Yaram hiç kapanmadı. Yeterince çabalamış mıydım bilmiyordum ama o yara hala açıktı. Dileyen içine tuz basıyordu dileyen üstünü kapıyordu. Tuhaf bir histi bu. Lal olmuş gibi tutulmuştum. Göğsüme adını mıh gibi kazıdığım adamın ismini daha yeni tanıdığım, belki de henüz tanıyamadığım bu adamdan duymak beni sersemletmişti. Dikiş tutmayan yaram az önce tekrar kanamaya başlamıştı. "Aylin?" Ürkek bir ifade ile yüzüne bakıyordum. Büyük ihtimalle yüzüm birçok şeyi anlatıyordu ama Eymen'in neyi anladığını bilmiyordum. "İyi misin?" Onunla göz temasını keserek önümüzdeki kahvaltılıklara baktım. İsimlerini unutmuştum. Hangisinin tadı nasıldı? Mesela böğürtlene benzeyen şu reçelin adı neydi? Kestiremiyordum. Fatih'in bendeki etkisi işte buydu. "Yanlış bir şey mi söyledim?" Konuyu kapatmak ve bur

