Süleyman’ın bakışları, Behice’nin dudaklarına odaklanmış, her bir kıvrımını sanki öpmek için bekliyormuş gibi geziniyordu. Gözleri, onun yüzündeki her detayı, her iz, her hatayı ezberlemeye çalışır gibiydi. Behice, nefesini tutmuş, titreyen dudaklarıyla ona kilitlenmişti. Ellerinin ince parmakları, kasvetli bir sabırla vücudunda geziniyor, neredeyse dokunuşlarını hissedebiliyordu. Göğüsleri, her nefeste birbirine değiyor, aralarındaki sıcaklık giderek büyüyordu. Süleyman’ın vücudu ona doğru eğildikçe, aralarındaki mesafe iyice daraldı. Bir adım daha atsalar, ciltleri birbirine değecekti. Ama o an, her şeyin durduğu, zamanın durmuş gibi olduğu bir andı. Süleyman’ın eli, yavaşça Behice’nin çenesine kaydı, parmakları yumuşak ama keskin bir dokunuşla ona yön verdi. Gözleri derin bir keşif için

