DOSYA

984 Words
Evin içi karanlıktı. Karan kasayı elinde tutuyordu. Koridordan çıkan adamlar silahlarını doğrultmuştu. Onların arkasında Selim Kara duruyordu. Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı. “Demek kasayı buldun.” Karan silahını kaldırdı. “Bir adım daha atma.” Selim omuz silkti. “Sakin ol Karan.” Sonra Beren’e baktı. “Merhaba Beren.” Beren korkuyla geri çekildi. “Benden ne istiyorsun?” Selim gülümsedi. “Babandan kalan şeyi.” Karan kasayı biraz daha sıkı tuttu. “Bu sana ait değil.” Selim başını iki yana salladı. “Yanılıyorsun.” Sonra yavaşça konuştu. “O kasa… bana ait.” Beren şaşkınlıkla sordu. “Nasıl yani?” Selim cevap verdi. “Baban bana büyük bir borç bırakmıştı.” Karan sert bir şekilde konuştu. “Beren’in bununla ilgisi yok.” Selim’in yüzü sertleşti. “Var.” Sonra Beren’e baktı. “Çünkü baban ölmeden önce bu kasayı sakladı.” Beren’in kalbi hızlandı. “İçinde ne var?" Selim gülümsedi. “Ben de onu öğrenmek istiyorum.” Karan bir adım öne çıktı. “Öğrenemeyeceksin.” Selim başını eğdi. “Emin misin?” Bir anda adamlarından biri Beren’i yakaladı. Beren korkuyla bağırdı. “Bırak beni!” Adam silahı Beren’in başına dayadı. Selim sakin bir şekilde konuştu. “Kasayı ver.” Karan’ın yüzü karardı. Emir hemen konuştu. “Abi yapma.” Selim tekrar söyledi. “Kasayı ver… yoksa kız ölür.” Beren’in kalbi deli gibi atıyordu. Karan birkaç saniye düşündü. Sonra kasayı yere bıraktı. Selim gülümsedi. “Akıllıca.” Adamlarından biri kasayı aldı ve Selim’e verdi. Selim kasayı eline aldı. Tam o anda… Karan’ın gözleri Emir’e kaydı. Emir bunu fark etti. Ve bir anda silahını ateşledi. Evde bir anda çatışma başladı. Kasa Beren’in Elinde Beren’in elleri titriyordu. Silah hâlâ Selim’e doğrultuluydu. Salonun içi sessizleşmişti. Herkes nefesini tutmuştu. Selim alaycı bir şekilde gülümsedi. “Gerçekten ateş edebileceğini mi sanıyorsun?” Beren’in kalbi deli gibi atıyordu. Ama gözlerini ondan ayırmadı. “Kasayı bırak.” Selim başını eğdi. “Hayır.” Tam o anda… Bir silah sesi duyuldu. Bang! Kurşun Selim’in eline isabet etti. Selim acıyla bağırdı. “Elim!” Kasa elinden kaydı. Yere sert bir şekilde düştü. Herkes bir an dondu. Karan hızla Beren’e baktı. “Şimdi!” Beren hemen öne atıldı. Yerdeki kasayı aldı. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Selim geri çekiliyordu. Yaralı elini tutuyordu. Gözleri öfkeyle parlıyordu. “Bu bitmedi!” Adamlarına bağırdı. “Geri çekilin!” Selim’in adamları hızla kapıya doğru kaçmaya başladı. Emir ateş etmeye devam etti. Ama Selim çoktan dışarı çıkmıştı. Kapının önünde arabaların sesi duyuldu. Birkaç saniye sonra… Sessizlik. Karan derin bir nefes aldı. Sonra Beren’e döndü. “İyi misin?” Beren hâlâ kasayı tutuyordu. Ellerinin titrediğini fark etti. “Sanırım…” Sonra kasaya baktı. “Bunu gerçekten babam mı sakladı?” Karan kasaya baktı. Yüzü ciddiydi. “Evet.” Emir yanlarına geldi. “Abi… açacak mıyız?” Salon bir anda sessizleşti. Beren kasaya baktı. Kalbi hızlandı. “İçinde ne olduğunu öğrenmek istiyorum.” Karan birkaç saniye düşündü. Sonra başını salladı. “Tamam.” Kasayı masanın üzerine koydu. Şifreli kilide baktı. “Şifre lazım.” Beren düşündü. Babası… Eski anılar… Bir anda aklına bir şey geldi. “Bir dakika…” Kasaya yaklaştı. Ve şifreyi çevirdi. 1… 9… 9… 8 Klik. Kasa açıldı. Emir şaşkınlıkla konuştu. “Vay be…” Ama Karan’ın yüzü bir anda sertleşti. Çünkü kasanın içinde… Bir dosya vardı. Ve dosyanın üstünde tek bir isim yazıyordu. KARAN ALP ARSLAN Beren şaşkınlıkla ona baktı. “Karan…” Karan’ın gözleri kararmıştı. Çünkü o dosyanın ne olduğunu çok iyi biliyordu. Dosyanın İçindeki Gerçek Salon sessizdi. Kasa açılmıştı. Masada duran dosyaya herkes bakıyordu. Beren yavaşça dosyayı aldı. Üzerinde tek bir isim yazıyordu. KARAN ALP ARSLAN Beren kaşlarını çattı. “Karan… bu ne demek?” Karan hiçbir şey söylemedi. Yüzü karanlık bir ifadeye bürünmüştü. Beren dosyayı yavaşça açtı. İlk sayfada eski bir fotoğraf vardı. Bir kadın… Bir adam… Ve küçük bir çocuk. Beren fısıldadı. “Bu…” Karan sert bir sesle konuştu. “Annem ve babam.” Beren fotoğrafa baktı. “Peki bu dosya neden burada?” Sayfayı çevirdi. Altında bir rapor vardı. Ve kalın harflerle yazılmış bir cümle. “Saldırı emrini veren: Azad Demir.” Beren donup kaldı. “Azad Demir…” Bu isim… Babasıydı. Beren başını kaldırdı. Gözleri korkuyla dolmuştu. “Bu… bu doğru olamaz.” Karan hiçbir şey söylemedi. Beren sayfayı tekrar okudu. Raporda yazıyordu: “Azad Demir tarafından verilen emir sonucu Alp Arslan ailesine saldırı düzenlenmiştir.” Beren’in elleri titremeye başladı. “Hayır…” Başını salladı. “Babam böyle bir şey yapmaz.” Karan’ın sesi buz gibiydi. “Yapmış.” Beren ona baktı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. “Buna inanıyor musun?” Karan birkaç saniye sustu. Sonra yavaşça konuştu. “Yıllardır bunun doğru olduğunu sanıyordum.” Beren’in kalbi sıkıştı. “Ne demek bu?” Karan gözlerini ona çevirdi. “Babam ve annem öldüğünde…” Bir an durdu. “…herkes bunun arkasında Azad Demir’in olduğunu söyledi.” Beren geri adım attı. “Yani…” Sesi neredeyse duyulmuyordu. “Benden nefret mi ediyorsun?” Karan hemen cevap vermedi. Salon ağır bir sessizliğe büründü. Sonra yavaşça konuştu. “Eğer bu doğruysa…” Gözleri karardı. “…sen düşmanımın kızısın.” Beren’in kalbi kırılmıştı. “Ben bunu bilmiyordum.” Karan sert bir şekilde konuştu. “Ben de bilmiyordum.” Tam o sırada Emir dosyanın başka bir sayfasını çevirdi. Bir anda durdu. “Abi…” Karan ona baktı. “Ne oldu?” Emir şaşkınlıkla konuştu. “Burada başka bir şey daha yazıyor.” Karan kaşlarını çattı. “Ne?” Emir yavaşça okudu. “Saldırı emri Azad Demir adına verilmiştir… Ama emri veren kişi farklı olabilir.” Beren hemen sordu. “Kim?” Emir sayfayı çevirdi. Ve yüzü bir anda değişti. “İsim burada…” Karan sert bir sesle sordu. “Kim?” Emir başını kaldırdı. Ve söyledi. “Selim Kara.” Salon bir anda buz kesildi. Karan’ın gözleri karardı. “Demek oyun buydu…” Beren fısıldadı. “Selim… ikimizi de kandırmış.” Karan’ın sesi soğuktu. “O zaman…” Silahını aldı. “…bu savaş yeni başlıyor.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD