Kalenin Gölgesinde

395 Words
Erkan o sabah muhasebe raporunu masasında bulduğunda saat henüz sekizdi. Muhasebe departmanından Serkan bir not düşmüştü: "Ankara projesi kaleminde hareket tespit edildi. Yönetim onayı bekliyor." Erkan kalemi aldı, rakamların üzerine eğildi. Para çıkmıştı. Paravan bir şirket üzerinden. Sistemi içeriden bilen birinin işi. Kalem elinden düştü. Sistemi içeriden bilen. Cümleyi tamamlamak istemedi. Ama tamamlamamak gerçeği değiştirmiyordu. --- Kudret'in ofisinde Erkan oturdu, bekledi. Kudret masadaki dosyalardan birini açtı, Erkan'ın önüne koydu. Muhasebe raporu. Ankara projesi kalemi. Eksi bir milyon. Erkan'ın kendi raporundan çok daha fazlası vardı önünde. "Bu hareketi sen yapmadın," dedi Kudret. "Ama senin sisteminden yapıldı." Erkan sayfaları çevirdi. Bu kadar iyi bilmek için... "Kim?" dedi Erkan. Sesi çıkmıştı. Düz, kontrollü ama altında bir şey vardı. Kudret cevap vermedi. Sadece baktı. O bakış her şeyi söylüyordu. --- Erkan malikâneden çıktığında koridor uzadı uzadı. Asansörde elini duvara dayadı, kendini tuttu. Melike. İsim kafasında çınladı. Peşinden on yıllık görüntüler geldi. İlk gece. Her sabah o kahve. Her zor günde o ses. Hüzün geldi. Bu adamın hayatında hüzün nadir gelirdi. --- Erkan öğleden sonra erken geldi eve. Melike koltuğunda oturuyordu, elinde kitap vardı. Işık loştu. Erkan girdi, karşısına oturdu. Uzun süre konuşmadı. "Ankara projesi," dedi sonunda. "O kalemden bir milyon çıktı. Kudret biliyor. Şimdi ben de biliyorum." Sessizlik. "Bu sistemi içeriden bu kadar iyi bilen..." Durdu, yutkundu. "...az insan var Melike." Cümleyi bitirmedi. Melike yüzüne baktı. İçinden bir şey saydı. "Ne söylemek istiyorsun Erkan?" Erkan ellerini açtı, avuçları yukarıydı. "Sormak istiyorum. Sadece sormak." Sesi kırılgandı. "Sen mi yaptın?" --- Melike kitabı bıraktı, kalktı. Erkan'ın yanına geldi, koltuğun kenarına oturdu. "Seni seven biri zor gününde seni korumaya çalıştıysa," dedi alçak sesle, "ve bu koruma sana pahalıya patladıysa..." Durdu. "...önce kendine sor. Neden bu kadar çok zor günün var?" "Bu cevap değil," dedi Erkan. "Hayır," dedi Melike. "Ama doğru soru." --- Erkan pencereye yürüdü, dışarı baktı. Döndü. "Gerçekten ne yapıyorsun Melike?" Melike yanına geldi. Omuz omuza durdular, camdan dışarı baktılar. "Hayatta kalıyorum," dedi Melike. "Her gün. Bu evde, bu şehirde, bu adamlarla çevriliyken... Her sabah kalktığımda hayatta kalmayı seçiyorum." Erkan uzun süre sustu. "Kudret seni görmek istiyor," dedi sonunda. Melike döndü. "Ne?" "Bu sabah söyledi. Doğrudan değil ama seni çağırıyor." "Ne dedin?" "Bir şey demedim. Önce sana sormak istedim." Bu cümlede beklenmedik bir şey vardı. Saygı belki. "Tamam," dedi Melike. Erkan baktı. "Tamam mı?" "Görüşeceğim. Ama koşullarım var." Erkan'ın kaşları kalktı. "Her zaman koşullarım vardı Erkan," dedi Melike. "Sadece sormadın." ---
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD