Boğaz'a bakan o steril dairenin perdelerinden sızan sabah ışığı, Baran'ın yüzüne düştüğünde gözlerini açtı. Bir an nerede olduğunu unuttu — o köhne otel odasının rutubetli tavanını arar gibi yukarı baktı. Ama tavan beyazdı, temizdi, yüksekti. Çarşaflar pamuk gibi yumuşaktı. Yastık koku vermiyordu. Ceyda'nın evi. Baran doğruldu. Başı ağrıyordu — dün gece çok az uyumuştu. Zihninde Ceyda'nın o buz gibi gözleri, Hakan'ın mesafeli sessizliği ve Melike'nin cevapsız sessizliği dönüp durmuştu gece boyunca. Yataktan kalktı, pencerenin önüne geçti. Boğaz sabahın erken ışığında bambaşka görünüyordu — o gece yarısı karanlığından sıyrılmış, gümüş ve mavi tonlarına bürünmüştü. Vapurlar çoktan kalkmıştı, martılar çığlık atıyordu, şehir uyanıyordu. Baran bu manzaraya baktı ve içinde tuhaf bir şey hiss

