bc

Şekerpare

book_age16+
1.2K
FOLLOW
13.5K
READ
family
love after marriage
age gap
friends to lovers
powerful
mafia
drama
sweet
bxg
musclebear
like
intro-logo
Blurb

Bir yanlış...iki hayat...bedel ödeyen iki kalp

Biri Avrupa'da büyüdü. Diğeri töreyle büyüdü. Aynı evde yaşamaya mecbur kaldılar.

Ezgi, kardeşinin yaptığı düşüncesizliğin bedelini ödemek zorunda kalacağını hiç düşünmemişti.

Sadece bir tatil için geldiği Mardin, onun için artık geri dönüşü olmayan bir kaderin başlangıcı olacaktı.

Karahanlı Konağı'nın sert kuralları, yıllardır ayakta duran töreler ve kimsenin karşı çıkamadığı kararlar...

Bir yanda özgürlüğüne düşkün Ezgi...

Diğer yanda duygularını göstermeyi zayıflık sayan Berat Karahanlı...

İkisi de istemedikleri bir hayatın içine sürüklenirken, nefretle başlayan bu yolculuk zamanla birbirlerinin en güvenli limanına dönüşebilecek miydi?

Çünkü bazen kader, en güzel hikâyeleri en yanlış başlangıçlarla yazardı.

chap-preview
Free preview
1. Şekerpare
Bu topraklar... Fazlasıyla değişik ve benim dünyama çok uzak kalan topraklar. Hem mesafesiyle hem kültürüyle ama bir o kadar da insanı kendine âşık ediyordu. 2026 Haziran ayı... Burada olma sebebimiz canım kardeşim Emre'ydi. Tutturmuştu, "Doğu turu yapalım." diye. Maraş, Antep, Urfa'yı gezip Mardin'e gelmiştik. Bu tur olayı hiç de fena olmamıştı aslında. Doğu insanına ve kültürüne hep bir merakım, bir hayranlığım vardı. Evet, farklılardı ama kim farklı değildi ki? Belki de fazla Kürt-Türk ayrımı yapıldığı için insanların bu topraklara ve insanlarına karşı düşünceleri farklıydı. Lakin ben... "Dünya'dan Ezgi'ye alo." demişti annem. "He-ne var anne?" demiştim. Kaşını havaya kaldırıp bana baktı. "Daldın gittin, iyi misin?" deyip önündeki kahvesinden bir yudum aldı. Sesli bir nefes vererek ofladım ve anneme baktım. Canım kardeşim Emre, arkadaşının burada olduğunu söyleyip bizi ekmişti. Biz de analı kızlı güzel bir mekânda oturmuş, kahvemizi içip Mardin'i seyrediyorduk. Babam işlerinden dolayı bizimle gelememişti ama gelmesine az kalmıştı. O da Mardin'e yanımıza geldikten sonra Doğu turuna devam edip sonrasında memleketimiz Artvin'e gidecektik. "Ne demek oğlum, kaçırdım!" diye bağırmıştı annem telefona. Ne oluyor der gibi ona baktım. "Emre, çabuk kızı geri götür evine! Gider isteriz, ne yapıyorsunuz siz!" Ben şaşkınlıkla anneme bakıyordum. Bizim aptal kız mı kaçırmıştı? İnanamıyordum ki gülmeye başlamıştım. Annem biraz daha konuştuktan sonra hesap için parayı bırakıp ayaklandı, ben de arkasından. "N'oldu anne? Anlatsana, ne kızı, ne bu evham?" "Bu aptal gitmiş bir kızı kaçırmış, havaalanındalarmış. Yürü Ezgi, şunu tutalım." Anında yüzümdeki ifade değişmiş, kaşlarım çatılmıştı. Hızlı hızlı caddeye yürümeye başladık. "Karın ağrısı anlaşıldı gerizekâlının. Hadi anne." Zaten Emre'nin Doğu'ya gidelim diye tutturmasından şüphelenmiştim. Normalde Türkiye'de tatil yapmak istemeyen Emre, özellikle buraya gelmek istemişti. Kan beynime sıçramış durumdaydı. Hangi akla hizmet gidip kızı kaçırmıştı bu ahmak? Hiç mi düşünemiyordu? Alıp kafasını taşa vura vura adam etmeliydik. Ben bunları ve fazlasını düşünürken çoktan taksiyle havaalanına gidiyorduk. "Anne, yetişemeyeceğiz bence." dedim ve telefonu alıp Emre'yi aradım ama tabii ki açmadı. Birkaç saniye sonra mesaj geldi. - Emre: Abla ben özür dilerim ama seviyorum. - Ezgi: Sevmeye mi diyoruz sana Emre? Çıkın şu havaalanından. Gidelim, konuşalım ailesiyle. En fazla hemen vermezler, eninde sonunda beraber olursunuz. Yazıp bekliyordum ama aldığım tek şey görüldüydü. "Başlayacağım şu oğluna! Bakıyor ama yazmıyor." diye kükremiştim adeta. "Bas abi sen de, vereceğim eksiksiz paranı." diye taksici abiye de kükremiştim. Uzun ve stresli bir yolun ardından varmıştık. Hemen inip içeri geçecektik lakin gördüğümüz manzarayla annemin bağırması bir olmuştu. "Ne yapıyorsunuz siz oğluma!" derken bile adamlar çekilmemişti. Başta olan siyahlı herif eliyle işaret verene dek adamlar kardeşimin üstünden inmemişti. Annem Emre'yi sarmalamış, koynunda tutuyordu. Biraz dışarıdan izledikten sonra ben de yanlarına yaklaştım. "Kuş kadar beynin yok mu senin!" diye bağırınca etraftakiler bile hafif sıçramıştı. Dövülme sebebinin kız kaçırması olduğunu anladığımdan dövülmesine bir şey dememiştim. Hak etmişti, Annem üzüldü ama o hak etti bunu. "Seninle kaçan kızın zekâsına da hayran kaldım! Yürü, kalk gidiyoruz. Yoksa ben öldüreceğim seni şimdi!" derken kafasına geçirmiştim bile. Eliyle tüm adamları durduran adam bu sefer konuşmaya başladı. "Kimse bir yere gitmiyor! Geçin arabaya." Otoriter bir sesle konuşmuştu. "Herkes kendi çocuğuyla konuşsun. Sonra buluşulur bir yerde, konuşulur. Gelmiş bir de emir veriyor." derken etrafıma taksici abiyi aramak için bakındığımda gittiğini gördüm. Her şey üst üste geliyordu zaten. Annem ise hâlâ oğluyla ilgileniyordu. Şu mağaradan kaçma herif bana bakıyordu. Sanırım Emre'nin kaçırdığı kızın yakınıydı. Dediğim şeyden sonra özellikle daha da sinirli bakıyordu. "Rıfat! Bindirin şunları arabaya. Konağa getirin!" bağırırcasına söylediği sözle arabanın kapısı açıldı ve hepimizi zorla içeri soktular. Sinirden kendimi yiyecek durumdaydım. Kendim yerine Emre'yi yemeyi tercih ettim. Geri dönüş yolu biraz sürdüğünden Emre kızın ailesini anlatmıştı ve bakılırsa biraz başımız beladaydı. Emre anlattıkça ben de Emre'nin tabiri caizse ağzına sıçıyordum. Öndeki adam, sanırım adı Rıfat'tı. "Bacım, Allah'ın adını verdim, biraz dur." demesiyle ona baktım. "Yav sen söylesene abi, ne yapayım? Elimde kalacak ahmak!"yanıtımı verince hafifçe gülümsedi. "Ön cehennemini yaşıyor. Zaten size kalmadan Karahanlılar vurur." Demesiyle adama baktım. Şaka yapar gibi bir hâli yoktu. Ona baktığımı anlamış olacak ki o da bana baktı. Polisi aramak ya da yardım istemek gibi bir düşüncem yoktu o anda. Sonuçta kızları kaçırılmıştı ve öfkeliydiler. Tabii ki yapılan doğru değildi ama Emre'nin anlattıkları yüzünden olayın konuşularak çözüleceğini düşünüyordum. Araba sessizleşmişti. Kısa süre sonra "konak" dedikleri yere gelmiştik ve arabaya nasıl zorla bindirildiysek, aynı şekilde zorla indirildik. Dizilerdeki gibiydi resmen. Hayranlıkla bakmaya pek zamanım olmamıştı ama şehir dışında olduğumuz belliydi.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

SAVCI

read
5.0K
bc

Kanlı Duvak

read
68.3K
bc

Sokaklar Çocuk Doğurmaz

read
7.3K
bc

Hizmetçi

read
130.7K
bc

Ağa’nın Gelini: Zehra’nın Hikayesi

read
12.2K
bc

Deniz Kızı

read
1.4K
bc

SOMUT- UYANIŞ

read
9.7K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook