10| Festival [PART 2]

561 Words
"Ah! Hadi ama Jess, masanın üzerinde bir ton kalemin var al birini gitsin." Gözlerimi devirdim, "Onların açıları farklı. Ben B2 kalemini arıyorum." Arkam ona dönük olmasına rağmen kaşlarını çattığını hissetmiştim, "Ne alaka anasını satayım hepsi kalem değil mi bunların?" Omzumun üzerinden ona döndüm, "Şu ağzını düzeltmeye bak bence sen, ingilizler tarafından taşlanma." Elini umursamazca savurdu, "Kıçımın bi tarafında ya zaten." Önüme dönüp yatağın altına baktım. Tanrım! Cidden neredeydi bu kalem? Oysa daha yeni almıştım. "Hey, aradığın bu mu?" Omzumun üzerinden Sera'ya döndüğümde elinde tuttuğu kaleme baktım. "Az çevirsene." Elinde biraz çevirdiğinde gözlerimi kıstım. Dilimi şaklatıp tekrar önüme döndüm, "Hayır, o B6 kalemi." Onu göremesem de ufak tıkırtıdan kalemi gelişi güzel attığını anlamıştım. Yatağın altında da olmadığını anladığımda doğrulup üzerimi sirkeledim. Saat en son baktığımda 19.03 idi fakat şimdi 19.38 civarı olduğunu duvardaki analog saatten anlamıştım. Yaklaşık yarım saattir bir kalem arıyordum fakat odamı talan etmeme rağmen hiç bir yerde bulamamıştım. Sera'ya döndüğümde kaşlarını çatmış bir vaziyette yere bakıyordu. Ona baktığımı fark edince mimiksiz suratını bana döndü. "Bana bir bardak su getirir misin?" diye sordu birden. Bir iç çekip başımla onayladım ve kapıya yöneldim. Koridorda yürürken elimi kaldırıp saçımın bir tutamını sağ kulağımın arkasına yerleştidiğimde aklıma gelen şeyle adımlarım durdu. Ah! Bugün suyun içine girdiğimde kulağımın arkasındaki sakladığım izin üstündeki fondöten dağılmıştı. Üzerine yeniden kapatmayı unutmuş olmalıyım. Hemen yan odaya girip annemlerin yatak odasına daldım. Annem'in makyaj masasından ten rengime en uygun fondöteni alıp süngerle kulağımın arkasına sürmeye başladım. Keskin ve ürkütücü çizgileri vardı, bir yara izi olamayacak kadar düzgün çizilmişti fakat doğuştan olamayacak kadar da garipti. Annemin ten rengi bana kıyasla biraz daha esmere kaçıyordu, bu yüzden bu fondöten kulağımın arkasındaki izi saklamak yerine açık açık ben buradayım! diye bas bas bağırıyordu. İç çekip masanın üzerinden beyaz bir kapatıcı alıp fırçayla fondöten'in üzeeine biraz yayarak ten rengimle uyuşturmaya çalıştım. Gözlerim masanın üzerinde gezinirken birden kulağımın arkasında hissettiğim sancıyla gözlerimi yumdum. Ardından göz kapaklarımı eşeleyen beyaz bir ışık gördüğümde kalbim birden hızlanmaya başlamıştı. Göz kapaklarım anında aralanırken hayretler içinde aynadaki yansımama baktım. Kulağımın arkasında kalmış elimin altında beyaz bir ışık yayılıyordu. Gözlerim kocaman aralanırken elimde ne varsa hepsini masaya atıp aynadan uzaklaştım. Gözlerimi bir kaç kez kırpıştırdığımda sanki zihnim az önce gördüklerimi yalanlamak istiyormuş gibi her şey normaldi. Kulağımın arkasında bir ışık yoktu, acı yoktu... bu daha önce de olmamış mıydı? Tedirgince masaya yaklaştığımda yüzüme düşen saçlarımı kenara çekip kulağımın arkasına baktım. Ne görmek istediğimi bilmiyordum ama gördüğüm tek şey ten rengime uydurduğum fondöten iziydi. Alel acele kapatıcının kapağını örtüp masadaki yerine bıraktım, ardından fırçayı ve fondöteni de yerlerine yerleştirdim. Aynada bir kaç saniye kendimle bakışma sonucunda adımlarımı hızlandırıp odadan çıktım. Merdivenlerden inmeye başladığımda mutfağa girip bir bardağa su doldurup ilk önce kendim içtim. Sonra başka bir bardak alıp Sera'ya doldurdum ve merdivenlere yöneldim. İyice deliriyordum öyle değil mi? Son basamağıda çıkıp koridordan odama geçtim. Sera sarı koltukta oturmuş elindeki kalemi evirip çeviriyordu. Geldiğimi gördüğünde kalemi biraz daha yukarı kaldırdı. "Aradığın kalemi buldum." Kaşlarım havalanırken bardağı ona uzattım ve kalemi elinden aldım. "Nereden buldun?" Bir kaç saniye gözlerini kırpıştırsa umursamazca omuz silkip, "Pencere'nin arkasındaki mermerin üzerindeydi." dedi. Şaşkınlıkla gözlerimi araladım, "Oraya bakmak hiç aklıma gelmezdi doğrusu." Omuz silkip suyu bir dikişte içti. Ayağa kalktığında, "Hadi." dedi sabırsızca, "Nereye gidiyorsak gidelim artık." Sera kapıdan dışarı çıktığında bir süre boş gözlerle önüme baktım. A fallama sürem sonunda son bulduğunda sert bir iç çekişle birlikte çantamı kaptığım gibi odadan çıktım. Karma tam bir sürtük!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD