ATLAS Gece, şehir ışıklarının uzağında daha karanlık oluyordu. Arabanın farları bahçeye yöneldiğinde taşlı yolu ezerek villanın önünde durdum. Motor sustuğunda sessizlik bana bir huzur değil, daha çok bir uyarı gibi geldi. Elimi direksiyondan çekerken başımın içindeki uğultu hâlâ dinmemişti. Kapıyı açtım. Ayaklarım taş zemine bastığında gölgelerin içinden bir hareket fark ettim. Emre. Villanın girişinde, elleri cebinde bekliyordu. Yüzündeki ifade, biraz sabırsızlık biraz da endişeydi. Gecenin bu saatinde buradaysa, mesele sadece "önemli" değil, acil demekti. “Erken geldin,” dedim yaklaşırken. “Beklemektense anlatmayı tercih ederim,” diye yanıtladı kısa bir gülümsemeyle. Gözleri ciddiydi. Bu, sıradan bir gelişme değildi. Bir şeyler ortaya çıkmıştı.Kapıyı açtım, Emre arkamdan sessiz

