Melike o sabah erken uyandı.
Erkan hâlâ uyuyordu. Ona baktı bir süre. İçinde garip bir his vardı. Tehlike hissi. Zeminin altından gelen, adımlarının altında hissettiği türden.
Bir şeyler değişmişti. Ne zaman değiştiğini bilmiyordu.
---
O gün depoda Baran'ı gördü.
"Bir hata yaptım," dedi Baran.
Melike sustu.
"Bir adamla buluştum. Bilgi sattım." Durdu. "Seninle ilgili bilgiyi."
Oda buz kesti.
Melike yüzüne baktı. Gözlerini kaçırmadı. Sesi çıkmadı. Donmuş gibiydi ama donma dışarıya yansımıyordu.
"Hangi bilgiyi?" dedi sonunda.
Baran anlattı. Kartviziti, adamı, restoranı, söylediklerini. Hepsi bir bir döküldü ağzından.
---
"Artık her şey açığa çıktı," dedi Melike.
Erkan bilecek. Kudret zaten biliyor.
Üç cümle ardı ardına geldi. Her biri bir öncekinden ağırdı.
Melike masanın etrafından dolaştı. Baran'ın tam karşısında durdu.
"Kime sattın?"
"Bilmiyorum tam olarak—"
"Kime sattın Baran?"
"Bir adamdı. Kartvizitten başka bir şey bilmiyorum."
Melike derin bir nefes aldı. Verdi. Uzun, kontrollü.
"O adam kimin adına çalışıyorsa, şu an bu şehirde en değerli bilgi onun elinde. Erkan'ın sistemine girdiğimi biliyor. Ne yaptığımı biliyor."
---
"Neden?" dedi Melike sonunda. Sesi alçalmıştı. Öfke gitmiş, yerine yorgunluk gelmişti. "Neden ihtiyacın vardı buna?"
Baran baktı. "Güvende değildim. Parasızdım. İsimsizdim. Tutunacak dalım yoktu bu şehirde."
"Bana söyleyebilirdin," dedi Melike.
Bu cümle beklenmedikti. Baran'a da, belki Melike'ye de.
---
"Şimdi ne olacak?" diye sordu Baran.
"Şimdilik hiçbir şey." Melike ceketini aldı. "Sen görünmez kalacaksın. Ben öğreneceğim. O bilginin nereye gittiğini."
Baran kalktı, önünü kesti. "Melike. Ben seni—"
"Dur." Melike eliyle durdurdu. "Bunu şimdi söyleme. Söylersen ikimiz de duyamayız."
Baran sustu.
Melike kapıya yürüdü, döndü.
Baran hâlâ ayaktaydı. Omuzları düşmüştü.
"Görünmez kal," dedi Melike.
Kapı kapandı.
---
Arabaya bindiğinde bir süre çalıştırmadı motoru. Direksiyona iki eliyle tutundu, önüne baktı.
Baran'ı seviyordu.
Bu gerçekti.
Ama sevgi her şeyi affetmek demek değildi. Ve kör olmak demek hiç değildi.
Motoru çalıştırdı. Yavaşça sokağa çıktı.
---
O gece Kudret mesajı sabaha karşı dörtte aldı.
Baran, Kudret'in rakibine bilgi satmıştı.
Bu, Baran'ın hikâyesinin son sayfasıydı.
Ama Kudret'in aklında Baran yoktu. Melike vardı.
Kalktı, şömineye gitti. Soğumuş küllere bir odun attı, kibrit çaktı. Alevlerin tutunmasını izledi.
Melike.
Artık sıra sende.