Ceyda bastı. Çaldı. Bir kez. İki kez. "Ceyda." Babasının sesi — o her zamanki kısık, her şeyi tartan ses. Ama bu saatte aramasını beklemiyordu. Bu şaşkınlık sesinde gizliydi — çok ince, çok kısa. Ama Ceyda duydu. "Baba," dedi Ceyda. Sessizlik. Bu kelime — bu tek kelime — o bodrum odanın taş duvarlarında bile bir yankı bırakmış olmalıydı. Ceyda ona "Kudret Bey" derdi. Her zaman. Küçüklüğünden bu yana öğrenilmiş, içselleştirilmiş, artık ikinci doğası olmuş bir hitap. "Baba" demezdi. "Baba" çok yakındı. "Baba" çok açıktı. "Baba" o mesafeyi kaldırırdı. Bu gece Ceyda o mesafeyi kaldırmak istiyordu. "Seninle konuşmam lazım," dedi. Sesi titremiyordu — titrememesi için değil, gerçekten titremiyor çünkü bu karar içinde çok sağlam bir yere oturmuştu. "Dosya hakkında değil. Erkan hakkında deği

