bölüm _4

1365 Words
" De get Zara , kızın basına beyaz örtü getir. " otoriter, tok sesi yaşlılıktan pürüzlü yükselen kadın , benim için baş örtüsü istemişti. Orta yaşlarda ki kadın hemen ayağa yönelip kapıya doğru gelmeye başladı. " lütfen , " diyerek onu durdurdum. Bir anda bütün gözler beni buldu. Kadında bana dönüp devamını getirmemi bekleyen bakışlarla yüzümü izledi. Bakışlarımı kadının ela gözlerinden çekip benim için ateş gibi yakıcı olan bir diğer karalara döndüm. Mağvilerim harelerine tutununca kaşlarını çatıp beni dikkatle izledi. " Beyaz değil siyah olsun." dememle iki kaşıda birden havalandı. Beklemediği bir şey oluğu apacık belli etti. " tey allah ' ım ya ." deyip elini beline atarak geriye doğru döndü. Orta yaşlarda ki kadına döndüğümde " ama kızım." " Lütfen efendim." Yaslı kadına bakıp ondanda onay aldıktan sonra salondan çıktı. İmamın karşımıza yerleşmesiyle bende yere dizlerimin üzerine oturdum. Hemen yanımaysa öfkeli bakışlarını etraftan eksik etmeyen bay kibirli yerleşti. Bir kaç dakika sonra orta yaşlarda ki kadın da gelip siyah tülbenti elime verdi . Kıpkırmızı olan gözlerimle ona teşekkür edip başıma örtmeye çalıştım. Ama önüme düşen kakilllerim tam örtünmesine engel oluyordu. Tekrar uğraştığımda elimin üzerinde hissetiğim iri sıcak elle durdum. Yan tarafıma başımı çevirdiğimde. Göz göze geldik. Nefesi dudakalrıma çarpacak kadar yakınımday dı. Kalbime düşen hafif sızı ruhumu okşuyordu sanki. " Çek şu elini." sesi sadece benim duyacağım şekilde fısıltılı ama bir o kadar öfkeliydi. Ama benim başımda ki tülbentten ona neydiki bu kadar mı meraklıydı benimle evlenmeye. kaşlarımı çatıp elimin üzerindeki elini geriye doğru ittim. Dişlerimin arasında " asıl sen çek elini bay kibirli." diye kaşlarımı çatarak ona yükseldim. Ama o benim aksime kaşlarını havalandırmış hatta dudağının köşesi sanki tebessüm edecek tarzda gibiydi. " Bay kibirli ! " tek kaşı havada söylediğiyle bende omuzumu silkeleyerek cevap verdim. Dudaklarını büzüp başını iki kere aşağı yukarı salladı. Eliyle yerden destek alıp ayağa kalktı ve Dilan ' a doğru yürümeye başladı. Ne yapmak istediğini kaşlarım çatılı takip ettim. " Abicim." deyip Dilan' ın saçındaki beyaz şalı aldı. Elinde toplayıp benim yanıma tekrar geri döndü. Kaşlarımı çatarak takip ettim. Yerine oturup başımdaki siyah tülbenti çekip beyaz şalı bir çırpıda basıma geçirdi. Bense onu şaşkın gözlerle izlemekten başka bir şey yapmadım. Son olarak omuzumdaki saçlarımı geriye atarak önüne döndü. Derin bir nefes alıp öfkeyle geri verdim. Nasıl böyle bir şey yapabilirdi. Nasıl benim istediğimi görmezden gelebilirdi. Gerçi ben kimdimki babasının bile bir çırpıda gözden çıkardığı abisinin umursamadığı bir kızdım. Ne bekliyordum ki. Benim düşünceme saygı duyacağını falanmı. İmamın öksürüğüyle düşüncelerden sıyrılıp gözümden akan bir damla yaşı elimin tersiyle silerek önüme döndüm . " Evet Dilba kızım , mihir olarak ne istersin." Mihir olarak ne isticektim ki. Şuan kafam o kadar karışıktiki bunu hiç düşünmemiştim , aklıma gelen şeyle derin bir nefesle doldurdum ciğerlerimi. Yanımdaki keskin bakışları hissedebiliyordum. O yöne dönmeyi şuan doğru bulmadığım için dönmedim. Bu onun için benim için bir fırsat belki hemen yapamam ama bir kaç ay sonra ondan ayrılabilirim. " Talak hakkı istiyorum." Karşımda oturan yaşlı kadının kaşlarının çatıldığını gördüm. Korkuyordum ama bunu onlara belli edemezdim. Beni ezmelerine küçük görmelerine müsade etmicektim. Bu yanımda ki bay kibirli bile olsa. Ondan tarafa döndüğümde. Karşısına baktığını ve dişlerini dudağına geçirdiğini gördüm. Ağırca kaşlarını çatarak bana döndü... Derince aldığı nefesi keskince vererek önce gözlerime sonra dudakalrıma baktı, sonra tekrar gözlerime bakarak. " kabul ediyorum." diyerek beni bozguna uğrattı. " yanına şirketin yüzde ellisi , Urfa' da ki konağı on tane at , bağ evi ve ağırlığınca altınıda ekle imam Bey." Şimdi neden böyle bir şey yapmıştı. Ben onun hiç bir şeyini istemiyordum ki sadece benden uzak durmasını istiyordum. " Hay..." " kes sesini ! " kızgındı , öfkeli gözlerinden alev saçıp bu konağı yakacak kadar hemde. Ama bu onun söylediğini kabul edeceğim anlamına da gelmiyordu. Tam dudaklarımı aralamıştım ki kaynanam olduğunu düşündüğüm kadın elini omuzuma koydu. Sesiz kaldım bir şey diyemedim. Yanımda ki öfkeden kuduran bay kibirlide önüne dönünce imam duayı okumaya başladı. bir süre sonra bana hayatımın kararını sordu. Benim sözümün geçmediği kararı. " Ağir kızı Dilba , Kazım oğlu Daxaz ' la evlenmeyi kabul etti mi." gözümden bir damla yaş süzüldü yanağıma. " Ettim." " ettin mi? " Ettim" " ettin mi ?" " ettim " Sonra ona döndü. Artık cümleleri sadece uğultu gibiydi. Benim zihnimde ise sadece " Ettim." vardı. Şimdi ben onun eşi olmuştum. hiç tanımadığım , hiç görmediğim adamın. Bugün abimin açtığı mezara beni diri diri gömen adamın karısıydım.Ben Dilba bugün hayatımın dönüm noktasına gönülsüzce onay veren kadın. Beni bu hale getiren abimide beni bir çırpıda gözden çıkaran babamıda benim üzerime toprak atan yanımda ki adamıda affetmicem. Onları affettiğim gün kendi kalbimi zehirleyeceğim. Bu benim kendime yeminimdi. Bu benim onlara olan öfkem , kinim , nefretimdi. Benim hayatıma hükmeden insanlara duyduğum ve asla razı gelmediğim kötü kaderimdi. Gözlerimden akan yaşlara yenisi ekliyor , bedenim titriyordu. Ama sesim çıkmıyordu. Dün sesiz feryatlarıma sağır olanlara bugün dilsiz olup susmayı seçtim. *** " Kalk " başımı çevirdiğimde tepemde dikilen bay kibirliyle göz göze geldim. Onun gözlerinde keskin bir acı vardı ama öfkesi daha belirgindi. " Ne " " git üzerine düzgün bir şeyelr giyin." " Neden ?" Cevap vermeden arkasını dönüp salondan çıktı. Ben şaşkınca etrafıma bakarken Kayınvalidem diz çöküp karşıma oturdu. " Keçemın ( kızım ) düğün alişverisıne çıkacağız. İki gün sonra düğün olacak." Düğünmü bir o eksikti. Nasıl dayanacaktım. herşeye. Karşımdaki kadının gözlerine baktım. Beni anlıyor gibi buruk bir tebessüm oluştu dudaklarında. İyi insanlardı onlar benim basımda ki bay kibirli hariç , o hep sert ve öfkeliydi bana. Benim düşüncelerimi sormayacak kadar umursamazdı bana karşı. *** Görümcelerimin verdiği siyah diz altına inen, balon kolları bileklerine kadar fileli olan elbiseyi üzerime geçirdim. Aynada kendime baktığımda morarmış göz altlarım ve bembeyaz solgun yüzüm yorgunlukla bitap durumdaydım. " Kefenini almaya gidiyorsun Dilba ..." diye fısıldadım. Elime aldığım kızların kapatıcısından biraz sıkıp gözlerimin altına sürdüm. Gözlerime çarpan hala başımda olan beyaz şalı bir çırpıda çekip aldım. Dağılan saçalrımıda taradıktan sonra. Yatağın köşesine geçip oturdum. Bir kaç dakika öylece boş duavarı izledim. Aklım hala almıyordu. Neler yaşıyordum ben. Nasıl bu durumlara düşmüştüm. Kaderim benimle nasıl bir oyun oynuyordu. Gülmek bu saatten sonra haram değilmiydi bana kabullendiğim benim kara bahtım değilmiydi. Çarpan kapıyla düşüncelerimden sıyrılıp basımı kapıya çevirip ayağa kalktım. Sert , yeri titreten adımlarla bana doğru gelen bay kibirliyle göz göze geldim. " Bay kibirli haaaa " Yatağa yaklaşmasıyla bir adım gerilendim. Kaşlarını çatıp ayakalrıma baktı. Ve tekrar bir adım daha attı. Ben tekrar gerilenmemle bir adım daha bende bir daha gerilenmemle duvara çarptım. Dudakalrımı aralayıp derin derin nefes almaya başladım. Ama o bana doğru adımlamaya devam etti. İki adım sonra ayakları ayak ucuma değdi. Üstten bakışlarına marus kaldığım için ağırca basımı kaldırıp siyahalrına baktım. " Dilbaaa " yumruk yaptığım ellerimin avuç içindeki terleri elbisenin üzerine sildim. Aralı dudakalrımdan güçlükle cümle kurabildim. " Be...ben." tek kaşını havaya kaldırdı. İri bedeni benim bedenimi çevrelerken o sadece tek kaşı havada beni izliyordu. Gözleri en çok dudaklarımda dinlenirken ben karşısında zangır zangır titriyordum. Daha çok yaklaşıp sakallı yanağını yanağıma sürttü. Nefesinin boynuma çarpması kalbim göğüs kafesini delecek kadar delice atarken her soluk verişinde tüyleri tiken tiken oluyordu. Dudaklarımın kulakğıma değmesiyle içli bir soluk kaçtı dudaklarımdan. " Bay kibirli, cık cık ... hiç yakıştıramadım. Ben olsam iki gün sonra eline düşeceğim adama karşı kibar olurdum ... Dilba." İki gün sonra yani düğünden sonra offf bu adam o geceyi kasdediyordu. Bedenimin titremeye başlamasıyla derin nefes aldığını hissettim. "Kokun " deyip sustu.. Neden bana bu kadar yakındı ki. Ondan kaçmak için bir adım sağa attım. Ama o kaçmaya çalıştığımı farketmiş olacak ki elini belime atıp beni tekrar önüne çekti. " Bırak ! " " Bırakmam... Hüküm belli karar sensin ! sen benimsin ... geri dönüşü olmayanımsın Dilba." saçma sapan konuşuyordu ben onun değildim benden nasıl bir eşya gibi bahsedebilirdi. " Çekil " deyip elimi göğsüne koyarak onu ittim. Ama o bir adım bile gerilenmedi. Ellerimin altında ki bedeni alev alevdi. Neden bu kadar sıcak tı ki. Hemen ellerimi geri çekip " Sen bana zehir , bedenime ateşsin ... bay kibirli. " dememle hala boynuma gelen yüzünü derin bir nefes daha alıp bana doğru döndü. Artık siyahları mavilerimdeydi. Dudakalrımız birbirne bir nefes kadar yakındı. " Ozaman benim zehirimle zehirlen... benim ateşimle yan , bal dudak." Bal dudak mı ? Ellerini belimden çekip yan tarafındaki banyo kapısından içeriye girdi. Onun önden çekilmesiyle bende sarsak adımlarla kendimi dışarıya attım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD