Yenilginin Mahcubiyeti

303 Words
Uçak İstanbul'a inerken Erkan uyumuyordu. Koltuğa yaslanmış, gözleri yarı kapalıydı ama zihninde o toplantı odası vardı hâlâ. Elmas'ın sesi, son cümlesi... "Mezar kazıcı alsın." Bu cümle içine saplanıp kalmıştı. Çıkaramıyordu. Hostes geldiğinde viski istedi. Normalde uçakta içmezdi. Ama bu gece içti. Bir kadeh, sonra bir tane daha. --- Havaalanından çıkarken telefonu üç kez titredi. Kudret Bey. Erkan reddetti. Sonra suçluluk hissetti. Mantıklı değildi bu, çocukluktan kalma bir refleks gibiydi. Ardından öfke geldi. Araca bindi. "Doğruca eve," dedi şoföre. Şoför anladı, sormadı. --- Melike kapıyı açtığında yüzü hazırdı. Erkan'ı görünce bir şey sormadı, şaşırmadı. Sadece geri çekildi, içeri buyur etti. "Otur," dedi Melike. Sesi yumuşaktı. Sorgulamıyordu, yargılamıyordu. Erkan koltuğa yığıldı. Melike viski getirdi, önüne koydu. "İçmeyeceğim," dedi Erkan. "Biliyorum," dedi Melike. Sessizlik oldu. "Elmas Çavuşoğlu," dedi Erkan sonunda. "O kadın... Beni daha oturur oturmaz çözdü Melike." "Nasıl yani?" "'Kayınpederinizin gölgesi bugün masama ne kadar uzun düşecek?' dedi. İlk cümle buydu. Daha oturmamıştım." --- "O kadın başka bir şey için uğraşıyor Melike." Erkan bardağı bıraktı. "Ama ne olduğunu bilmiyorum. En kötüsü de bu." --- Bir ara sordu Erkan: "Kudret'ten bu kadar korkuyor musun?" "Korkmuyorum," dedi Melike. "Anlamaya çalışıyorum." Erkan'ın sesi alçaldı. "Bazen senin benden daha iyi düşündüğünü fark ediyorum." Kapıya yöneldi. Melike'nin gülümsemesi kapı kapanana kadar durdu orada. Kapı kapanınca silindi. --- Malikânede Kudret bekliyordu Erkan'ı. "Elmas Çavuşoğlu'nu küçümsedin. Onu inatçı, prensipli, eski kafalı bir kadın sandın. Oysa onun babası benimle aynı masada otururken sen daha kısa pantolon geziyordun." Döndü. "O kadını anlamadan o araziye dokunamazsın." Sessizlik. Erkan tamamladı: "Bu masadan düşerim." Kudret bir şey söylemedi. O sessizlik cevaptı. --- Arabada giderken Erkan'ın aklına bir şey geldi. Küçük bir düşünceydi, daha tam şekillenmemişti. Elmas'ın zayıf noktasını bulmak gerekiyordu. Bu fikir ona ait miydi? Yoksa bu sabah Melike'nin mutfakta, tezgâha yaslanmış, kafasında döndürdüğü şey miydi? İkisi de bilmiyordu. Ama aynı noktaya varmışlardı. Farklı yollardan, farklı niyetlerle.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD