bc

ARZUNUN DİLBA' SI ( TÖRE +18 )

book_age18+
1.1K
FOLLOW
10.3K
READ
family
HE
age gap
second chance
sweet
bxg
mercenary
highschool
lies
seductive
like
intro-logo
Blurb

" Hüküm belli karar sensin! Sen bana aitsin... geri dönüşü olmayanımsın. " " Sen bana zehir , bedenime ateşsin."Urfa balıklı göl , bir taş suyun yüzeyinde ne kadar sekebilir...Bir , beş , on! Ben DİLBA , babamın rüzgar kalpli kızı, annemin boncuğu , abimin ise NURU.Ben Daxaz Ağa , benimkisi aşk hikayesi değil , ömür hikayesi. Ben yanlış değil yalnız olmayı seçendim. Beni sevmedim ... Kalbime işledim.

chap-preview
Free preview
Bölüm_ 1
PROLOG Buram buram Urfa kokusuyla şenlendi yine gönlüm... Odamın pencerisinden dışa sarkıp baktığımda Urfa ayaklarımın altındaydı sanki. Bir derin nefes daha doldurdum içime gözlerimi kapatarak.Sabahın hafif ılık esintisi yüzüme sürtünüp dağılıyordu havaya. Tam başımı gök yüzüne kaldırdım. Derin maviliklere dalıyordum ki ;" keçe de gel âşağıya , sofra seni bekler.Bûda heta nîvro radizê, baboon ( buda öğlene kadar uyuyor , şebek.)" Kürtçe kısmı kısık sesle söylesede anlamıştım. Ve şuan idarak ettiğim üzere bana şebek dedi. " tamam , diya min ( annem) hem ben şebek değilim bir kere." Elini yukarı doğru uzatıp he he dercesine salladı, ve dama doğru ilerledi. *** Ben konağın üçüncü katındaki avluya bakan odalardan birinde kaldığımdan güneş ışınlarıyla uyanmayı seviyorum.Bu yüzden sabah ışıkları yüzüme düşmeden gözümü açmıyorum. momun gidişiyle bende camı kapatıp , banyoya koştum. Ellerimi ve yüzümü yıkayıp odaya tekrar dönerek üzerime bordo renkli diz altımda biten bir elbise giyinip saçlarımı taradım. En sonda yine beyaz babetlerimi ayağıma geçirip dama doğru yürüdüm. İkinci kata ulaştığımda hepsi masaya kulurmuş hatta kahvaltı etmeye başlamıştı bile ... herzaman ki gibi. Baş köşede babam , babamın yanında abim Dilzar ve onun yanında kardeşim Dila , babamın hemen yanında ise dayem vardı. " Beyanî baş." Babam başıyla selam verirken , diya min başını aşağı yukarı sallayıp eliyle yanındaki sandalyeyi işaret etti." gel hele keçemin ( kızım)." tıpış tıpış annemin yanına ilerlerken kumral saclarımı hafifçe geriye ittim. Tam o sırada abim ve Dila dan gelen kahkahayla gözlerimi üzerlerine diktim. " beyanî baş mış " " ne günü abla rojbaş ( tünaydın) demen lazım." deyip abimle birbirine bakarak kahkaha atmaya devam ettiler. Annemde bunlara bir kıkırtıyla katılınca bende suratımı sokup annemin yanına tünedim. " Tamam susun ... Hadi Dilzar şirkete gitmek gerekir." Abimin gülüşüde Dila' nın gülüşüde hemen soldu. " Tamam bav( baba)" .Biz birbirine tutkun ama bir o kadarda uzaktık. Birdik aslında ama en uzağımız babamdı bizi sever bunu gözlerinde görebiliyorum. Ama asla fiziksel olarak yansıtmadı. Öyle kızlarına kötü davranan bir babada asla olmadı. Bizi hep eşit gördü... Bu topraklarda bu imkansızı seğerirken o bize saygı duydu. İki kız evladına ve eşine. Babam Ağit ağa Dilawaz aşiretinin ağası. Bizim ailemizin çınarı. Böyle burda küçük çekirdek aile olarak göründüğümüze bakmayın amcamlarla beraber yaşıyoruz. Ama neredeler henüz benim bile haberim yok diyordumki iki kuzenim salına salına ortama giriş yaptı. " rojbaş" hepimiz bir ağızdan " rojbaş " deyip onlarında masaya oturmalarıyla kahvaltımıza devam ettik. Çavşin ismininde yansıttığı gibi mavi gözlü ve güzel bir kızdı aslında göz renklerimiz ve bazı belirgin benzerliklerimiz yüzünden bizi karıştırırlardı. Çeman ise daha on yaşına, yeni girmiş dommiş yanaklı güneşimizdi. Amcam babamdan küçük olduğu için ağalığı babam devralmıştı. Ama yengem buna kızsada zamanla kabul etmişti. Herkesin kabul ettiği gibi. Sertti bu topraklar kabul etmezdi karşı gelinmesini, akar sularına taş dizilmesini o yüzden kız evlatlar kurban olurdu hep başkalarının uğruna . Durulmazdı bir türlü delice akan nehir gibi... " Zerda nerde? Çavşin." " Dayem az rahatsızdır yenge siz edin kahvaltınızı demiştir." Annem başıyla tamam derken ben araya girdim." Peki amcam nerde ?" " Oda şirkete gitmiş Dilba." " De hayde Dilzar , bizde gidek." demesiyle masadan babam ve abim kalktı. Onlarla birlikte Dayemde kalkıp yolcu etmek için aşağıya inidiler. Bizde kızlarla sohbet ede ede , küçük kuzenimizle konuşa konuşa kahvaltı fatsını bitirip masayı toplayıp mutfağa geçtik. Çavşin ve ben bulaşıkları makinaya dizerken Dila Çeman ' la ilgilendi. Tam işimi bitirmemle telefonuma gelen bildirim sesiyle irkildim. Elimi elbisemin cebine atıp telefonu çıkarttım. Berfin: Dilda balıklı gölün orda seni bekliyorum hadisene. Alnıma kısa bir şaplak yapıştırdım , bugün gidip Berfin için elbise alacaktık. Kendisi bir tık isteniyordu da. Berfin benim üniversiteden arkadaşım ikimizde işletmeden mezun olmuştuk. Ama hala arkadaşlığımız yakınlığını koruyordu. Sık sık bir araya gelip sohbet ediyorduk. Onun sevdiği aşık olduğu ve aynı üniversitenin üst sınıfından olan adam bugün onu istemeye gelecekti oda bu yüzden elbise seçimi için benden yardım istemişti. Ama sağolsun unutkanlığım yine önüme taş koymuştu. Hemen telefonu cebime atıp avluya çıktım. " Daye , Daye... mom." diye bağırmamla annem ikinci kattakı taştan duvara ellerini dayayıp başını aşağıya uzattı. " Ne var keçemın ne diye deli danalar gibi bağırırsın." Söylediğine uzunca bir gôz devirip " Berfin le buluşacaktım ben bir gitsem." " Tamam get , ama geç kalma bak baban kızar." başımı aşağı yukarı sallayıp dış ahşap kapıya doğru yürüdüm. " Dur kız." diye annemin bağırmasıyla tam kapının önünde kalıp başımı yukarıya kaldırdım. " Al şunu." deyip yukarıdan aşağıya siyah bir şal bıraktı. Yere düşmesiyle " yav daye yav" " sus burayı İstanbul belledin herhal." demesiyle ilerleyip şalı aldım ve saçımdaki tel tokaya tutturdum. uçlarınıda yanlarıma salıp salına salına yürüdüm . Yazar anlatımı Daxaz kardeşi Berwan' la Urfa sokaklarında turlarken. Cami önündeki balıklı gölün yanındaki ağaclardan birine yaslandı. Uzunca bir süre etrafı süzdü kahveleriyle . Buraya gelmemiş değildi ama her gelişinde sanki burada farklı duygulara bürünüyordu kalbi. Kardeşi Bawer burayı abisinden daha çok tanırdı tabi. Çünkü o üniversiteyi burda okumuştu. Sanki Mardin ' de üniversite yok gibi. Aslında onu buraya kaderi sürüklemişti en büyük kanıtıda şimdi kardeşi Bawer' e Mardin ' den kalkıp isteyecekleri kız gibi. Bawer kendisinden alt sınıftan bir kıza aşık olmuş üç yıllık ilişkisini evlilikle şahlandırmak için gelmişti . Bugün kız istenecekti sevdiği kadın yıllarını verdiği göz bebeği ... ilk vuruşta tutulmuştu ona hemde bile isteye . Şimdide meyvesini yemek istiyordu sevdasının . Bu yüzden bugün isteme olacaktı. Ailesiyle birlikte gelmişti Mardin' den Urfa' ya ... Her ne kadar babası ve babannesi önce evliliğin Daxaz için olması gerektiği konusunda diretsede altı ayda anca edebilmişti gönüllerini...Bir kaç dakika öyle ağaca yaslanıp beklediler. " abii ben bir su alıp geleyim, hemi." " Hee oğlum he... akşam nişanlanacaksın hala goy goydasın." Gülerek yanından uzakalşan kardeşinin arkasından sevinçle baktı Daxaz ... Mutluydu kardeşi adına hemde çok . Kader ona karşı cinsten. birine karşı hiç bir duygu kırıntısı besletme imkanı sunmamıştı bu güne kadar. Tek gecelik ilişkileri çoktu ama hepsi boş bir kadınla geçirdiği bir saatten ibaretti onun için. Tekrar etrafına göz bakınmaya başlayıp etraftaki ona düşen gözleri aldırmadan gezdirdi harelerini. Yavaş adımlarla balıklı gölün önüne gelip dikildi , kolunda ki saate bakıp on altıyı göstermesiyle bile alnından akan teri eliyle sildi. Yanıcı bir sıcak vardı Urfa ' da onun şansına. Tam tekrar ağacın dibine dönecekken kalabalık aniden balıklı gölün etrafını sardı. İki kişinin bir birine girmesiyle öylece yerinde kaldı. Kavga ediyorlardı, bayağa bayağa iki delikanlı kavgaya tutuşmuştu herkesin içinde. Bir kaç kişide onları ayırmak için dahil olmuştu. Ama yerli ve yabancı türistlerin yoğun olmasıyla kalabalık derinleşirken geri geri ona doğru adımlayan bordo renkli , siyah şallı kızı kaşları çatılı takip etti. Kavgaya karışan kalabalıktan uzaklaşmaya çalışıyor geri gidiyordu. Tam o anda bir adamın onu kolunun tersiyle geriye doğru itmesiyle balıklı göle çığlıkla düştü. Hala herkesin odağı kavga ve çıkan gürültüyken kimse onun çığlığını duymamıştı Daxaz dışında. Bir kaç saniye göle öyleca baktı , Derin olmadığı barız belli olan gölden neden hala çıkmadığını düşünüyordu. Şimdiye kadar çoktan çıkması gerekiyordu derken kız ayağa dikilse omuzlarının altına gelecek gölde çırpınmaya başladı... bayağa boğuluyordu. Etrafına baktı hala kimse onu farketmemişti. Ceketini ve telefonunu çıkarıp bir kenara koyarak suya atladı Daxaz . İki kulaçta yanına geldi kızın . kızın beline ellerini yerleştirip ayağının yere basmasını sağladı. tamda tahmin ettiği gibi omuzlarının bile altında kalıyordu doluluk oranı gölün. Etrafların da yüzen balıklar bedenlerini çevrelerken bacaklarına sürtünüp geciyorlardı. Suyun altında tuttuğum beline bir bakış attı Daxaz genç kızın . Tekrar onun küçük bedenine ve yüzüne kaldırdı bakışlarını , kumral saçları ışlaklıktan dolayı yüzüne yapışmış gözlerinin önünü kapatmıştı. Ama en çok anlamsızca dikkatini çekense , kiraz rengindeki dolgun dudaklarda oluşan su damlalarıydı ... Aralıklı küçük dolgun dudaklarında gözlerinin dolaşmasına engel olamıyor kahvelerini gezdiriyordu yüzünde . Hala dikkatle kızın dudaklarına bakarken dudağının kenarı yavaşça yana kıvrıldı ve aniden elinin üstünde hissettiği yumuşak küçük elle hemen tebessümünü yüzünden attı. Belini tuttuğu ellerini geri itti genç kız . Hiç bir şey söylemeden arkasını döndü. Bir kaç adımdan sonra elini yüzüne attığını gördü Daxaz . Onun sudan çıkışıyla oda yerinden kıpırdanıp arkasını dönerek ters yöne doğru adımladı suyun içinde girdiği yerden geri çıkıp telefonunu ve ceketini geri aldı. Onu görmek için çıkttığı yere bakmasıyla kimseyi göremedi hatta kavga bile sonlanmış , herkes başka şeylerle uğraşmaya başlamıştı. Aralarında bir kaç mesafe olan Bawer onu ayakalrından başlayıp başına kadar süzdü. " Abi bu ne hal , kızların bakışlarındaki ateşten kendini balıklı gölemi attın yoksa? deyip sesli bir kahka atmaya başladı. Bir kaç saniye sonra ensesine gelen şamarla irkilerek gerilendi. " Kes lan... kız düştü göle , boğuluyordu." Yandan göle bir bakış atıp Bawer " şuncacık suda mı? " diye bir soru yöneltti. " He a*k " deyip adımlamaya başladı Daxaz " Yav abi bu kız çokmu kısaydıda boğuluyordu yav ben hala anlamadım ." deyip tekrar bir sesli kahkaha daha atmasıyla Daxaz kaşlarını çatıp seğiren kemikli çenesiyle kardeşine döndü " lan bir siktir git başımdan , bak elimde kalacan ... zaten leş gibi balık koktum." Bawer ağzına yalandan bir zincir çekip ellerini havaya kaldırdı." Ha şöyle ya." deyip tekrar önüne dönüp mağazalara doğru yürüdü Daxaz , Bawer ' de peşinden.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

AŞKLA BERDEL

read
79.1K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.3K
bc

HÜKÜM

read
224.6K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
524.6K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook