Şöminenin içindeki odunlar kor haline gelmiş, odayı loş ve yakıcı bir sıcaklık kaplamıştı. Dilan dizlerimin dibinde, mum ışıklarının teninde dans ettiği bir peri kızı gibi duruyordu. Bana öyle bir sadakat ve arzuyla bakıyordu ki, içimdeki vicdan azabı bir anlığına yerini damarlarımda dolaşan o karanlık ve sıcak tutkuya bıraktı. Dilan yavaşça üzerime doğru eğildi. Ellerini yüzüme koydu, parmak uçları sakallarımın arasında titriyordu. "Seni istiyorum Boran," diye fısıldadı. Bu sözler, sessiz odada bir kor gibi düştü aramıza. "Sadece benim olmanı, bu gece her şeyi unutmanı istiyorum." Eğilip dudaklarına kapandım. Bu öpücük, o güne kadar verdiğim tüm o yalan sözlerden daha gerçek ve daha sertti. Dilan, beklemediğim bir açlıkla karşılık verdi bana; sanki hayata tutunur gibi tutunuyordu duda

