16

1636 Words
Nefes alamıyordum sanki. Sıkışık kabinde üstüme on kiloymuş gibi gelen gelinlik ve aksi gibi tam zamanında sıkışan fermuar! Ben çekmeye çalıştıkça inatla üste gitmiyordu sanki. "Aslı! Aslı! Baksana bir buraya!" Hay ağzına sıçayım Aslı. Elli saattir onu seç, bunu seç diye peşimde geziyorsun. Tam sana işim düştü, ortadan kayboldun. Şaka gibisin yemin ederim. "Bir şey mi oldu?" Ateş'in sesini duyduğumda kalbim gümbür gümbür atmaya başladı. Anlatsa mıydım acaba derdimi, belki yardım çağırırdı? "Aslı'yı çağırsana bana lütfen!" "Aslı yok." "Nasıl yok?" "Başka müşteri geldi, onunla ilgilenmeye gitti. Ne oldu? Bir sorun mu var?" "Bana başka kız bulsana. Aslı'dan başka. Kimse mi yok?" "Ne olduğunu anlatacak mısın artık?!" Sert sesini duyduğumda yutkundum ve ne olduğunu açıklamaya başladım. "Şey oldu." "Fermuarım sıkıştı, çıkmıyor. Çekemiyorum." "Tamam aç kapıyı." Ne? O mu gelecekti fermuarı açmaya! Korkuyla yutkundum. "Yok sen değil, Aslı gelsin. Ya da başka bir kız..." "Aç kapıyı dedim Rüya!" Sesi çok sert çıkmıştı ve beni korkutmuştu. Kapının kilidini hızlıca açtığımda içeri girdi. Zaten kabin sıkışıktı. Onunla nefeslerimiz değmeye başladı. Kalbim de aynı hızla çarpmaya tabii... "Dönsene arkanı." dedi fısıltıyla. Kimsenin duymasını istemiyordu, daha evlenmemiştik. Aynı kabinde olmamız yanlış anlaşılabilirdi. Bana göre böyle bir şeyin genel olarak sorun olmaması lazımdı. Sonuçta isteyen istediğini yapardı ama milletin ağzı torba değil ki büzesin, herkes dedikodu peşinde tabii... Dediğini yapıp arkamı döndüğümde fermuarı oynatmaya çalıştı ama olmadı. "Bu bildiğin sıkışmış, nasıl becerdin?" Duyduğum şeyle iyice sıcak bastı bana. "Bilmiyorum. Oldu işte. Düzeltemez misin, böyle durumlarda ekstra para alıyorlar. Burada çalıştığım için biliyorum. Gerek yok fahiş fiyat ödemeye, düzeltmeye çalış." "Öderiz ne olacak? Bir şey olmaz." Tabii zengin adamın hâli başka oluyor... "Gerek yok." dedim kesin bir ses ile. "Düzeltmeye çalış." "Üstündeyken düzeltemem. Gelinlik sana dar gelmiş çünkü. Soyman lazım." Anında kıpkırmızı kesildim. Ne diyeceğimi bilemedim. Ama beni yarı çıplak görmek için söylemediğine emindim. Haklıydı. Gelinlik dar gelmişti, ben zorlamıştım. Fermuar da o yüzden bozulmuştu. "Parasını öderiz, önemli değil." "Hayır." diye itiraz ettim. Patronun milleti nasıl kazıkladığını biliyordum. "Sırf müşteri bozsun diye bozuk fermuar koyuyor bazen. Ekstra para almak için. Haram zıkkım olsun, ödemeyelim ona." Ateş bıkkın bir ses ile söze girdi. "Yahu sana ne? Ben ödeyeceğim parayı? En fazla iki üç bin alır. Abartma sen de." "Ben bu gelinliği beğenmedim. Ayrıca iki üç bin az para mı? Hem madem evleneceğiz sen ödemişsin, ben ödemişim fark etmez. Gelinliği çıkart sen, ben hiçbir şey olmamış gibi yerine koyarım bir şey olmaz." "Sen çok fenasın." dedi anlamını çözemediğim bir sesle. "İltifat olarak alıyorum." dedim ben de kinayeyle. "Sen çık, ben gelinliği soyayım. Sonra tekrar girer yaparsın fermuarı bir şekilde. Yani ben de yaparım da, çok güç gerektiriyor. O yüzden." Beni şaşırtacak bir şekilde itiraz etmedi ve tamam deyip kabinden çıktı. İster istemez rahatlamıştım. Hızlıca gelinliği soymaya çalışırken üstümden çıkmadığı fark ettim. Siktir ama ya! Ateş'i kabinden çıkarmıştım ama olmuyordu. Soyamıyordum. İnat edip denesem mi acaba? Saçmalama Rüya! Binbir güçlükle gelinliği aşağı çekmeye çalıştım. Ateş'in evlenmeden beni yarı çıplak görmesini istemiyordum. Bari evlenince... Ay ne saçmalıyorum ben ya! Aslı da yoktu ki yardım etsin bana! Öfkeyle homurdandığım sırada aptal gelinlik nihayet üstümden çıkmıştı. Hızlıca üstüme kot ve tişörtümü geçirdim. Ardından Ateş'i çağırıp fermuarı itebileceği son yere kadar itmesini istedim. Ateş fermuarı ittiğinde nihayet olay kapanmıştı, ben de gelinliği astıya asıp yerine koydum. "Bugün gelinlik denemeden ayrılsak buradan olmaz mı? Başka zaman geliriz?" Teklifi kabul etmeyeceğini belirten gözlerle bana baktı. "Olmaz, işim gücüm var ancak bir günlüğüne gelebildim. O da bugün. Sen de bunu iyi değerlendir." Harika. Eski uyuz ve gıcık aynı zamanda sinirli Ateş coming... "Tamam." dedim üzüntülü bir sesle. "Ama ben bir gelinlik daha görürsem midem bulanacak. O yüzden sen seç. Ve onu alıp gidelim." Kaşlarını olmaz der gibi çattı. Allah aşkına, bu adamın mutlu bir yüz mimiği yok muydu hiç? Hep ya sinirli oluyordu, ya da öfkeli. Başka bir duygu hiç yoktu sanki yüzünde. Şaka gibi! "Ben ne anlarım gelinlikten! Seçemem ben." "Ya inan etme, seç işte!" dedim ama sesim fısıltı ile çıkmıştı. Deneme kabinlerinin olduğu yerde kimse yoktu. O yüzden rahat rahat konuşabiliyordum ama yine de sesin temkinliydi. "Ayça mı neydi arkadaşının ismi, ona söyle o seçsin." Aslı. Ama düzeltme gereği duymadım. Aslı'nın ismini bilse ne olurdu, bilmese ne olurdu? Hiç. Hatta mümkünse çevremdeki kızlarla hiç konuşmasın. Ne kadar sevmesem de kıskancım. "Yapma bir şey istemiyorum. Ben de kabahat zaten. Senin ile normal anlaşabileceğimizi ben düşündüm. Yanılttınız beni her zamanki gibi Ateş Bey!" Deneme kabinlerinin olduğu bölümden hızlı adımlar ile ayrılacakken hızla kolumdan tutup beni durdurdu. "Sen bana trip mi atıyorsun şimdi?" "Yo, ne münasebet? Ben kimim ki size trip atayım? Koskoca Ateş Karahisar'sınız siz. Haşa, size laf etmek benim ne haddime!" diye sinirli sinirli konuşup gitmek için bir hamle yaptım ama kolumu sıkı sıkı tutan güçlü elleri beni bırakmadı. Ve yüz ifadesine bakılırsa birazdan ondan güzel bir azar yiyecektim. "Doğru konuş yoksa kötü olur!" Tehdidi ile birlikte yüzüme sahte bir şaşkınlık ifadesi yerleştirdim. "Yanlış bir şey söylediğimi düşünmüyorum!" Sonunda bıkkın bir nefes verdi ve deneme kabinlerinin olduğu yerden ayrıldı. Tabii ben de peşinden gittim. Sonunda gelinliklerin olduğu askılıktan rastgele bir model çıkardı. Straplez, etek kısmında çiçekleri olan dantelli ve fazla güzel bir modeldi elindeki. "Bunu seçtim. Giy." "Ne ara seçtin?" dedim şaşkınlıkla. "Rastgele seçtim işte. Giy şimdi. Üstüne oturursa bunu alıp çıkıyoruz ve ben bu çileye daha fazla katlanmıyorum." Elindeki modele son kez bir göz ucuyla baktım. İtiraf etmek gerekirse belki de mağazanın en güzel gelinliği idi elindeki. Nasıl olur da rastgele en güzelini seçmişti aklım almıyordu. Bir adamın kusursuzluğu her yerde mi işler ya? "Tamam ver deneyeceğim." dedim ve kabine giderken gözlerim, uzaktan bizi izleyen Aslı'ya takıldı. Elim, Ateş'in ellerinin üstündeydi ve uzaktan pempe bir çift gibi göründüğümüze emindim. Sanırım Aslı da olayı yanlış anlamıştı. Ah Aslı, ah! Sen olayın bir de iç yüzünü bilsen. Şiddet mi dersin, intihar mı dersin, kavga mı dersin, kaos mu dersin... Ne ararsan var yemin ederim! Tabii, davulun sesi uzaktan hoş gelir. Sen bir de içini gör ama! Gelinliği Ateş'in elinden çekip deneme kabinine doğru ilerlediğimde Aslı'nın da peşimden geldiğini gördüm. Ateş'in ise en son telefonu çalmıştı ve sanırım iş ile ilgili biriyle konuşuyordu. Güya bugününü bana ayıracaktı ama yedi yirmi dört iş ile ilgili telefonları cevaplamakla meşguldu. Böyle yapmasa belki şu alışveriş işi çok daha hızlı bitecekti ya neyse... "Bakıyorum psikopat dediğin adam ile iyi anlaşmaya başlamışsın." Aslı'nın sesindeki kinaye tonu ister istemez rahatsız etmişti beni. Kaşlarımı çatarak ona baktığımda gözlerinde kötü bir duygu görmüyordum ama yine de sinirlenmiştim, elimde değildi. "Lise arkadaşım Ateş. Evlenmeden önce onu tanımadığım için öyle tepki verdim." Artık mutsuz olduğumu gizlemeye karar vermiştim. Evet, Ateş ile iyi anlaşamıyordum belki ve de ömrümün sonuna kadar iyi anlaşamayacaktım onunla. Ama bunu en yakın arkadaşım bile olsa kimseye söylememeye karar verdim çünkü... Çünkü insanların bana acıyan gözlerle bakıp vah yazık mutsuz bir evliliği var diyen sözlerle beni vurmasını istemiyordum. Ve bu yüzden mutluymuş gibi rol kesecektim artık. "Yani mutlusun?" dedi Aslı emin olmak ister gibi bana bakıp kaşlarını kaldırırken. "Sayılır." dedim zira bu yalana daha fazla devam etmek istemiyordum. Aslı'ya kolay kolay yalan söylemezdim ama sanırım artık yalan denen bu meret yavaş yavaş hayatımın bir parçası hâline gelmeye başlayacaktı. Aslı'nın bana başka bir şey demesine izin vermeden kendimi kabine attım ve üstümdekileri hızlı bir şekilde soydum. Yemin ederim ki gelinlik denemekten gına gelmişti, artık kusacak raddedeydim. Hem asabım bozulmuştu, hem sinirim... Bunca ay gelinlikçide çalışıp bir tane bile gelinlik denememiştim diğer arkadaşlarımın aksine. Aslı bile en az on tane gelinlik denemiştir evlenmeyecek olmasına rağmen. Ama ben sevmiyordum işte. Evlilik bana göre değildi. Hele de istemediğim biriyle evlenecek olmak işi iyice çığrından çıkarmıştı sanki. Bu seferki gelinlik üstüme tam oturdu. Tuhaf bir şekilde diğerlerinin aksine bu dar olmamıştı çünkü göğüslerim büyüktü, bu yüzden çoğu gelinlik dar geliyordu. Ama bu straplez olduğu için iyi durmuştu üstümde. Sadece göğüs kısmı biraz dekolteliydi ama olsun. Benim için sorun yoktu. Kendimi güzel hissedince nedensizce at kuyruğu yaptığım saçımı açmak istedim. Zaten Ateş olacak o psikopat çeke çeke mahvetmişti saçımı ya neyse... Omuzlarımdan aşağı doğru dökülen uzun ve dalgalı saçlarımı açıp serbest bıraktım. Makyajım da tuhaf bir şekilde hâlâ bozulmamıştı. Hafif bir makyaj yaptığım için sanırım. Ama neyse, bana göre fena olmamıştım. Nedensiz bir ürperti geldi üstüme ve ellerim titredi. Titreyen ellerim ile kabin kapısını zorlukla açıp dışarı çıktığımda Ateş ile Aslı ve diğerleri sanki beni beklemek için bu anı bulmuş gibi deneme bölümünün yanında durmuşlardı. Ateş onlardan biraz uzakta telefon ekranında kaşları çatık bir şekilde birine mesaj yazıyordu. "OHA! RÜYA!" "İnanmıyorum, şaka gibi yemin ederim!" "Çok güzel olmuşsun!" Diğerlerine bakmadan sadece Ateş'e baktım. O da diğerlerinin sesini duyunca kafasını kaldırıp bana bakma zahmetini göstermişti nihayet. Gözleri dehşet ile açıldı. Uzun süre bana baktı ve hiç konuşmadı. Beğenmemişti sanırım. Ama onun aksine diğer kızlar beni iltifat yağmuruna tutmuş ve tutmaya da devam ediyordu. "Harika olmuşsun var ya! İstanbul'un en güzel gelini olabilirsin yemin ederim sana!" "Cidden..." diyerek Ceren'i destekledi Melek. "Yani güzel kızsın, gelinlik tabii ki üstünde güzel duracak. Ama bu kadarı... Pes yani. Mükemmel de değil, mükemmel ötesi olmuş yemin ederim." "Benim arkadaşıma çuval giyse yakışır." dedi Aslı gülerek. "Öyle değil mi enişte?" diyerek de Ateş'e döndü. Ne ara samimi olmuşlardı Ateş ile? Enişte falan diyordu? Kıskanmamıştım ama şaşırmıştım. Ateş ise Aslı'nın sorusunu duyduğunda başını olumlu anlamda salladı. "Çok güzel olmuşsun." Dehşet içinde açıldı bakışlarım. Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı. Ateş değil bana, hayatında ilk kez bir kıza iltifat ediyordu! Liseden beri ona yaklaşan her kıza ters davranan bu adamın ilk defa iltifat ettiğini duymuştum. Saşkımdım, hem de çok. Gözlerine bakılırsa tepkisinde samimiydi, yalan söylemiyordu. "Alalım bunu gidelim. Daha çok işimiz var." Elini bana uzattığında uzattığı eli tuttum. Diğer kızların Aslı da dahil imrenen gözlerle bizi izlemesi aşırı derecede hoşuma gidiyordu. Hayatım boyunca hiç başrol, özenilen ve kıskanılan kız olduğumu hissedememiştim. Hep arka planda kalmıştım ama şimdi... Şimdi ilk defa hissediyordum ve bu mükemmel bir histi. Ateş de oyunu bozmadı. Bana iyi davrandı. Tuhaf ama o da dışarıdan mutlu bir çiftmişiz gibi görünmemizi istiyordu sanırım. Ve ben... Ben bu zoraki evlilik olayından sonra kendimi ilk defa iyi hissediyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD