6. Bölüm: Yolculuğun İlk Günü

935 Words
Otobüs aniden sert bir fren yaptı. Yolcular bir anda sarsıldı, birkaç kişi koltuklarından kaydı. Maria ön koltuğa çarpacakken Victor hızlıca kolunu uzatıp onu tuttu. — İyi misin? — dedi, endişeyle. — Ahh… iyiyim. — Maria derin bir nefes aldı. — Ne oldu? Neden böyle durduk? Şoför sinirle başını camdan çıkardı, birkaç küfür savurduktan sonra dışarı indi. Victor hafifçe gülümseyip alçak sesle söyledi: — Öndeki araç zaten kötü sürüyordu. Sanırım aniden fren yaptı, bu yüzden böyle oldu. — Anladım… Saat kaç? — 14:47. Daha otogara gelmedik. — Neredeyiz? — Kingman. İlk durağımız. Birazdan iniyoruz. O sırada şoför geri geldi, mikrofonu eline alıp sakinleştirici bir tonla konuştu: — Sayın yolcular, az önce yaşanan olaydan ötürü özür dilerim. Şu anda Kingman’dayız. Az sonra otogara varacağız, 20 dakikalık mola vereceğiz. Beş dakika sonra otobüs Kingman otogarına girdi. Yolcular sırayla inmeye başladı. — Hadi biz de inelim, biraz hava alırız. — dedi Victor. — Sen inebilirsin, ben yorgunum. Kendimi pek iyi hissetmiyorum. Victor hafifçe kaşlarını çattı: — Sabah yaptığın keki yemek ister misin? Maria bir anda toparlandı: — İyi hatırlattın. Bavulunu araladı, saklama kabını açtı ve bir dilim keki ısırdı. — Gerçekten güzelmiş. Sonuçta ben yaptım. Victor da bir tane aldı. — İzin alsaydın. — Zaten verecektin. — Ya vermeseydim? Victor bir Maria’ya, bir elindeki keke baktı. Sonra keki tek seferde ağzına atıp hızlıca çiğnedi ve Maria’ya bakarak yuttu. — Sana bir şey demiyorum artık. — dedi Maria başını sallayarak. Victor tekrar elini uzattı: — Bir tane daha alabilir miyim? İkisi de ciddi bir ifadeyle birbirine baktı. Sonra aynı anda başlarını çevirip gülümsediler. — Tamam, al hadi. Victor bu kez iki tane aldı. Ağzı doluyken konuşmaya devam etti: — Baban ne kadar para verdi? — Saymadım, ama fazla olduğunu biliyorum. — Saysana, merak ettim. — Ama burada yolcular var. — Olsun, gizlice say. Maria etrafına bakındı, sonra bavuldan zarfı çıkarıp hızlıca saymaya başladı. Birden gözleri büyüdü, zarfı aceleyle kapatıp bavula geri koydu. — Ne oldu? Ne kadarmış? — dedi Victor, merakla eğilerek. — Yaklaş… — Ne oldu? — Yaklaş işte! Victor biraz daha yaklaştı. Maria fısıldadı: — 300 dolar. Victor şaşkınlıkla geri çekildi. — Ben mi yanlış duydum, sen mi yanlış saydın? Emin misin? — İki kere saydım… Of, baba ya… Victor gülümsedi: — Soğuk bir içecek alayım mı sana? — Niye? — Bu şoku atlatman için. — Tamam, git al, ben buradayım. Victor elini uzattı: — Harçlık alayım. — 50 doların vardı ya. — Onlar kokteyle gitti… kokteyl ve iki simite. Maria isteksizce zarfı açtı, 50 dolar uzattı. — Lütfen dikkatli harca. Paranın çokluğuna aldanma. — Merak etme, biliyorum. — dedi Victor, hafif bir gülümsemeyle. Victor otobüsten ayrıldı, kısa bir süre sonra elinde iki çay, bir poşet dolusu soğuk su ve içeceklerle geri döndü. — Çayı kekle içmek için aldım. Diğerleri yolculuk için. Otogar fiyatı malum… 30 dolar tuttu. Al, 20 dolar. Maria başını salladı: — Yok, sende kalsın. Lazım olur. Bu sırada şoför mikrofonu eline aldı, dışarı çıkıp duyuru yaptı: — Sayın yolcular, 5 dakika sonra yolculuğumuza devam edeceğiz. Lütfen bu süre içinde otobüste olun. Kısa süre içinde herkes yerini aldı ve otobüs yeniden hareket etti. Bir süre sessizlik oldu. Maria tekrar sordu: — Saat kaç? — 15:52. Uyumak ister misin? — Yok, ben uyudum. Bu sefer sen uyu. Victor hafifçe gülümsedi: — Büyük bir zevkle. Bavulundan göz bandını çıkarıp taktı, arkasına yaslandı. Maria dirseğiyle onun kolunu dürttü: — Pis hain, bana niye vermedin? Güneşten gözlerim yanıyordu. Victor göz bandını indirirken gülümsedi: — İstemedin ki. Saatler geçti. Otobüs Sedona’ya vardığında Maria, Victor’u hafifçe salladı: — Victor? Hadi uyan, otogara geldik. — … — Victor? — Hmm? — Uyan diyorum, vardık işte. Victor gözlerini ovuşturdu: — Neredeyiz? — Sedona’da. Akşam oldu. Birazdan otele geçiyoruz. Victor saate baktı: — 19:56 mı? Off… (sesini alçalttı) Niye bu kadar geç geldik? Aradaki mesafe bu kadar uzun değil. Maria omuz silkti: — Yollar tamirliydi, yavaş gitmek zorunda kaldık. Görmeliydin, çok kötü yollardan geçtik. — Peki niye erken iniyoruz? — Şoför yaşlı, geç saate kadar yolculuk yapamıyor. Otobüs, otogara yakın bir otelin önünde durdu. Bu otel genelde uzun yolculuk yapan otobüslerin mola verdiği bir konaklama yeriydi. Şoför mikrofonu aldı: — Sayın yolcular, otelimize geldik. Geceyi burada geçirip yarın sabah 09:30’da yolculuğumuza devam edeceğiz. Hepinize iyi geceler dilerim. Herkes anahtarını alıp odalarına yöneldi. Sırayla Victor ve Maria da anahtarlarını aldılar. Görevliyle birlikte odaya gittiler. Tam o sırada Maria’nın sesi yükseldi: — BU YATAK NEDEN ÇİFT KİŞİLİK? Görevli ve Victor dönüp ona baktılar. Maria derin bir nefes alıp dışarı çıktı, daha alçak sesle konuştu: — Affedersiniz, tek kişilik yatak olan odanız yok mu? — Maalesef efendim, tüm odalar çift kişilik. Bir sorun mu vardı? Maria istemsizce iç çekti: — Hayır, teşekkürler. Görevli gülümseyerek ayrıldı. Victor kapıyı kapattı, Maria’ya döndü: — Neyi bu kadar sorun ediyorsun? Çift yataksa ne olmuş? — Victor, biz evli değiliz, sevgili de değiliz. Aynı yatakta neden yatalım ki? — Tamam, anlıyorum. Ama yapacak bir şey yok. Her oda aynıymış. — Yine de rahatsız oluyorum. Victor alaycı bir tebessümle: — Az önce lobide “bana her oda cennet gibidir” diyen hanımefendi, lütfen sözünüze sadık kalın. Maria gözlerini devirip kapıya yöneldi: — Müdüre söylemeye gidiyorum. Victor hızla kolundan tutup onu durdurdu. Bir an göz göze geldiler. Victor elini yavaşça çekti: — Bak, rahatsız olmanı anlıyorum. Ama bu sadece bir gece. Sabah gidiyoruz. Eğer tekrar böyle bir durum olursa birlikte itiraz ederiz. Tamam mı? Maria bir süre düşündü, sonra başını salladı: — Peki. — İstersen önce duş al, rahatlarsın. — Tamam. Maria saçlarını toplayıp banyoya girdi. Duşunu alıp banyodan çıktı, bornozuyla odaya geçti. Tam üzerini değiştirecekken kapı hafifçe gıcırdadı. Başını çevirince kapının aralık olduğunu ve bir çift gözün onu izlediğini gördü. — Pis sapık!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD