Hamit ve Tahir, otelden çıkmadan önce Turgut’a selam verip dışarı yönelmişlerdi ki, bir kızın sesi duyuldu. “Ağabey!” Kız, Turgut’un önünde duruyordu, yüzünde sıcacık bir tebessümle. Tahir, sesin geldiği yöne döndüğünde gözleri kıza takıldı. Güzelliği ve saçlarının duruşu dikkatini çekmişti. Henüz farkında değildi ama gözlerini kaçırmadan bakıyordu. Hamit kısık bir sesle, “Ağam, nereye bakıyorsun?” diye sordu, ardından gözleri aynı yöne kaydı. Durumu anlayınca yüzüne hafif bir tebessüm yayıldı. “Ağam, ne oldu?” Tahir, bakışlarını hızla kaçırıp, “Bir şey yok, Hamit. İşimize bakalım.” dedi ve çıkışa yöneldi. Gözlüğünü taktı, başını öne eğdi ve dışarı adım attı. Hamit, ağasının ilk kez bir kıza böyle dikkatlice baktığını görmüştü. İçten içe eğlenmişti. Dudağının kenarı yukarı kıvrıldı. Koca şehir değil de, kendi memleketinden biri ha? diye düşündü ve yüzünde hınzır bir gülümsemeyle yürümeye devam etti. Biraz esnafı dolaşınca Tahir, memleketini ne kadar özlediğini bir kez daha anladı. Ayağının tozuyla gelip iş yapması iyi olmuştu. Konağa tıkılıp kalmak yerine, buralara katkıda bulunmak, güzel işler yapmak istiyordu. Hamit birden, “Ağam, kaleye çıkalım mı?” dedi. Tahir adamlara dönüp, “Önden gidin.” diye talimat verdi. Tam ilerleyecekken, adamları bir kıza çarptı. “Ah!” Tahir, gözlüğünün ardından kıza odaklandı. İlk anda tanıyamadı, ama sonra... Aynı kız! Kıza seslenen diğer gençleri duydu, gözünün kenarıyla baktı ve yukarı çıkmaya devam etti. “Zöhre.” Bu isim kulağına çalındığında, adeta teyit etmek ister gibi mırıldandı. --- (Zöhre'nin Bakış Açısı) “Allah’ın hödüğü!” diye söylendim ve canımın acısıyla kıçımı ovuşturdum. Güneş kıs kıs gülüyordu. “Eee, emmim kızı, gözünü adamdan alamadın?” diye takılınca kaşlarımı çattım. “Kızım, baksana! Kapı mı, duvar mı? Düz hödük işte! Neyse, hadi çıkalım, keyfim var zaten.” Ablam arkamdan seslendi. “Dursana! Daha yeni düştün, manyak! Senin hiç canın yok mu?” Göz devirdim. “Olmaz mı abla? Çok tatlıdır benim canım,” dedim ve ona sarıldım. Güneş, kısık sesiyle “Kendine dikkat et. Adam yağız delikanlı, Turgut abinin genç versiyonu,” diye fısıldadı. Behice kaşlarını kaldırdı. “Susun! Adamı dikizliyorsunuz, farkında mısınız?” Tam o anda adamlar geçip karşımıza oturdu. Ablam bizi cimdikleyince istemsizce inledim. “Abla! Az önce çanağı kırdım, şimdi de çimdikliyorsun!” diye söylendim. Behice kıkırdadı. “Kızım, benim aklım başımda!” Güneş, kıçını ovalayıp pis bir sırıtışla güldü. “Düğün çok yakında!” Ablamın yüzü kızardı. Ama ben başka bir şey düşünüyordum. İçimde biriken öfke beni her gün biraz daha bitiriyordu. Ablamın mutlu olmasından başka hiçbir şey istemiyordum. Sonra... Karşımdaki kara yağız delikanlıya takıldı gözlerim. Kimdi ki acaba? İlk defa bir adama böyle uzun süre bakıyordum. İçimde yükselen bu duygu neydi? Tarifsiz bir histi. --- (Yazar Anlatımı – Tahir’in Bakış Açısı) Tahir, oturduğundan beri gözleri sürekli kıza kayıyordu. Bilmiyordu ama içinde garip bir huzursuzluk vardı. Allah var, güzel kızdı. Ama ilginç olan, onun etrafına bile bakmamasıydı. Hamit omzuna dokunup sırıttı. “Ağam, yanıyor bu şehir!” Tahir dişlerini sıktı. “Ne Hamit?” Hamit alaycı bir ifadeyle devam etti. “Sanki kavurucu sıcak senden geliyor gibi hissediyorum.” Tahir içinden "Ya sabır" çekip Hamit’i boğmamak için kendini zor tuttu. Sonra kızın ayağa kalktığını fark etti. Yeşil elbisesi uçuş uçuştu. Siyah saçları tel tel, asi bir rüzgârda savruluyordu. Kalenin ucuna yürüdüğünde, Tahir’in içinde bir korku belirdi. “Oturduğu yer uçurum mu?” Yanındaki adama sordu. “Kalenin bu tarafı nasıl?” Adam göz gezdirip, “Ağam, orası uçurum değil. Şehir manzarası için gelen çok. Fotoğraf çekerler,” diye cevap verdi. Tahir’in içi biraz rahatladı. Ama gözlerini kıza çevirdiğinde, onun da kendisine baktığını fark etti. Göz göze geldiler. Ve... İkisi de hızla bakışlarını kaçırdı. Tahir, yıllardır büyük şehirdeydi. Nice kadınla tanışmış, birçok kız arkadaşı olmuştu. Ama burada, memleketinde, bir kıza aklı mı kalacaktı? Olacak iş miydi bu? Selim’in lafı geldi aklına: “İlk görüşte aşk mı oluyor?” Buna hep gülmüştü. Ama şimdi? Saçma, saçmalık... İçinden “Ya Allah!” diyerek yerinden kalktı. “Konağa gidiyoruz, Hamit!” Tam giderken, bir adam hızla geçerken omzuna çarptı. “Ne oluyor lan?” diye öfkeyle döndü. Adam ters ters bakıp “Yolun ortasında duran sizsiniz, amına koyim!” diye söylenerek kızlara doğru yürüdü. Tahir’in kanı kaynadı. “Ben buna dalarım!” dedi. Hamit hızla tuttu. “Dur, ağam, dur! Gidelim, akşam oluyor.” Son kez gözleri kıza kaydı. Yanında o sinirli adam vardı. Konuşuyordu, el kol hareketleri yapıyordu. Tahir’in içinde bir şey kıpırdadı. Ne olduğunu bilmiyordu ama hoşuna gitmedi. Başını iki yana salladı, öfkeyle yürüdü. “Hamit, bu şehir bana hiç iyi gelmeyecek!” Ve uzaklaştılar...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD