5.BÖLÜM

1151 Words
Geçmişi özlüyordum. Zor da olsa sevdiklerimin yanında olduğunu zamanları çok özlüyordum. Yanımda oturup, gözlüğünü burnunun ucuna indirmiş Mehmet amcaya bakarken; babamı özlüyordum, Akif'i özlüyordum. Onun bakışları, gülümsemesi, gözleri bana Akif'imi geri getirmişti. Zaman su gibi akıp gitmiş, onu kaybettiğim zamanlara yine gelmiştik. Yıl dönümüne iki hafta vardı ve ben, o güne giderken yolda babasını bulmuştum. Daha doğrusu o beni bulmuştu. ''Sence de öyle değil mi?'' Mehmet amcanın sesiyle daldığım düşüncelerden irkilerek kendime geldim. ''evet tabi ki'' Mehmet amca gözlerini bana çevirerek '' sen beni yine dinlemiyorsun Deniz'' dedi. Başımı sallarken ''dinliyorum Mehmet amca. Sadece dalmışım '' dedim. Mehmet amca ''öyle olsun bakalım. Acıktın mı?'' Diye sordu. Sabah gözümü ilk açtığımda önce afallamış sonra kendime gelmiştim. Sabah 7 de alarma uyanmış, hazırlanıp Mehmet amcanın odasına gitmiştim. Onun uyandığını gördüğümde yanındaki hemşiriyle beraber önce onu tekerlekli sandalyesine almıştık sonra o, Mehmet amcayı banyoya götürmüştü. İsminin Kerem olduğunu öğrendiğim Hemşir, bir senedir burada çalıştığını aslında ikimizin daha iyi olacağını söylemişti. Kerem, Mehmet amcanın ilaçlarını, günlük beslenme düzenini bana aktarmış, nasıl beraber çalışacağımızı ayarlamıştı. Kerem 3 e kadar burada çalışıyordu, onunla beraber sabahtan beri hareket etmiş ardından kalan işler bana kalmıştı. Çok bir şeyi de yoktu zaten. Mehmet amca bizi bırakmamış 3ümüz bahçe de kahvaltı yapmıştık. Kerem bir ara bana doğru eğilip '' bir senedir burada çalışıyorum ilk defa burada kahvaltı yapabildik. Senin şerefine herhalde '' dedi keyifle. Mehmet amcanın ters bakışlarıyla karşılaştığımız vakit ise hemen kendini düzeltip kahvaltısına devam etti. O süreçte Sevil hanımın yeğeni Aslı'yla da tanıştım. Aslı üniversiteye gidiyordu ve Sevil hanımla beraber ek olarak da burada çalışıyormuş. Arka bahçe deki müştemilatta kaldıklarını söyledi ve Aslı'yı çok sevmiştim. Kerem, işlerini bitirip çıktıktan sonra da bizde Mehmet amcayla baş başa kaldık. ''Sen acıktın mı?'' diye sordum ona dönerek. Mehmet amca bileğindeki saate bakıp '' saat 7 olmuş, biraz acıktım. Masayı kurmuşlardır, geçebiliriz '' dedi. Onu onaylayarak ayağa kalktım. Mehmet amca elektrikli sandalyesini çalıştırıp ilerletti. Onun önüne geçip cam kapıyı açtığımda tam da dediği gibi sofrayı kurduklarını gördüm. Aslı '' bende tam sizi çağıracaktım '' dediğinde gülümseyerek ''geldik '' dedim. Mehmet amca kendi yerine geçtiğinde Aslı'ya ''Sinan'la, Alaz geldi mi?'' diye sordu. Aslı '' yok Mehmet amca, daha gelmediler '' dedi. Mehmet amca ''Tamam kızım. '' dedi. Ardından bana dönerek '' biz başlayalım o zaman Deniz. Onlarda gelince yer '' dedi. Mehmet amcanın yanına oturup '' Mehmet amca benim burada yemem doğru olmaz. '' dedim sıkıntıyla. Aslı salondan çıkarken, Mehmet amca konuşmam dan sonra bana dönerek '' o nedenmiş '' dedi anlayamayarak. Ellerimi birbirine geçirip '' ben burada çalışıyorum çünkü. Maaş alıyorum. Seninle burada yemek yemem, kahvaltı yapmam doğru olmaz. '' dedim önümdeki tabağa bakarak. Mehmet amca '' ne demek doğru olmaz '' dedi kızarak. ''Sen benim kızımsın, hem burada çalışmıyorsun sen, yaşayacağın ev burası senin '' Yavaşça yerimden kalktım. Mehmet amcanın dizlerinin dibine çöküp '' amcam '' dedim. ''İşte asıl o dediğin olmaz. Burası ne benim evim, nede yaşayacağım ev. Ben buraya çalışmak için geldim. '' Mehmet amca, elimin üzerine elini koyup ''Sen bu evin hanımısın. Bu ev benim oğlumun evi '' dedi sonra durakladı. Ardından hızlıca '' Akif benim nasıl oğlumsa, Alaz da benim oğlum. Benim oğlumun evi, senin evindir '' dedi. Ben daha ağzını açmadan salonda bir ses yankılandı. ''İyi akşamlar!'' Ben durdum, hayat durdu, dünya durdu. Yutkunamadım. Kalbim o an boğazımda attı sanki. Canım yandı. ''Akif..'' Hızlıca ayağa kalktım. Oradaydı işte. Akif buradaydı. Tam karşımda durmuş, kara gözleri, gözlerimin içine bakıyordu. Dudaklarımın arasından uzun soluklu bir nefes gitti. Göz yaşlarım ben daha farkında olmadan bir bir akmaya başladı. Ayaklarım benden bağımsız ona doğru adımladı. Sadece Akif ve ben vardık burada. Sarıldım. Sımsıkı sarıldım ona. Geçen yıllara, özlemime, aşkıma, ölmeme neden olan adama sıkı sıkı sarıldım. ''Akif'' dedim titreyen sesimle. ''Sensin, buradasın. Yaşıyorsun'' Bir anda kollarımdan tutulup bir kaç adım geriye doğru çekildim. Akif kaşlarını çatarak bana bakıyordu. Elleri, kollarımdan düştüğü vakit '' Dayım gibi sende Akif sanıyorsun fakat, üzgünüm '' dedi sert bir sesle. Sesindeki boşluk, sertlik bir anda iliklerime kadar dondurdu beni. Bakışlarındaki hissizlik kanımın çekilmesine neden olurken '' Ben Akif'in kuzeniyim. Anladığım ve gördüğüm kadarıyla zaten birbirimize ikiz kadar benziyoruz '' dedi. Yaşadığım şaşkınlık, hayal kırıklığı git gide büyürken '' dayımın ricası üzerine seni işe aldım. Akif'in nişanlısısın bildiğim kadarıyla fakat'' dedi ellerini cebine koyarken. Onu bir anda donuk gözlerle izlemeye başladım. ''Burada çalışacaksan anlaşmamız lazım. Sadece dayımın bana Akif demesini kabul edebilirim. O da dayım olduğu için. Onun dışında kimsenin beni başka birinin yerine koymasına tahammülüm yok. '' Son kez soğuk gözlerle baktı bana. Ardından arkasını dönüp gitti. Oracıkta durdum. Ayakta kaç saat öyle durdum bilmiyorum. ''Deniz'' Aslı'nın seslenmesiyle ona doğru bile dönemedim. Göz yaşlarım akmak istiyordu ama ben ağlayamıyordum bile. Kalbim birden atarken, yeniden durmuştu sanki. Boğazımda bir düğüm vardı ve beni boğuyordu. Bağırmak istiyordum, bir tepki bile olsa vermek istiyordum ama parmağımı bile oynatamıyordum. ''Deniz lütfen kendine gel.'' Aslı'nın kolumdan sarsmasıyla yutkunarak ona döndüm. Sesim bile çıkmadan, yavaşça yürümeye başladım. Merdivenlerden ağır ağır çıkıp kaldığım odaya girdim. Yatağın köşesinde duran, çantamı alarak odadan çıktım. Aslı merdivenlerin başında beklerken, elimdeki çantayı görünce '' nereye?'' diye sordu panikle. Sesim çıkmazken, dış kapıyı açıp kendimi ılık havaya bıraktım. Merdivenleri ağır ağır inip, dış demir kapıya uzanan uzun yolu yürüdüm. Karşımda gördüğüm koruma boş bakışlarla bana bakarken '' kapıyı açar mısınız?'' dedim. Adam '' maalesef'' dedi sadece. Ardından yeniden başını kaldırıp karşıya bakmaya devam etti. Derin bir nefes alıp sola kaydım kapıyı kendim açmak için, fakat koruma da benimle beraber hareket etti. Anlamayarak ona baktığımda cevap bile vermeden dümdüz bakmaya devam ediyordu. Sonra bir yerden Emre geldi. ''açabilirsin kapıyı'' Benim karşımda duvar gibi duran adam bir anda kapıyı açtı. Emre bey ''nereye gidecekseniz sizi arabayla götüreyim '' dedi sakin bir ses tonuyla. Yürüdüm. Hiçbir şey duymamış, görmemiş gibi saatlerce o yolu yürüdüm. Bir kaç kez arkamı dönüp baktığımda Emre beyin de benimle beraber yürüdüğünü arkamızdan ise bir arabanın geldiğini gördüm. Şaşkınlıkla durup '' bu ne demek oluyor?'' diye sorduğumda ''sizi yalnız bırakamayız '' demişti sadece. Ondan sonra hiçbir şey umurumda olmamış onlar yok ki devam etmiştim, ta ki mezarlığa gelene kadar. O an arkamı dönüp ''yalnız kalmak istiyorum '' dedim sadece. Emre bey tereddüt etse de başını salladı sadece. Akif'e gidene kadar da göz yaşlarımı tuttum. BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISINDAN.. Genç adam, mezarın üstüne yatıp bağırarak ağlayan kadına içi giderek baktı. Bu nasıl bir acıydı. Küçücük bir kadının yüreğinde yaşadığı acı ona reva mıydı? Ölüm dedi kendi kendine. Ne zalimdi böyle. ''Akif!'' diye bağıran kadının acısı onun zalim yüreğine bile işlemişti de işlemeyen nice zalimlere etki etmemeye başlamıştı. Kaç saattir sarılıyordu beyaz soğuk taşa bu kadın bir kaç saat geçtikten sonra saymamıştı. Güneş doğmak üzereydi yine de kadın, bu sessizlikte, karanlıkta o taşa sarılıp ağlamaktan başka bir şey yapmamıştı. ''Sevda'' dedi adam. ''Sevda çok zalim be. '' Başını salladı. Konuşmaya devam etti sanki onu duyan olur umuduyla. ''Böyle sevdaya bu acı fazla. Yüzünü güldürmek varken, soldurmak reva mı?'' Kimse duymuyordu onu. Belki de bir kulaktan girip bir kulaktan çıkıyordu. ''Gidelim'' dendi sadece. '' Söyle alsınlar onu oradan''  -BÖLÜM SONU
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD