Felaket

2576 Words
Sui Colores (Renklerin bulunduğu gezegen) Büyük Felaketten Önce Fia'nın yanından ayrıldığından beri Cleon'un yaptığı tek şey düşünmek oldu. Kraliçe sahiden de nasıl bir fikirle siyah ile aralarında bir şey olabileceğini düşünmüştü? Bunu aklı gerçekten almıyordu. Adımlarını hızlandırdığı sırada düşünceleri daha da derinleşti. Siyah ile değil kendini, herhangi bir erkeği bile bir arada düşünemiyordu. Görevi eski komutanından aldığından bu yana siyah için bir çok koruyucu görevlendirmişti. Çoğu bir ayı bile tamamlayamadan, hatta bazıları bir kaç günü bile doldurmadan görevden çekilmek istemişlerdi. Her biri itiraz edemeyeceği gerekçeler öne sürdüğünden elbette çekilmelerini emretti.  Son koruyucudan sonrada renkle ilgilenmesi için herhangi birini henüz görevlendirmiş değildi. Ama şimdi Fia tam bir emir gibi olmasa da, siyah ile ilgilenmesini istiyordu. Buna elbette karşı gelmeyecekti. Emir olmasa da kraliçenin söylediği her sözü yerine getirmesi gerekiyordu. Bu bir koruyucuya öğretilen ilk öğreti ve yemindi. Siyahı koruyacaktı, ama bu onunla yakın olacağı anlamına kesinlikle gelmiyordu. Zihninde siyah ile ilgili şeyleri toparladığında onu düşünmeyi bırakmayı denedi. Çünkü istemese de siyahı düşünmek bile, bir insanı karamsarlığa sürüklemeye yetiyordu ve Cleon'un içi çoktan sıkılmaya başlamıştı. Aklı yeni düşünceler ile dolarken yapması gereken görevleri gerçekleştirmek için odasına çekilmeye karar verdi. Koruyucu eğitimlerinin yapıldığı alanın merkezinde bulunan evine ilerlerken gördüğü birkaç koruyucu adayına selam verdi. Çok değil sadece bir kaç yıl önce onlardan biriydi. Şimdi ise bir komutan olmuştu.  Koruyucuların sayısı attığı her adımda biraz daha artarken herkesin görevinin başında olduğunu gördü. Bu iyi bir şeydi. Çünkü Fia'nın emri ile herkese olağan üstü durumdan bahsedilmişti. Koruyucular ilk olarak renkleri korumak adına yetiştirilen bir grup kişiden oluşsa da zamanla gezegeni korumakla görevli askerlerde olmuşlardı. Şimdi de gezegene iniş yapan yabancıları izliyorlar ve her zaman tetikte bulunuyorlardı. Yabancıları düşünmek Fia'nın hala bir karar vermediğini hatırlaması sağladı. Liderleri olan kişiden hoşlanmadığı için aslında kalmalarını hiç istemiyordu. Ama bunu dile getiremezdi. En azından Fia dile getirmesini söyleyene dek... Diğer yandan zaten vakti geldiğinde onunla toplantı yapacaklarına emindi. Kraliçe her ne kadar tek yönetici gibi görünüyor olsa da karar mercileri başka şekillerde işliyordu. Kesinlikle bir diktatör değildi.  Cleon, evinin olduğu binaya geldiğinde kapıdaki görevliden bir misafiri olduğunu öğrendi. Kim olduğunu merak ederken adımlarını seri atmaya başladı. Genel olarak onun evine gelen olmazdı. Herkesle eğitim alanında bulunan ofisinde görüşürdü. Davetliler için ayrılmış özel alanda gördüğü kişi ile gülümserken verdiği baş selamı ile onu izlemesini söyledi. Birlikte evlerine girdiklerinde hızlıca oturma odasına yöneldiler. Salona girerken de konuşmaya başladı. "Keşke gelmeden önce arasaydın, Rodas. Beni beklemek zorunda kalmazdın." Rodas beklediğinden fazlasını veren öğrencisine gülümserken koltuğa oturdu. "Geç bir saat olduğu için evde olacağını düşünmüştüm, Cleon. Ama anlaşılan komutanlık görevlerinden feragat edemiyorsun. Böylesine iş kolik olacağını düşünmemiştim." Eski komutanın sözlerini dinlerken karşısındaki koltuğa oturdu. Konuşmasına ise hak vermemek elde değildi. Evet komutanına benzemeyi istemişti. İşin aslı Rodas da mavi ile yakınlaşmaya başlayana kadar hayatı görevlerinden ibaret olan biriydi. Şimdi ise tek görevi, dünyası, her şeyi mavi renk ruhu olmuştu. "Sende bir zamanlar benim gibiydin, Rodas." Eski komutanın elbette buna vereceği bir cevap yoktu. Kendisi nasıl haklıysa Cleon'da aynı şekilde haklıydı. Ama bu konuşmanın şu an da bu şekilde ilerlemesini istemiyordu. Buraya önemli bir kaç şeyi konuşmaya gelmişti ve öylede yapacaktı. "Tamam sende haklısın. Neyse neden geldiğim konusuna gelelim." Cleon duyduğu cümle ile dikkatini tamamen eski komutana yönlendirdi. Birbirleri ile konuşmaları eski günlere dönerken onun neden buraya geldiğini sormayı bile unutmuştu. İşin aslı komutanın varlığını özlüyordu. Onunla komutan, asker konumundan daha yakın bir ilişkileri vardı. Çoğu zaman abi kardeş arasında geçen bir yakınlıktı. "Öncelikle kraliçenin gelen kişiler ile ilgili planını merak ediyorum, Cleon. Biliyorsun bu durum her zaman tanık olduğumuz bir olay değil. Ayrıca renklerin tehlike de olup olmadıklarını da bilmeliyim" Cleon, eski komutanına saygı duysa da sorduğu soruya cevap verme yetkisinde olduğunu düşünmüyordu. En azından Fia kesin bir emir verene kadar... Diğer yandan ise ondan bir şey saklamanın anlamsız olmasıydı. Çünkü o sıradan bir koruyucu sayılmazdı. Görevini bırakacak biride değildi. Üstelik hayatının kadınını görev edinmiş biriyken tersini düşünmek sadece ona yapılan haksızlık olurdu. Sözlerini tamamlama şekli bile maviye verdiği değeri gösteriyordu. "Aslında sana ilk elden bilgi vermemem gerektiğini biliyorsun."  Rodas, duyduklarına gülümserken bir an aynaya bakıyormuş gibi hissetti. Sahiden de düşününce garip geliyordu. Aralarında baba oğul olacak kadar yaş farkı yoktu. Ama öz kardeş olsalar bu kadar benzerlerdi. "Bunun elbette farkındayım. Ama sende sıradan bir koruyucu olmadığımın farkındasın." "Evet. Neyse zaten ortada bana verilen hiçbir bilgi yok. Fia, henüz konu hakkında toplantıda düzenlemiş değil. Bu da henüz karar vermediğini gösteriyor. Üstelik..." Cleon konuşmasına Rodas'ın sözleri ile devam edemezken kırdığı potu yeni fark etti.  "Bir dakika Fia mı? Kraliçeye artık Fia mı diyorsun?"  Rodas'ın sorusuyla gözlerini devirirken aklına kraliçe geldi. Bugün bu isim olayı yüzünden ikinci kez sorgulanıyordu. "Evet öyle diyorum. Siyahtan duydum ve kraliçeye yakıştığını düşündüm. Hepsi bu."  Cümlesi biter bitmez odayı dolduran kahkaha seslerini duyan Cleon, derin bir nefes aldı. Karşısında eski komutanı, resmen alay eder bir şekilde gülüyordu. Üstelik bu şekilde tepki vereceğini tahmin etse de sinirine engel olamıyordu. Sıkkın surat ifadesiyle Rodas'ın gülmekten parlayan yeşil gözlerine bakarak derin bir nefes aldı. "Gülmeye son verecek misin? Konuşmamızın bittiğini hiç sanmıyorum." Bir süre daha gülme seslerine maruz kalan Cleon, sonunda Rodas'ın derin nefesler alara sakinleşmeye çalışmasını izledi. Ama surat ifadesi değişmemişti. Hala alay ediyordu. "Hangisi hakkında konuşacağıma karar veremedim, Cleon. Karanlık prensesimiz ile konuşmana mı? Yoksa kraliçe ile ona Fia diyecek kadar yakın olmana mı?" Cümlesi biter bitmez yeniden gülmeye başlayan Rodas yüzünden, Cleon yumruk yaptığı ellerini daha da sıktı. Canı acıyordu ama umursamıyordu. Neden herkes onu siyaha itmeye çalışıyordu? Sadece o da değil. Şimdi de kraliçe ile aralarında bir şey olabilir mi durumu çıkmıştı! Saçmalık! "Rodas neden siyah ile konuşmak böylesine büyük bir konu oldu. Anlıyorum o tamamen kendi dünyasında yaşayan biri, yine de bir selam vermeyi bu kadar büyütmek neden? Ayrıca ben sende değilim. Hem olsam bile gider kırmızı ile birlikte olurum. Hem kızıl saçlara sahip gayet de seksi bir renk." "Yani diyorsun ki siyah olabilirdi, ama seksi değil. Biraz daha seksi olursa olabilir?" Rodas söylediklerinden bunu mu çıkarmıştı?  "Ben öyle bir şey demedim!" "Tamam, sakin ol Cleon. Ayrıca sen gibi değilim demen büyük bir yanlış. Bana oldukça fazla benziyorsun. Bende senin gibiydim. Tek işim görevlerdi. Peki sonra ne oldu? Mavi ile yakınlaştık ve birlikteyiz. Mavi demişken buraya gelmemin bir nedeni de oydu." Cleon derin nefesler ile sakinleşmeye çalışırken son kez ciğerlerine derin bir nefes çekti. "Seni dinliyorum." Sesini normal çıkarmak istese de hala sinirini belli ediyordu. "Mavi, hamile Cleon. Yani sen amca oluyorsun ve bir diğer konu da kraliçe ya da siyah yenge oluyor. Kararı sana kalmış. Hangisini seçiyorsun?" Cleon mavi konusuna şaşırıp hatta sevinecek konuma gelse de, sonrasında duydukları ile yüzünü buruşturdu. Rodas'ın derdi neydi? Eski halini özleyeceği aklına gelmese de şu an onu özlüyordu. Otoriter Rodas karşısındaki bu cıvık kişilikten bin kat daha iyiydi. "Benimle alay etme işin bitti mi?" Cleon bunu söylerken sinirle yerinden doğrulmuştu. Aslında böylesine tepki vermesi de kendisine bir an için garip geldi. Tamam rahatsız olabilirdi. Peki bu sinir ne içindi? Kalktığı gibi gerisin geri koltuğa oturarak sağ elini saçlarından geçirdi.  "Baba olacaksın, tebrik ederim. Ayrıca sen maviden önce gayet otoriter ciddi bir adamdın. Ne oldu sana?" "Aşık oldum. Sana da aynısını tavsiye ederim. Bu kadar ciddi olmak sağlıklı bir şey değil. Bunu bana mavi öğretti. Belki sana da bir gün biri öğretebilir." "O gün, bugün değil. Ben böyle de mutluyum, Rodas." Rodas bilmişlik dolu ifadesini takınırken ayağa kalktı. Cleon'u yeterince huzursuz ettiğinin farkındaydı. Daha fazla devam etmesine elbette gerek yoktu. "Sonsuza kadar böyle olmayacaksın, Cleon. Şimdi gitmeliyim." "Maviyi de tebrik ettiğimi söyle, bir kaç görevi bitirdikten sonra yanınıza gelirim." Rodas çıkış kapısına ilerlerken Cleon onu yolcu ediyordu. Kapıdan çıktığı anda ise kapıyı kapatarak bir süre tavana baktı. Hala eski komutanın kahkahaları kulaklarında çınlıyordu. Düşünceleri ise zihnine yer etmişti. Kraliçe ya da siyah demişti! Bu nasıl mümkün olabilirdi? Fia ile aralarında bir şey olamazdı. En başında o kraliçeydi. Siyah ise sadece bir renk ruhu. Karamsar, içine kapanık, karanlığın kendisi olan bir renk.  Odasına ilerlerken düşünceleri yerini komutanın son sözlerine bırakırken aklında tek bir düşünce belirdi. Eğer ileride bir gün Rodas haklı çıkarda bir renk ile birlikte olacaksa, bunun hayatını renklendireceklerden biri olmasını istedi. Tıpkı mavinin Rodas'ın hayatını renklendirmesi gibi... ___ Sonraki günleri aynı rutininde devam ederken Cleon sonunda kraliçenin isteği ile toplantı salonuna gitmek için harekete geçti. Konunun ne olacağını bildiği için merak ettiği bir şey olmamıştı. Tam vaktinde toplantı salonundan içeri girdiğinde, Fia çoktan odada yerini almıştı. Hemen konuya girmek istediği gözlerinden anlaşılıyordu.  "Hoş geldin, Cleon. Fazla oyalanmadan sana kararımı söylemeliyim. Sonrasında senden istediğim bir kaç şey var." "Dinliyorum." "Araştırmaları tek başıma yaptığımı biliyorsun, Cleon. Bir kaç şey buldum. Bunları onaylamak ve bir karar vermek için Damien ile akşam yemeğinde konuşmak istiyorum. Bu ayarlamalarla her zamanki gibi sen ilgileneceksin. Ama hepsinden önce fikrini de merak ediyorum. Yabancılar konusunda ne düşünüyorsun?" Cleon'un sıkıntısı yüzüne yansırken kraliçe her hareketini seyrediyordu. Ona güveniyordu. Bu yüzdende fikirleri elbette önemliydi. Hatta arşivde bulunan bir kaç araştırmacıdan da fikir alacaktı. Ama öncelik Cleondu. "Aslında yabancılara yardım etme konusunda bir sıkıntım yok. Fakat gezegende kalmaları verilmesi gereken büyük bir karar ve açıkçası liderleri beni oldukça rahatsız ediyor. Ama yine de son karar size ait." Fia gülümseyerek dinlediği komutanı incelerken aralarına yine mesafe koyduğu gözden kaçmasa da bunun üzerinde durmadı. İstediği cevabı almıştı. İşin aslı hala kendisi de kararsızdı. Bu yüzdende Damien ile bir an önce konuşmak istiyordu. "Düşüncelerinin benim için önemli olduğunu biliyorsun, Cleon. Kararımı vermek için lider ile konuşmalıyım. Ayarlamaları yapar mısın?" "Elbette nasıl isterseniz." Fia gülümseyerek çıkmak için hareketlenen Cleon'a yaklaşarak kolunu tuttu. Gitmesini önledikten hemen sonra da yanağını öperek geri çekildi. "Bana kızgın gibi görünüyorsun, Cleon. Sana mesafelerden hoşlanmadığımı söylemiştim. Üstelik bana Fia demene yasak getirdiğimi hatırlamıyorum."  Cleon bir an afallamış olsa da ilk kez başına gelmeyen bu durum karşısında tepkisiz kaldı.  "Evet, sadece... Biraz dalgınım Fia. Rodas ile geçen gün bir sohbetimiz oldu da. Mavi konusunda..." "Biliyorum mavi hamile. Onlar adına çok mutluyum. Şimdi akşam konusunda ayarlamaları yapar mısın?" "Tamam. Fia." Fia, komutanın gidişini izlerken akşam yapacağı konuşma işine odaklanmaya karar vererek odasına yöneldi. Kendini yine düşüncelerini sakinleştirerek karar vermesine yardım eden küçük dünyasına getirdiğinde, derin bir nefes aldı. Kararsızlık ciddi anlamda kötü bir şeydi. Üstelik öğrendiği şeylerden hoşnut olduğu da söylenemezdi. Damien'ın söylediği gezegene ismi en yakın gezegen bilinmeyen bir ırk tarafından istila edilerek yok edilmişti. Fiziksel özellikleri de tamamen farklıydı. Ya Damien ırkları ile ilgili yalan söylüyordu ya da ortada keşfedilmemiş yeni bir ırk vardı. Saati kontrol ettiğinde daha üç saatten fazla zamanı olduğunu gördüğünde çizim odasına yöneldi.  Bir şeyler çizerek düşünmeyi seviyordu. Üstelik yarım bıraktığı bir resmide vardı. Boya kokularının burnuna dolduğu çizim odasına geldiğinde gülümsedi. Tuvalinin bulunduğu cam kenarına bakarken hala darmadağınık haldeki boyalarına baktı. Hepsinin kapaklarını kapatmış ama toplamamıştı. Bir resmi tamamlamadan etrafı düzenlemekten hoşlanmıyordu. Aynı şekilde bu yere ondan başkasının dokunmasına da izin vermiyordu.  Tuvalin üzerindeki ince örtüyü kaldırdığında resmini inceledi. Rodas ile konuşmalarından sonra bu resmi yapmaya başlamıştı. Onlar için güzel bir hediye olacağını düşünüyordu. Rodas ve mavinin mutlu bir karelerini çizmeye karar vermişti. Rodas'ın bulunduğu taraf bir kaç detay hariç tamamlanmıştı. Maviye ise ince bir kaç detay gerekiyordu. Kalan bir saatini resmine harcarken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamadı. Ama resmi bitirmek mutlu olmasını sağlamıştı.  Akşam yemeği için artık hazırlanması gerektiğini fark ettiğinde hızlı bir şekilde banyoya girdi. Boyalardan nasibini oldukça fazla almış kıyafetlerini kirli sepetine attı. Parmak uçları hatta kolları da boyalardan nasibini almıştı. Sıcak suyun altına girdiğinde şampuan, duş jeli ve boyaları çıkarmak adına kullandığı kimyasal ile uzun bir süre banyoda kaldı. Çıktığında bedenini ve saçlarını iyice kuruttu. Damien ile ilk konuşmalarının aksine bu kez daha resmi bir konuşma olacaktı. Bu yüzden de özen göstermeliydi. Dolabından koyu türkuaz elbiseyi aldıktan sonra üzerine geçirdi. Gayet iyi durduğuna kanaat getirdiğinde saçlarını yapmak için masasına oturdu. Bir kaç kez şekil vermeye çalıştığı saçlarını sonunda salık bırakmaya karar verdi. Yüzüne yaptığı ufak makyajın ardındanda tamamen hazırdı.  Yemek odası olarak kullanılan ve genelde toplantılara ev sahipliği yapan mekana geldiğinde etrafı inceledi. Cleon her şey ile ilgilenmişti. Şimdi ise yapması gereken Damien'ı beklemekti. Bir kaç dakika sonrada büyük kapıdan içeri Damien girdi. Girdiği ilk andan itibaren salonu değişik bir havanın doldurduğunu hissederken ister istemez onu incelemeye başladı. Geldiği ilk günden bu yana lideri görmediği için nasıl bir durumda olduğunu bilmiyordu. Ama şu an anladığı kadarıyla Damien karşısında en iyi haliyle duruyordu. Koyu sarı saçlarına özendiği belli oluyordu. Üzerine de konuşmalarına uygun bir şekilde gömlek giymiş, renk olaraksa siyahı seçmişti. Pantolonu da aynı şekilde koyu bir renkti. Gözleri hala soğukluğunu yansıtıyor olsa da, onu şu an tanımlayacağı tek kelime yakışıklı olurdu.  Birlikte yemeğe başladıklarında konuşmaya girmek için bir an aradı. Sadece konuya nasıl gireceğine karar veremiyordu. Damien ise onu bu yükten kurtarmak adına ilk adımı atan taraf oldu. "Sonunda sizinle konuşmama izin verdiğiniz için teşekkür etmeliyim." Damien'ın bu hareketinden sonra bardağından bir yudum alan Fia hemen ardından konuşmaya başladı. "Sadece bir kaç gün rahat etmenizi istemiştim. bununla birlikte yapmam gereken bazı işler de vardı." "Sizi anlıyorum. Bizimle ilgili kararınızı verdiniz mi?" "Karardan ziyade sizinle gezegeniniz hakkında konuşmak istiyorum. Üstü kapalı anlattığınız büyük felaketi öğrenmeliyim." Damien içkisinden bir yudum alırken bitmek üzere olan tabağından bir parça daha eti alarak ağzına götürdü. Gayet rahat görünüyor olsa da yüzündeki duygu geçişleri Fia'ın gözüne çarptı. Sakin olmaya çalışıyor olsa da üzgün hissettiriyordu. "O halde başlıyorum. Dediğiniz gibi gezegenimiz bir günde yaşanmaz hale gelmedi. Ama savaşlar kaçınılmaz olan sonu yaşamamıza en büyük etken oldu." Damien'ın bu cümlesi istila olabileceği konusunda ona bir ipucu verse de bulduğu gezegenden olmadıklarını fiziksel özelliklerine bakarak gayet iyi anlatıyordu. Bu yüzdende sessizliğini sürdürerek konuşmasına devam etmesini bekledi.  "Yaşadığınız bu gezegen çok güzel ve tek lider olmanız da öyle... Bizim ise gezegenimizde farklı ülkeler ve farklı liderler vardı. Liderlerin sömürgecilik hırsı ve doyumsuz yanları bir süre sonra ülkeler arasındaki savaşın patlak vermesine sebep oldu. En kötüsü de kullanılan nükleer silahlardı. Ben bunların hepsinin ortasında elbette bulunmadım, sadece tek bir ülkeye bağlıydım." Liderin her bir kelimesini özenle dinlerken olması muhtemel şeyleri düşündü. Nükleer felaketlerin getirilerini elbette biliyordu. En azından bazıları ile ilgili şeyler okumuştu. Durum bu bile olsa neden insanlar onu lider seçmişti? "Yani sonuç olarak gezegeni büyük savaşlar bu hale getirdi. Peki siz hangi noktada şu an yanınızda bulunan insanların güvenini kazanarak lider oldunuz?" "O konuya da gelecektim. Ait olduğum ülkenin lideri de en başta bizimleydi ama sonrasında söylediğim kayıpların arasına katıldı. Ondan sonrada en rütbeli kişi olarak beni seçtiler. İnsanlar çaresiz olduklarında böyle kararlar verebilirler." Liderin konuşmasında herhangi bir tutarsızlık hissetmemişti. Her bir kelime inanarak dudaklarından dökülüyordu. Üstelik mimikleri bile Fia'ı etkiliyordu. Damien'ın üzerinde böyle bir etkisinin olması garip gelmişti. İlk kez bir erkeği beğenmiyor değildi. Ama o anlamda hiç bir erkeği yanında istememişti. Aklına birden giren düşüncelerle gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. "Çaresizliğin kişilere neler yaptırabileceğini biliyorum. Başınıza gelen felakete üzüldüm. Gezegenimizde kalmaya devam edebilirsiniz." "Cümlenizden anladığım kadarıyla bu sadece bir süre için mi olacağı anlamına geliyor?" Anlatırken gayet sakin olan liderin yüzündeki hüznü cümlenin bitiminde gördü. "Tam olarak öyle sayılmaz ama şimdilik bununla idare etmelisiniz. Henüz gitmeniz gerektiğine karar vermedim. Aynı şekilde kalmanız içinde..." "Siz nasıl isterseniz." Damien tabağının yanında bulunan peçete ile dudaklarını sildikten hemen sonra ayağa kalkarak kraliçenin yanına yürüdü. Tam yanında durduğunda hafifçe eğilerek, boştaki elini aldı ve dudaklarına götürerek öptü. "Bizimle ilgili endişelerinizi anlıyorum. Ama inanın bizi kabul ettiğinize pişman olmayacaksınız." Fia içini titreten öpücük ile kendine gelmeye çalışırken ağzını bir an açsa da konuşamadı. Damien elini serbest bıraktığında masanın kenarına yerleştirdi. "Öyle olmasını umuyorum." Lider gülümseyerek kraliçeye bakarken hafifçe doğruldu. "Bu gecelik sizden yemek dışında da özel bir şey isteyebilir miyim?" "Elbette." "Gezegene geldiğimizden beri pek bir yer görmedik. En azından gezegeniniz sizin kadar güzel olan bazı yerlerini görmeme izin verir misiniz? Daha doğrusu bana gösterir misiniz?" Damien'ın kibar sözleri ile gülümserken düşündü. Aslında fazla bir şey istemiyordu. Üstelik ona renkleri anlatmadanda bir kaç güzel yer gösterebilirdi.  "Sanırım bunu kabul edebilirim."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD