Uzun süren sohbetlerden sonra Zehir’in delici bakışları altında nihayet kalkma kararı almışlardı. Aslında oldukça eğlenmiş olsamda yapmam gereken planlar ve çalışmam gereken derslerim vardı. En acısı ise yarın okula devam edeceğimdi... derslerden oldukça geri kalmış olsam da sevdiğim alanı seçtiğim için şanslıydım, fazla çalışmak beni germez veya yıpratmaz aksine daha çok mesleğimi sevmeme neden olurdu. Onları kapıya doğru geçirirken en arkada Zehir ve ben kalmıştık. İkizimin arasında kısa bir bakışma geçti. Zeytini andıran gözleri bal harelerimi yakmak için yaratılmış gibiydi. Öyle muazzam öyle değişik... Gözlerinde birer yangın vardı ve ben yangından doğmuş bir kadındım. Bu küllerinden doğmak değil yangın ile yaşamaktı. Birbirimize bakarken beklenilmedik anda beni belimden tutup kend

