10. Bölüm

1158 Words
Bugün okula gitmedim. Daha doğrusu gidemedim. Uyandığımda saat çoktan 11 olmuştu ve ben okula çok geç kalmıştım. Dün soğukta beklemenin acısını gece çekmişim. Annem tüm gece ateşimi düşürmek için uğraşmış. Neyse ki düşmüş de acile gitmek zorunda kalmamışız. Geç saatte şehre inmek külfetli. Sabah okula gitmeden Berk uğramış. Annem hasta olduğumu öğretmenlere iletmesini istemiş. Şimdi evde tembellik ediyorum. Kahvaltımı ettikten sonra odama çıktım. Saatlerdir telefonum kapalıydı. Dün yoldayken şarjı bitmişti ve ben uyandığımda telefonu şarj etmeyi akıl ettim. Şimdi telefonuma gelen bildirimlerin sonlanmasını bekliyorum. Arkadaşlarımdan arayanlar, mesaj atanlar olmuş. İçlerinde Berk de var. Önceliğimi kız arkadaşlarıma verip başıma gelenleri ve sonrasında rahatsızlanmamı kısaca anlatmamın ardından yabancı bir numaranın gece saatlerinde beni epeyce aradığını fark ediyorum. Doğal olarak siz kimsiniz, diye mesaj attım. Yabancının dönüşünü beklerken Berk’ten gelen mesajları okumaya başladım. “Neredesin Ece? Okuldan çıkarken neden bana haber vermedin?” “Telefonun niye kapalı?” “Mesajımı aldığında beni hemen ara?” “Ece bir sorun mu var?” “Lütfen saat kaç olursa olsun bana dönüş yap.” Belli aralıklarla gece saat 2’ye kadar bana ulaşmayı denemiş Berk. En son mesajı sabah saatlerinde, sanırım annemle konuştuktan sonrasına ait. “Geçmiş olsun Ece. Okuldan sonra sizdeyim. Bir yere gitme.” Demek beni merak etmiş. Aslında evden çıkmak isterdim şimdi sırf ona inat ama kendimi tam anlamıyla iyi hissetmiyorum. Yoksa mezarlığa uğramak isterdim. Alışkanlıktan mı yoksa merakımdan mı? Sanki yıllardır hayatımdaymış gibi Karmen’in yokluğunu hissediyorum. Belki dün gece gördüğüm rüyanın etkisi de vardır bunda. * Yabancı numaradan hâlâ dönüş yok. Birkaç mesaj daha attım ama iletilip iletilmediğini bile anlamadım. En sonunda merakıma yenik düşüp numarayı aramaya karar verdim. Fakat telefon kapalıydı. Gün içinde ara ara aradım. Ulaşamadıkça merakım da arttı. Gecenin bir vakti beni birkaç kez kim arar ki? “Ece, müsait misin? Berk seni görmek istiyor.” Bir sorun olduğunu anneme belli etmek istemediğimden Berk’i görmeyi kabul ediyorum. Kapıyı aralık bırakarak içeri geçiyor Berk. Pencerenin yanına konumlandırdığım berjere oturup nasıl olduğumu soruyor. Bu faslı hızlıca geçip esas konuya ani bir geçiş yapıyoruz. “Neden beni beklemedin?” “Neden bensiz döndün?” İkimiz de aynı konu hakkında farklı sorular soruyoruz birbirimize. Bu bizi biraz gülümsetiyor tabii. Gülüşmemizin ardından hızlıca başıma gelenleri Berk’e anlatıyorum. Araya girmeden beni dinliyor. Sonra sıra sende diyerek onun konuşmasını bekliyorum. Sınıfa geçmeden önce tuvalete gitmiş Berk. Sınıfa döndüğünde eşyalarım sıramda yokmuş. Beni aramış ama telefonum kapalıymış. Bir iki kişiye beni görüp görmediğini sormuş ama kimse görmediğini söylemiş. Sonra Melis benim çıktığımı söylemiş. “Eh, yarın Melis’e neden yalan söylediğini sorarız,” dedim Berk’in anlatması bitince. “Yapamayız Ece,” dedi Berk. Aklında başka bir konu varmış gibi görünüyor bunu söylerken. “Neden?” “İnanamayacaksın ama Melis bugün okula gelmedi.” Ben de bugün okula gitmemiştim. İnanamayacak ne var ki bunda? “Olabilir, karne haftası sonuçta,” diye cevaplıyorum Berk’i. “Melis’in ailesi geldi bugün okula. Anladığım kadarıyla kaydını almışlar.” “Ne diyorsun, niye ayrılmış ki?” “Ben de bilmiyorum. Yakın arkadaşı Selin’e sordum ben de.” “Eee ne dedi?” “Bilmiyormuş. Okuldan ayrılırken bir şey dememiş Melis. Hatta ayrılışına Selin de en az bizim kadar şaşırmış görünüyordu.” “Selin de bilmiyorsa zaten kimse bilemez.” “Bence de.” Bir süre daha Berk okulda ben yokken olanları anlattı. Bu sefer hava güzel diye yakar top oynamışlar. Tabii yine erkekler kazanmış. Keyfine diyecek yok. Eğlenceli sohbetimizin ardından annem yemeğe çağırdı. Serpil teyze de gelmiş, hep beraber yemek yedik. Yemekten sonra Berk’le salona geçtik. Yeni iyileşiyorum diye annemler sofrayı toplamamı istemedi. “Bir şeyler içer misin Berk?” Ev sahibi olarak misafirime dikkat etmeliyim. “Kendine ne alacaksan bana da al,” diye cevap veriyor Berk. Telefonuyla haşır neşir olduğundan üzerinde düşünmüyor tabii. Ben de tamam, diyerek mutfağa yöneliyorum. Annemler çoktan sofrayı toplamış bulaşık kısmına geçmişler. “Handan duydun mu olanları? Ayçalar gitti.” Ayça Melis’in annesi değil miydi? Kapı dinlemek iyi bir şey değil, biliyorum. Benimki kulak misafirliğini uzatmak. Melislerin neden gittiğini ben de öğrenmek istiyorum. “Yok duymadım. Hayırdır ne olmuş?” Bulaşıkları yıkarken konuşan annemler beni fark etmiyor. “Ayça eşiyle yemeğe çıkmış, şehirden eve geç dönmüşler. Melis bu sürede evde tek kalmış. Arkadaşını bekliyormuş galiba. Ama kızın son anda işi çıkmış, gelmemiş.” “Eee, ne olmuş sonra?” “Detaylarını bilmiyorum ben de. Kulaktan dolma bilgiler benimki de.” “Olsun anlat, merak ettim.” “Elektrikler gitmiş birden. Kızcağız da mum almak için mutfağa inmiş. Sonra evde biri dolanıyormuş gibi hissetmiş. Galiba bir gölge mi ne görmüş, evden çıkmaya çalışmış ama kapı kilitliymiş. Anahtarlar da ortalıkta yokmuş. O da giriş kattaki balkondan çıkmak istemiş. Balkona çıktığı an sert bir rüzgar esip balkon kapısını çarpmış. Kapı da kilitlenmiş, Melis dışarıda kalmış. Birden elektrikler gelmiş, tüm evin ışıkları yanmış. Balkonun ışığını gören ne kadar uçan canlı varsa balkonlarına gelmiş.” “Ee dün bizim elektrikler hiç kesilmedi. Sizde kesinti oldu mu?” “Yok, olmadı. Ama dur bununla da bitmedi.” “Melis korkudan çığlık atmaya başlamış tabii. Ama evde ne kadar sesli alet varsa çalışmaya başlamış. Kız da zaten balkonda olduğu için etraftan duyan da olmamış.” “Vah zavallı, nasıl korkmuştur kim bilir?” “Öyle, ailesi Melis’i balkonun bir köşesinde sessizce ağlarken bulmuş. Kız o kadar korkmuş ki ailesinin geldiğini bile idrak edememiş önce.” “Kimin başına gelse korkar bu durumdan. Zavalı çocuk...” “Ya öyle gerçekten. Kız kendine gelince ben daha bu evde durmam diye yıkmış ortalığı. Hemen hastaneye götürmüşler Melis’i. Sinirleri çok bozulmuş. Doktor başka yere taşınmalarını önermiş. Daha kalabalık olan bir şehre.” “Ondan apar topar gittiler dese ne.” “Ne yapsınlar başka? Tek çocukları sonuçta.” Duyduklarıma inanamıyorum. Neler olmuş öyle. Annemlere belli etmeden Berk’in yanına döndüm. “Kızım nerede kaldın, patladım burada.” “Şişşt, Berk sessiz ol.” “Ne oldu yine?” Ben de annemlerden duyduklarımı hızlıca anlatıverdim. Henüz üzerimden şoku atamadım. “Bizim buralarda hiç böyle şeyler olmazdı. Melis’e ben de üzüldüm.” Berk doğru söylüyor. O hâlâ benden şüpheleniyor olsa da onun da evine biri girmişti. Tabii nerede saklandığımı söylemek zorunda kalmamak için bunu dillendirmiyorum. “Berk hadi eve geçelim, baban da gelmiştir.” Serpil teyzenin seslenmesiyle Berk’le vedalaşıyoruz. Annem de beni odama gönderiyor dinleneyim diye. Sabah erkenden uyandım. Artık tamamen iyi hissediyordum. Okula da Berk’le beraber gittik. Eşyalarımı sınıfa bıraktıktan sonra idareye geçip başıma gelen durumu müdür yardımcısına anlattım. Hemen kamera kayıtlarına bakıp bana yardımcı olmaya çalıştı Bahar Hanım. “Hocam kim olduğunu görebildiniz mi?” “Sopayı kapı kulpuna mı dayamıştı, demiştin?” “Evet hocam. Görevli abla onu görüp kapıyı açmış.” “Tamam, koridorda sen arkadaşınla konuşurken sopa görünmüyor.” “Berk çıkmış kapıdan, sen çıkmamışsın.” Muhtemelen dışarıda kalmış olmasam Bahar Hanım da orada ne yaptığımızı sorardı. Ama başıma gelenlerden ve ardından da hasta düşmemden sonra hocamız soru sormuyor. “Evet hocam.” “İşte bu ilginç.” “Ne oldu hocam, kimmiş?” “Melis.” “Melis mi?” “Evet, Berk çıktığı an diğer koridordan elinde sopayla gelip seni oraya kilitlemiş.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD