Emre’nin gözlerindeki o karanlık parıltı daha da belirginleşmişti. Direksiyonu çevirip aracı toprak bir yola soktu. “Korkmana gerek yok,” dedi sahte bir sakinlikle. “Her şeyin cevabını öğreneceksin. Ama biraz sabretmen gerekiyor.” Ne dediğini anlamadan cebinden ince bir şırınga çıkardı.İçindeki sıvı korkutucu bir şekilde parlıyordu. “Hayır… hayır, Emre, ne yapıyorsun?” dedim çığlık atarak. Kapı kolunu yokladım ama kilit hâlâ kapalıydı. Çırpındım, ellerimi çekmeye çalıştım ama Emre bir anda kolumu kavrayıp kıpırdamamı engelledi. “Beni zorlamanı istemezdim, Nisan,” dedi soğuk bir tonda. “Ama başka yol bırakmıyorsun.” “Yapma! Hayır!” diye bağırdım ama çok geçti. İğnenin ucu derime girdi, yanıcı bir sıcaklık damarlarımda hızla yayıldı. Çığlığım, boğazımda sustu. Gözlerim bulanıklaştı, dün

