Güneşin ilk ışıkları odaya dolarken, Dilan kucağımda huzurla uyuyordu. Ona bakarken içimde hissettiğim şey aşk değildi; daha çok ezici bir suçluluk duygusu ve parçaladığım bir şeye karşı duyduğum vicdan azabıydı. Dün gece ona "seni seviyorum" derken sesim bile titrememişti. Ne kadar büyük bir yalandı... Ama o an, gözlerindeki o ölmek isteyen ifadeyi gördüğümde, onu hayata bağlayacak tek şeyin bu yalan olduğunu biliyordum. Eğer sevildiğine inanmazsa, o uçurumdan aşağı kendini bırakacaktı. Ben de onu tutmak için ruhumu yalanlara buladım. Dilan’ın nefes alışlarını dinlerken dışarıdan gelen bir lastik sesiyle irkildim. Kimsenin bilmediği bu eve kim gelebilirdi? Dilan’ı uyandırmadan usulca yataktan kalktım ve pencereye yanaştım. Gelen tozlu siyah araç durduğunda şoför koltuğundan inen kişiy

