Yorgun bedenim , kendini köşeye çekmiş dururken. Kızarmış ve batmakta olan gözlerin yaşlarım artık akmıyordu.
Sesiz yolculuk nihayet bitmişti...
Araba taş.duvarlarla örülü , büyük kapının önünde durmuştu.
Yol boyu sesizliğe hakim olan karanlıkta üstüme uğryan öfkeli bakışları hissetmiştim.Ama onu umursayacak halde değildim. Şimdi o bakışlar yeniden benim üzerimdeydi. Bense sadece dönük buz gibi bir halde karşıma bakıyordum.
" İn!" Sarsıcı öfke dolu sesi bütün bedenime şok etkisi yaratırken... Dalgın bakışlarımla ona döndüm. Henüz ismini bile bilmediğim , ama benim hayatımı belirleyen adama.
Soğuk kızarmış gözlerime bakarken burkulan bakışlarıyla benim yüzümde dolaştı kahve gözleri. Daha kısık ve sakin bir sesle " İn ! " diye yenile kendini.
İnmediğimi görünce seri şekinle araban inip kapıyı serççe çarptı. Öyleki ürkek bedenim yerinde sıçrarken gözümden bir damla yaş daha süzüldü anidenn. Kapının açılmasıyla kolumdan tutup beni dışarıya çekti. Sıktığı kolumla inlediğimi farkedince geri çekti elini bedenimden , naiftim ben benim tenimde bir öpücükle bile kızarırken bu sıkışla morardığına adım gibi emindim. Ayaklarım bedenimi taşımakta güçlük çekerken." Yürü " diye sert sesiyle emir verme devam etti. Bir adım atmamla sendelemem bır oldu. Arabadan destek alarak tekrar bir adım attığım anda düşecektim ki kolumdan tutulan elle geriye doğru çekilip bir bedene yaslandım. Bu onun bedeniydi. Kendimi ürkekce araba tutunarak geri geri çekerken kalın kaşları keskince çatıldı.
Elimi belime atmasıyla kendimi onun kollarında buldum. Çırpındıkça daha sıkı sardı kollarını, " Bırak beni! " yorgun çıkan ağlamaktan pürüzlenmiş sesimi zar zor çıkartmışkem." Bırakmam." aldığım kesin cevap afallamama sebep olmuştu. " Neden yapıyorsun, eziyet ediyosun." kaşları yavaşca havallandı. " Asıl sen ve ailen bana eziyet etti, ediyorda ." deyip demir kapıya doğru adımladı, önündeki iki adımın garip bakışları üzerimizdeyken diğeri eğilip kapıyı açtı.
" Buyur ağam."
İçeriye büyük bir adımla giren adam bir kaç adım daha atarak kocaman avlunun ortasında durdu. Sedirde oturan bir kaç kişinin bize doğru gelmesiyle " Bırak " deyip kendimi yere doğru çektim. Daha fazla zorlamayacağını anlamış olacakki beni yere bıraktı.
En önde gelen ellili yaşlardaki adam , karanlıkta bile parlayan ela gözleriyle , Hafif ak düşmüş saçlarıyla hala otoriterliğini koruyan adımlarıyla gelip üç adımlık mesafe bıralrak karşımıza dikildi. Onun hemen yanında ağlamaktan kızmızı olan gözleri , yorgun bedeniyle kırklı yaşlardaki kadın ve iki kız dikiliyordu. Kızlardan biri benimle yaşıtken diğeri benden en fazla bir iki yaş büyük olmalıydı ... Onlarında gözleri kızmızı ve bedenleri yorgun olduğunu her halıyle haykırıyordu.
Ellili yaşlardaki adamın sol tarafında ise gördüğüm kişi beni bozguna uğratırken. Onunda şaşkın bakışları beni süzüyordu. Bu oydu Bawer Berfin' in nişanlışı . Ama onun burda ne ne işi vardı ki.
Düsüncelerimin kesilmesine sebep olan ses yine en öndeki orta yaşlı adamdan yükseldi.
" Ne edersin sen Daxaz." Öfkeli sesi bütün konağın taş duvarlarında yankılanırken otoriter sesi insanın içinde ürpertiye sebep olacak cinstendi.
Adını bilmediğim benim için azrailim olan adamın adınıda şimdi oğrenmiş oldum işte " Daxaz." " Ne yapmışım bav , hüküm belli karar alındı... Bende bedelini getirdim." bu kadarmıydı yani bedel bu kadar ucuzmuydu peki benim duygularım , düsüncelerim. " Abi sen ne yaptın." " Sen karışma Bawer ."
Geri yerine sinen Bawer' in üzgün bakışları tekrar bana yönelince ,
Yukarıdan gelen sert katı, yaşanmışlık dolu bir sesle bağırdı." Zara kızı odaya götürün." "Tamam daye." Orta yaşlardaki kadın yanıma yaklasıp koluma girdi " Gel hele kızım." yorgun çıkan sesine ve ufak tebessümüne karşılık onu takip etmeye başladım. Ben verdivenlerden çıkarken ismini daha yeni öğrenebildiğim adam ve yaşli adam tartısırken , bakışlarımı onlardan alıp yukarıya doğru baktım. Yaşlı kadın yukarıdan attığım her adımı takip ediyor beni dikkatle süzüyordu.
***
Yarım saattir bir odada karşımda iki kızla oturuyorum. " Kaç yaşındasın." iri ela gözleri , kahve tonlarındaki tombul yanaklı kızın soruna " 22 " diye cevap verdim. Bir anda yüzünde koyu bir tebessüm beliridi. " Bende ." deyip aynı yaşta olduğumuzu belirtti.
" Üzgünüm." " Ne" " Ablamın suçunu şuanda sen ve Daxaz abim çekiyor ."
Doğru söylüyordu , burdaki herşeyı bildikleri halde kaçan salak abim ve onların ablası yüzünden şuanda hiç tanımadığım bir evde acıyla oturuyordum. Kalbimdeki ağırlık gitmezken hala sıkışmaya yüz tutuyordu... Ve bunun tek suçlusu bu ikisiydi. Kazdikları mezara hiç düşünmeden beni atmışlardı.
Kapanın iki kere tıklatılmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Kızlardan birinin gel demesiyle kapı aralınca o girdi içeriye azrailim. Kaşının altından bakan öfkeli bakışları bana uğramazken. Hepimiz ayağa kalktık. Ama ağrayan bacaklarım hayli zorluk çıkarıyordu.
" Hadi abicim siz aşağıya inin." İkiside başını sallayıp çıkmak için kapıya yönelirken bende arkalarından bakıyordum. Son anda benimle yaşıt olan arkasını dönüp , " Ben Zeyda buda Dilan ablam." deyip kapıdan çıktı.
Kötü bakan adama hiç bakmadam başımı önüme eğdim. " Hazırlan, abdest al imam gelecek." " Ne ! , ne imamı niye ..." " Niye mi? " deyip erkekçe kıkırdayarak bana doğru bir adım attı. " Niye " deyip bir adımdaha o geldikçe ben gerilendiğim için bir anda kendimi yatağa düşerken buldum. Ağzımdan kaçırdığım ufak çığlıkla yumuşak zeminde aldığım derin nefeslerle gözlerim kapalı bir kaç saniye bekledim.
Yatağın üzerinde hissetiğim hareketlenmeyle hemen gözlerimi açıp kalkmak için hamle yapmıştım ki kolumu tutup beni tekrar yatırdı. Göz göze geldiğim admın gözlerindeki öfke haricinde merak vardı bakışlarında , Üzerime eğilen adamı geri itmek için elimi göğsüne koyup itmeye çalıştım. Ama hiç yerinden kıpırdamdı aksine kendi bedenini bana daha çok yaklaştırdı. " Beni sınama , aksi halde ... " Gözleri dudaklarım ve gözlerim arasında gidip gelirken şakağıma doğru bir damla süzüldü.
Keskin yüz hatları daha çok gerilirken kaşlarıda çatıldı." Nikah kıymak için imam gelecek , sonra benim karım olacaksın.Dilbaa." Bunu için buraya getirildiğimi biliyordum. Evlendikten sonra bu adamın bana ne yapacağını bilmiyordum sadece buda beni bilinmezliğe sürüklüyordu. Ama öfkeli bakan gözlerinden iyi şeyler yapmayacağı belliydi.
" Ben istemiyorum." Sinsice gülüp üzerimden kalkıp elini beline atarak gülmeye başladı.
Yerimde doğrurup Yatakta oturur hale geldim. " Sana soran oldumu lann, senin o aptal abin yüzünden bu haldesin ... kabul etmekten başka şansın varmı senece." eğilip yüzüme doğru bağırmasıyla kendimi biraz geri çekip korkutuğumu belli etmemeye çalıştım. Haklıydı kabul etmek zorundaydım. Çünkü artık herşey bitti ,karar verilmişti. Ama bu onun beni ezeceği anlamına gelmiyor.
" Benim abim kaçırdıysa , senin kardesinde kaçtı." dedim. " Benim öyle bir kardeşim yok." deyip kapıdan çarpıp çıktı. Attığı her adım odada depremlere sebep olurken çarptığı kapı binayı yıkmıştı. Artık göz yaşlarım yeniden dolan gözlerime uğramış akmaya başlamıştı. Ama bunun benim için bir faydası yoktu şimdi. Benim yaşamam dediğim kader şimdi ilmek ilmek işleniyordu. Yatağın köşesine oturup bacaklarımı karnıma çekerek ağladım. Hiç durmasın istedim göz yaşlarım.Aktıkça kararan bahtımı alsın istedim. Olmadı.
***
Yarım saattır hiç kalkmadım yerimden , sadece ağladım. Kapının çalmasına bile tepki vermedim. Yavaşça aralandı. Küçük adım sesleri ilişti kulaklarıma tam gelip önümde diz çöktü.
" Ağlama , hem Daxaz abim kötü biri değil... hadi kalk aşağıda seni bekliyorlar." Onunda sesi titriyordu , gözleri dolu dolu üzgün bakıyordu. Başka şansım olmadığı için koluma giren Zeyda ' dan destek alarak manyoya ilerledik. O beni kapının önünde bırakıp odada kaldı.Aynanın karşısına geçip uzunca süzdüm kendimi. Daha dün yüzünde güller açan ben artık hiç gülmememe ağlıyordum. Kızaran gözlerim şişmiş , yüzüm ben beyazdı , yorgun bedenim dirensede ruhum bitikti. moraran ve çökmüş göz altlarım kendini göz önüne sererken elime doldurduğum suyu yüzüme vurdum. Dinlene dinlene alabildiğim abdestimle en sonunda banyodan çıkabildim.
Hala beni kapının önünde bekleyen Zeyda tam kolumu tutacakken elimi kaldırıp kısık bir sesle onu durdurdum. " Gerek yok, ben hallederim." Deyip yürümeye başladım. Güçlü durmalıydım. Ben güçsüz biri hiç bir zaman olmadım şimdide olmucaktım.
Yanıma gelip bana yolu göstermeye başladı. Dört katlı büyük konağın üçüncü katından ikinci katına inip salon olduğunu düsündüğüm bir yere girdik ... Gerçektende salondu. Hemen karşımda oturan çenesinin altında deg ve kınalı elleriyle sert ama otoriterlikle bana bakan yaşlı kadını buldu gözlerim.