Elmas sabahın beşinde yola çıktı. Trafik için değildi bu saat. Ankara'dan İstanbul'a erken çıkmak trafik açısından mantıklıydı ama Elmas trafik için yaşamıyordu. Sabahın beşi bir şehrin en dürüst saatiydi. Henüz kimse maskesini takmamıştı. Dükkânlar kapalıydı. Şehrin o büyük performansı başlamamıştı. Maskesiz bir şehir. Kendine benziyordu. Otoyolda giderken karanlık yavaşça açıldı. Gökyüzü önce mor, sonra gri, sonra o belirsiz, hiçbir renge ait olmayan sabah rengi. Bu geçişi severdi. Her sabah aynıydı ama her sabah farklı gelirdi. Babası söylerdi: Güneş her gün aynı yerde doğar ama bakan adam her gün farklıdır. Halit Çavuşoğlu. Her sabah gelirdi bu isim. Bazen erken, bazen geç, bazen sadece bir his olarak, adı olmadan. Otuz yıldır. Direnmemişti, direnmek boşunaydı. Kabullenmişti. Bab

