DOYMADIM+18

1338 Words
Aynı Sabahın İçinde Gece uzun sürmüştü. Karan’ın villasında her şey sessizdi. Beren ilk kez kendini gerçekten huzurlu hissediyordu. Uzun ve yorucu günlerden sonra sonunda yalnız kalabilmişlerdi. Karan ve Beren birbirlerine sarılmış, uzun süre konuşmuşlardı. Birbirlerine ne kadar ihtiyaç duyduklarını o gece gerçekten anlamışlardı. Gece ilerledikçe konuşmalar yerini sessizliğe bırakmıştı. Sonunda ikisi de aynı odada, aynı yatakta uyuyakalmışlardı. Sabah… Güneş ışığı perdelerin arasından odaya süzülüyordu. Beren yavaşça gözlerini açtı. Bir an nerede olduğunu anlamadı. Sonra başını hafifçe çevirdi. Yanında Karan vardı. Karan hâlâ uyuyordu. Saçları biraz dağılmıştı ve yüzü her zamanki sert ifadesinden uzaktı. Beren’in yüzü hafifçe kızardı. Biraz utandı. Dün gece olanları hatırlayınca kalbi hızlandı. Sessizce Karan’a baktı. Onun bu kadar sakin ve savunmasız görünmesi Beren’i gülümsetti. Yavaşça ona yaklaştı. Ve utana utana Karan’ın yanağını öptü. Tam geri çekilecekti ki… Karan’ın sesi duyuldu. “Günaydın.” Beren irkildi. Karan gözlerini açmıştı. Beren hemen yüzünü kapattı. “Sen… uyanmış mıydın?” Karan hafifçe gülümsedi. “Az önce.” Beren utangaç bir şekilde gülümsedi. “Ben… şey…” Karan onun elini tuttu. “Utandığını görmek ilginç.” Beren hafifçe güldü. “Normal değil mi?” Karan biraz yaklaştı. “Hayır.” Beren merakla baktı. “Neden?” Karan yavaşça fısıldadı. “Çünkü sen güçlü bir kadınsın.” Beren’in yüzü tekrar kızardı. Karan ona biraz daha yaklaştı. Beren’in kalbi hızla atıyordu. Sonra Karan hafifçe konuştu. “Sanırım sana hâlâ doyamadım.” Beren utangaç bir şekilde güldü. “Dün zaten saatlerce birlikteydik.” Karan gülümsedi. “Yine de…” Beren başını salladı. “Ben de doymadım.” Karan gülmeye başladı. Sonra Beren’i kendine çekti. Beren de gülerek ona sarıldı. O an odanın içinde sadece huzur vardı. Uzun zaman sonra… İkisi de ilk kez gerçekten mutluydu. Sabahın ilk saatleri geçmişti. Beren ve Karan hâlâ yataktaydı. Güneş ışığı odayı tamamen aydınlatmıştı. Beren başını Karan’ın omzuna yaslamıştı. Karan onun saçlarıyla oynuyordu. Odanın içinde huzurlu bir sessizlik vardı. Beren hafifçe gülümsedi. “Hayatımda ilk kez böyle bir sabah yaşıyorum.” Karan merakla baktı. “Nasıl bir sabah?” Beren gözlerini kapattı. “Sakin… güvenli… ve güzel.” Karan yavaşça konuştu. “Benim hayatımda bu kelimeler pek olmaz.” Beren başını kaldırdı. “Belki bundan sonra olur.” Karan ona baktı. Beren’in gözleri umut doluydu. Karan hafifçe gülümsedi. “Belki.” Tam o sırada kapı çaldı. Beren irkildi. Karan kaşlarını çattı. “Bu saatte kim?” Kapı tekrar çalındı. Karan yataktan kalktı. Bir tişört giyip kapıya doğru yürüdü. Kapıyı açtığında dışarıda Emir duruyordu. Emir içeri bakıp hafifçe gülümsedi. “Rahatsız ettim galiba.” Karan gözlerini devirdi. “Ne oldu?” Emir ciddileşti. “Abi… önemli bir haber var.” Karan hemen dikkat kesildi. “Ne haberi?” Emir yavaşça konuştu. “Selim’in ölümü bazılarını rahatsız etmiş.” Karan kollarını bağladı. “Kimleri?” Emir cevap verdi. “İstanbul’dan gelen bir grup.” Beren de o sırada kapıya yaklaşmıştı. “Kim bunlar?” Emir ciddi bir sesle söyledi. “Yeni bir mafya ailesi.” Karan’ın gözleri karardı. “İsimleri?” Emir derin bir nefes aldı. “Karadağ Ailesi.” Beren merakla baktı. “Ne istiyorlar?” Emir kısa ve net cevap verdi. “Şehri.” Karan hafifçe gülümsedi. Ama bu gülümseme tehlikeliydi. “Yanlış kapıyı çalıyorlar.” Beren Karan’a baktı. “Yine savaş mı?” Karan ona döndü. Sonra sakin bir şekilde konuştu. “Eğer gerekirse…” Beren derin bir nefes aldı. “Ben de seninleyim.” Karan birkaç saniye ona baktı. Sonra elini tuttu. “Biliyorum.” Ama tam o anda… Emir tekrar konuştu. “Abi…” Karan ona baktı. “Ne var?” Emir’in yüzü ciddiydi. “Karadağ ailesinin lideri bugün şehre geliyor.” Beren merakla sordu. “Kim?” Emir cevap verdi. “Leyla Karadağ.” Beren şaşırdı. “Kadın mı?” Emir başını salladı. “Ve çok tehlikeli biri.” Karan’ın yüzü tekrar sertleşti. “Demek oyun yeni başlıyor.” Villanın salonunda ağır bir sessizlik vardı. Karan pencerenin önünde durmuş, şehre bakıyordu. Şehir sabahın erken saatlerinde bile hareketliydi. Ama Karan’ın aklında tek bir şey vardı. Karadağ Ailesi. Arkasından Emir konuştu. “Abi, bu insanlar normal bir mafya ailesi değil.” Karan başını hafifçe çevirdi. “Biliyorum.” Emir devam etti. “İstanbul’da yarı yeraltı dünyasını kontrol ediyorlar.” Beren de salona gelmişti. Merakla sordu. “Peki neden buraya geldiler?” Emir cevap verdi. “Selim öldükten sonra bu şehirde büyük bir güç boşluğu oluştu.” Karan sakin bir şekilde konuştu. “Ve o boşluğu doldurmak istiyorlar.” Emir başını salladı. “Aynen öyle.” Beren biraz düşündü. “Bu Leyla nasıl biri?” Emir hafifçe gülümsedi. “Dürüst olmak gerekirse… çok korkutucu biri.” Beren kaşlarını kaldırdı. “Korkutucu mu?” Emir başını salladı. “Çok zeki, çok acımasız ve kimseye güvenmez.” Karan sessizce dinliyordu. Emir devam etti. “Babası eski mafya lideriydi. Ölünce bütün imparatorluğu Leyla devraldı.” Beren şaşırdı. “Tek başına mı?” “Evet.” Beren yavaşça konuştu. “Demek güçlü biri.” Karan o sırada döndü. “Güçlü olabilir.” Sonra ciddi bir sesle devam etti. “Ama burası benim şehrim.” Tam o sırada kapıdan bir adam içeri girdi. Karan’ın adamlarından biriydi. “Abi.” Karan ona baktı. “Ne oldu?” Adam cevap verdi. “Karadağ ailesinin konvoyu şehre girdi.” Emir hemen ayağa kalktı. “Bu kadar hızlı mı?” Adam başını salladı. “Evet.” Karan birkaç saniye düşündü. Sonra sakince konuştu. “Neredeler?” “Şehrin merkezine doğru gidiyorlar.” Beren merakla sordu. “Nereye?” Adam cevap verdi. “Büyük Marina Oteli.” Emir şaşırdı. “Şehrin en büyük oteli…” Karan hafifçe gülümsedi. “Demek dikkat çekmekten korkmuyor.” Aynı anda… Şehrin merkezinde uzun siyah arabalar ilerliyordu. Bir konvoy. İnsanlar merakla bakıyordu. En öndeki arabada Leyla Karadağ oturuyordu. Uzun siyah saçları vardı. Yüzü sakin ama soğuktu. Yanında sağ kolu Aras oturuyordu. Aras yavaşça konuştu. “Şehre hoş geldin.” Leyla camdan dışarı baktı. “Burası Karan Alp Arslan’ın şehri.” Aras başını salladı. “Evet.” Leyla hafifçe gülümsedi. “Artık değil.” Aras sordu. “Onunla görüşecek miyiz?” Leyla birkaç saniye düşündü. Sonra cevap verdi. “Elbette.” “Bu şehirde savaş başlatmadan önce rakibimi tanımak isterim.” Aras sordu. “Ya anlaşamazsanız?” Leyla’nın gözleri soğuklaştı. “O zaman…” “…bu şehir yanar.” Villada Karan silahını masaya bıraktı. Beren ona baktı. “Onunla görüşecek misin?” Karan kısa bir cevap verdi. “Evet.” Beren merakla sordu. “Neden?” Karan sakin bir şekilde konuştu. “Düşmanını tanımadan savaş başlatmazsın.” Emir gülümsedi. “Abi doğru söylüyor.” Beren biraz endişeliydi. “Bu tehlikeli olabilir.” Karan ona baktı. “Benim hayatım zaten tehlikeli.” Sonra Beren’e biraz yaklaştı. “Elbette dikkatli olacağım.” Beren başını salladı. “Ben de geliyorum.” Emir hemen konuştu. “Hayır.” Ama Beren kararlıydı. “Bu savaş benim hayatımı da etkiliyor.” Karan birkaç saniye düşündü. Sonra başını salladı. “Tamam.” Emir şaşırdı. “Abi gerçekten mi?” Karan sakin bir şekilde konuştu. “Beren güçlü biri.” Beren hafifçe gülümsedi. Ama o anda Karan’ın telefonu çaldı. Karan ekrana baktı. Bilinmeyen bir numaraydı. Telefonu açtı. “Evet.” Karşıdan bir kadın sesi geldi. Soğuk ama sakin bir ses. “Merhaba Karan Alp Arslan.” Karan’ın gözleri daraldı. “Leyla Karadağ.” Kadın hafifçe güldü. “Demek beni tanıyorsun.” Karan kısa cevap verdi. “Yeraltı dünyasında herkes seni tanır.” Leyla konuşmaya devam etti. “Seninle görüşmek istiyorum.” Karan sordu. “Neden?” Leyla’nın cevabı netti. “Çünkü bu şehirde ya ortak oluruz…” Bir an durdu. “…ya da düşman.” Villada herkes sessizleşmişti. Karan yavaşça cevap verdi. “Ne zaman?” Leyla konuştu. “Bu akşam.” “Marina Oteli.” Sonra son cümleyi söyledi. “Ve yanında Beren’i getir.” Beren şaşkınlıkla Karan’a baktı. Karan’ın yüzü sertleşmişti. “Beren’i nereden biliyorsun?” Leyla hafifçe güldü. “Ben her şeyi bilirim.” Ve telefon kapandı. Villada ağır bir sessizlik oluştu. Beren fısıldadı. “Bu kadın beni nereden tanıyor?” Karan’ın gözleri karardı. “Bilmiyorum.” Ama içinden bir ses… Bu kadının çok tehlikeli olduğunu söylüyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD