Masal, ertesi akşam da alınıp yaşlı adamın lüks mekanına götürülüyor. Genç kadın kendini bıraktığı bu farklı akışa uyum sağmaya çalışıyor ama şimdilik bunu başarabilmiş değil. Ama kendinden istenenlere karşı çıkmıyor ve Neri'nin dediği gibi o istekleri normal karşılamaya ve saygı duymaya çalışıyor. Sonuçta başını sokabileceği, öncekine göre oldukça güvenli bir evi var. Ertesi gün ne yapacağım, ne yiyeceğim gibi sıkıntıları yok. Kendini bu yeni ortama alıştırmak için bu yaşadıklarını bir similasyona benzetiyor. Böyle yaklaşınca olaya gayet iyi hissediyor kendini. Patrona gelince, kendine oldukça iyi davranıyor ama yaptıkları fanteziler dışında bir konuşmaları yok. Masal onun nasıl bir kişilik olduğunu düşünmeden edemiyor. Elbet bir gün kendisiyle konuşacağını umuyor adamın. Akşam, önceden gittiği havuzlu, kocaman saray yavrusuna götürülüyor. Bu sefer doğrudan eve, geniş salona alınıyor. İlk gelişinin şaşkınlığında hızlıca geçtiği bu yeri inceleme fırsatı olmamıştı genç kadının. Öyle değişik ve gösterişli parçalarla döşenmişti ki bu salon Masal bir süre ağzı açık çevresine bakınıyor. Parlak, oymalı eşyalar, yine çerçeveleri yaldızlı büyük tablolar, devasa çiniye benzer vazolar, kristaller, gümüşler sanki birbirlerine uysun ya da uymasın bir araya toplanmış ve bir parça sanat galerisi havası veriyor eve. Ev demek de hakaret kabul edilir buraya. Malikane, saray yavrusu gibi bir şey. Kocaman ve ince oymalara sahip bir masanın başında otururken görüyor patronu ama yalnız değil. Orta yaşlı bir kadın ve bir erkek ona eşlik ediyor. Masal diğerlerini görünce ürkek bir halde yerinde kalıyor. Patron onu fark ediyor ve ona sesleniyor:
-''Çekinme, gel! Gel benim küçük kızım!''
Masal, yavaş yavaş yaklaşıyor ama nereye oturacağını bilemiyor. Bir hizmetli, patronun sağındaki sandalyeyi çekiyor oturması için ve kızın yardımına yetişiyor. Masal, oturunca tepelerinde duran muhteşem avizeyi ve ona destek olan ışıklandırmayı fark ediyor, daha önce böyle bir şeyi hiç görmemişti. Sonra diğerlerinden utanarak, daha doğrusu bu görmemişliğinden utanarak başını masaya doğru indiriyor. Masa başka bir kıyamet. O kadar çok bardak, tabak, kaşık, çatal, bıçak var ki! Ve Masal bunlara öylesine yabancı ki! Onun ilk şaşkınlığını anlayışla bekleyen diğerleri kadına bakıp hafifçe tebessüm ediyorlar selamlarcasına onu. Patron, tabağındaki ufak et parçasını bitiriyor, kadehini yarılıyor. Bu arada Masal'a da servis yapılıyor ama kadın neyi nasıl yese derdinde sadece önüne konanlara bakıyor.
Patron:
-'' Seni tanıştırayım en güvendiğim çalışanlarımla. Deniz Hanım, genel müdür yardımcım ve aynı zamanda yakın dostum, sırdaşım. Ahmet Bey, opereasyon müdürüm, satışlarımın sihirbazı, dostum ve sırdaşım. Arkadaşlar bu küçük hanım da benim gençlik iksirim Masal Hanım.'' diyor ama Masal, bu tanışmanın gerekliliğine bir neden bulamıyor. Belki de öylesine denk geldi bu yemek, bilemiyor. Patron devam ediyor:
-''Seni onlarla tanıştırmakta sakınca görmedim çünkü sen artık sık sık burada olacağına göre bu oldukça iyi oldu. Biz de sen gelmeden önce hesaplar üzerine kısa bir toplantı yaptık, envanter dökümünü ve gelir-gider durumunu inceledik, her şey gayet yolunda. Çünkü dostlarım bana hep bağlıdır ve dürüsttürler. Şu dünyada güvenebileceğim nadir birkaç insan arasındadırlar. Toplantı bitince yemeği beraber yiyelim istedim.''
Masal, bir kez daha adamla kadına bakıp hafifçe gülümsüyor az önceki selamlarının karşılığı olarak. Ve adamla kadının masadan kalktıklarını görüyor, kısaca izin isteyip yanlarından ayrılıyorlar. Yaşlı adam, genç kadının çektiği sıkıntının farkında, ona dönüyor:
-''Güzelim hiç çekinme, nasıl biliyorsan öyle ye yemeğini, protokol yok, rahat et, benim yanımda hep rahat ol! Kasıntıları sevmem, doğallık tam bana göre. Haydi doyur karnını, sonra kadehlerimizi alıp terasa çıkarız.''
Masal, önce çekinerek birkaç lokma yiyebiliyor, patron masadan kalkınca ağzında lokum gibi dağılan et soteyi iştahla yemeğe başlıyor. Hayatında yediği en lezzetli, en yumuşak et bu. Üzerindeki sosun içeriğini anlayamasa da enfes! Etle birleşince de dayanılmaz bir hale bürünüyor bu ikili.Özellikle masadan kalktığını anlıyor yaşlı adamın neden sonra. Kendisinin rahat etmesi için çok ince bir düşünüş, bu kadının hoşuna gidiyor. Bir süre sonra yaşlı adam geri dönüyor ve elini Masal'a uzatıyor:
-''Bana terasta eşlik ede misin?'' diye sorarken siyah-beyaz filmlerdeki o Amerikan aktörleri kadar karizmatik bir duruş sergiliyor patron. Masal, hemen peçete ile ağzını temizliyor ve yerinden kalkıyor, bir elindeki çantasını ne yapacağını bilemiyor bir an. Masayı toplamaya başlayan hizmetlilerden biri hemen elindeki çantayı alıyor ve patrona soruyor:
-''Efendim terasa mı getireyim, odanıza mı bırakayım.''
-''odama bırakın lütfen.'' diyen yaşlı adam hizmetlilere de oldukça iyi davranıyor. Masal, bir elini adamın havada kalan eline uzatıp elini onun avucuna bırakıyor. Yine aynı filmlerde gördüğü gibi adamın eğilip kibarca elini öptüğünü görüyor şaşkınlıkla. Ve gençliğinde pek çok macera yaşadığına, pek çok yer gördüğüne iyice inanıyor genç kadın. Adamın üzerinden eski dönemlerin centilmenliği akıyor adeta. Bir an keşke daha genç olsa diye geçiriyor içinden hatta bir ara karşısındaki adam gidiyor yerine Buğra geliyor. Kız afalladığı bu değişimde gözlerini kapatıp açma gereği duyuyor ve her şey gerçeğine dönüyor yeniden bir anda. Patron ile merdivenleri çıkmaya başlıyorlar yavaş yavaş. Kendini bir an bir masalın içinde hissediyor nedense çünkü bu ihtişamın insana yaşatabileceği tek ve en güçlü duygu bu. Sonunda geniş bir açıklıktan geçip terasa çıkıyorlar. Öyle geniş ki bu teras! Şimdi Neri ile oturdukları evin tamamından bile büyük. İlerideki enfes oturma grubuna doğru ilerliyorlar. Patron önce onun oturmasını bekliyor, ardından yanına yerleşiyor kendisi de. Kolunu Masal'ın omzuna dolayıp onu kendine çekiyor, alnına masum bir öpücük bırakıyor. Genç kadın oldukça şaşkın çünkü daha önceki buluşmalardan çok farklı bu akşamki. Önlerindeki manzara enfes ve sanki sonu yok gibi. Kenarda bekleyen hizmetlilerden biri gümüş bir tepsi içinde iki şık kadeh getiriyor ve sonrasında hemen uzaklaşıyor yanlarından. Patron ilk yudumu içtikten sonra zevkle şapırdatıyor dudaklarını:
-''İyi bir şarap ile güzel bir kadını hiçbir şeye değişmem!'' diyor ve Masal'a bakıyor, yüzünün tüm hatalarını inceden inceye aklında tutmak ister gibi. Kadının gözlerine büyük bir hayranlıkla uzun uzun baktıktan sonra tekrar başlıyor konuşmaya:
-''Öncesinde elbet senin hakkında bir araştırma yaptırdım ama bizim bulduklarımızda ince ayrıntılar yok. Haydi bana anlat, sen kimsin?''
Masal, yeni bir şaşkınlığa düşüyor. Bu adam kendini merak ediyor tıpkı kendisinin onu merak ettiği gibi ama söyleyecek bir şey bulamıyor ona nedense, adam onun işini kolaylaştırmaya çalışıyor:
-''Mesela devlet korumasında büyümüşsün. Annen, baban ya da ne bileyim herhangi bir akraban sana ulaşmaya çalışmadı mı?''
-''Hayır.'' diyen kadının sesi buz gibi.
-''Sonra ayrılmışsın yurttan. Neler yaptın?''
Masal, derin bir iç çekiyor ve söze başlıyor:
-''Demek rezilliğimi daha doğrusu Neri ile benim rezilliğimizi merak ediyorsun ha! Tamam sana olduğu gibi anlatacağım!'' diyor ve patrona her bir şeyi anlatıyor. Adam onu dikkate dinliyor.
-''O sevgilin olan oğlanı seviyor musun?'' diye soruyor.
-''Önce seviyorum sandım ama sonra gördüm ki Nerininki gibi bir şey! Vazgeçmesi çok kolay oldu ondan benim için.''
-''Anlıyorum. İstersen sana aileni bulabilirim.'' diyen adam soran bakışlar atıyor kadına.
-''Hayır! İstemiyorum onları! Benim ailem Neri, gerisi fasa fiso!''
Adam kızın sesindeki asi tonu o kadar tanıdık buluyor ki kendine ve onu anlamakta hiç zorlanmıyor. Masal, bir an durakladıktan sonra adama soruyor:
-''Bunları bana neden soruyorsun?''
-''Merak diyelim. Sen beni merak etmiyor musun? Kocaman adamın benimle ne işi var demiyor musun?''
Masal, çekinerek yanıt veriyor ona:
-''Merak ediyorum tabii.''
Patron elini kadının omzundan çekiyor, ayağa kalkıyor, birkaç adım atıyor, sonra yine gelip kadının yanına oturuyor. Sana ilginç bir şey söyleyeyim mi?'' diyor ve kadının evet anlamında başını sallaması ile sözüne devam ediyor:
-''Çok uzun yıllar önce ben de senin gibi beş parasızdım ama durumum senden biraz farklıydı. İyi Bir ailedendim ama ağabeylerim beni saf dışı bıraktılar. Çok rahat yetişip yokluğa düşmek daha kötüdür biliyor musun? Annem ve babamı kaybedince bir şekilde iki ağabeyim her şeyi aralarında bölüştü , beni de yok saydılar.''
-''Aaaaa!'' diye şaşırmaktan kadın kendini alamıyor.
-''Yaaa! Ama iyi bir eğitim almıştım ve hırslıydım. Fakat bu sevdiğim kızın beni terk etmesini engellemedi. Para gidince o da gitti! Hani derler ya, başlayınca her şey üst üste gelir diye, aynısını yaşadım. Ailem, sevdiği beni bir başıma bıraktı. Hani az önce aileni bulabilirim dediğimde senin verdiğin yanıttaki isyanın aynısı bende vardı o vakitler.Seni gayet iyi anlayabiliyorum.''
Masal, merakla olayın devamını bekliyor:
-''Sonra?''
-''Sonra sıfırdan başladım, yılmadım. bir şirkette en alt kademede başladı şimdiki kariyerim. Türk-yabancı ortak bir şirket. Gece gündüz çalışıyordum kendimi göstermek için. Sonra orada Laura ile tanıştım. Şirketin İsviçre şubesinin sorumlusuydu. İhanetin nefretini onunla bitirdim. Onu çok sevdim, iki oğlumuz oldu ve çok mutluyduk. Derken kendi şirketimizi kurduk, sonra başka bir şirket, bir şirket daha derken bugüne geldim ama Laura beni erkenden yalnız bıraktı. Onu kaybedeli neredeyse otuz yıl oluyor. Biliyor musun seni görene dek aklımda tek kadın olarak hep Laura kaldı.''
-''Böyle bir devirde bu kadar ona bağlı kalman beni başka bir şaşkınlığa atmadı desem yalan olur.''
-''Ah küçük kızım benim! Zaman, insanlar değişir ama aşk, sevgi değişmez. Sadece insanlar bu iki değeri başka şeylerle karıştırabilir zaman zaman. Ha nerede kalmıştım? Oğlanlar büyüdü, bendeki hırs onlarda var. İkisi de kendi kanatlarıyla uçmak istedi, saygı duydum, üzerime düşeni yaptım. Şimdi onlarda gayet iyi yaşamlarına devam ediyor ama ben çok yalnız kaldım. Bazı geceler, kendi kendime konuştuğum bile oldu. Sonra seni gördüm. Bana oldukça masum ve korunmaya muhtaç göründün. Hatta yalnız kalbimi yeniden titrettin. Sonrasını biliyorsun.''
Masal:
-''Ya bir konu hakkında konuşmalıyım yoksa içim hiç rahat etmez.''
-''Tabii, dinliyorum seni.''
-''Şu kırbaç, zincir, fantezi kıyafetleri falan bana çok değişik geldi.''
-''Aha ha ha! Karımı unutmadım desem de sonuçta bir erkeğim. Cinsel yaşamım gecelik ilişkilerle sürdü. Her şeyi denemek istedim ve bana oldukça keyifli geldi.Yani değişiklik, artı heyecan gibi düşün.''
-''Anlıyorum.'' diyebiliyor kadın.
-''Seni rahatsız ediyorsa bana söyleyebilirsin.''
-''Rahatsız ediyor değil de alışamadım, tuhaf geliyor.''
-''Alışırsın ve zamanla sen de seversin. insan beyni sınırsızdır. Onun hayalleri her şeyi daha heyecanlı ve zevkli yapar .Hatta bazen yapmak yerine aklına gelen bir düş daha çok zevk verebilir insana. Bunun gibi düşün.
Masal, ona karşılık vermeden kadehindeki son yudumu içiyor. Ve sanki adamın emirlerini bekliyor yerinde.
-''Odamıza geçelim mi?'' diye soruyor patron onun içinden geçenleri anlamışçasına. Kadın, sakin bir şekilde yerinden kalkıp ona itaat ediyor. Patron onu yine elinden tutuyor. Beraber odaya gidiyorlar. Adam, yatağın yanındaki geniş koltuğa oturuyor:
-''Bu gece seks oyuncakları yok ama senden bir şey istiyorum. Karşıma geç ve yavaş yavaş üzerindekileri çıkar.''
Masal, yine sessizce emri yerine getirmeye başlıyor. Duyulmayan bir müziğin ritmine uyarak hafifçe sallanıyor yerinde. Gömleğinin düğmelerini açıyor acele etmeden. Üzerindeki ufacık, dar eteği sıyırıyor bacaklarından aşağı. Gömleği çıkarıp atıyor derken ve sıra iç çamaşırlarına geliyor. Kopçasını açtığı sutyeni kollarından sıyırıp bırakıyor. Ritmik hareketlerle salınırken külotunu yavaş yavaş aşağı çekiyor ve bırakıyor yere düşmesi için. Patron gözlerini kırpmadan seyrediyor genç kadını. Kadın çırılçıplak kaldığında adam baş parmağı ile gel işareti yapıyor ona. Masal, emri yerine getiriyor ve kendine gösterilen kucağa oturuyor. Patron onun düzgün bacaklarını, yuvarlak kalçalarını, karnını, sırtını ve göğüslerini okşuyor usul usul. Kadının omuzlarına ve göğüslerine minik öpücükler bırakıyor ve yavaş yavaş hareketleri sertleşiyor adamın. Eli kadının bacaklarının arasına gidiyor, kadınlığı avuçluyor elleriyle, bir yandan da alçak sesle konuşuyor:
-''Çok sıcaksın, yanıyorsun.'' diyor ve yüzünü kadının göğüslerine gömüyor. Bu uzayan okşamaların ardından:
-''Yatağımıza geçelim!'' diyor adam. Genç kadının yanına gelmesini bekliyor kocaman yatakta. Masal, uzun bacakları ile iki adımda yerini alıyor. Adamın yatışından kendinden ne istediğini anlıyor. Üzerindekileri çıkarmış adamın üzerine yerleşiyor istekli kadınlığı ile. Bir yandan da merak ediyor acaba adam eski gücünü bulabilir mi diye. Onun dilediği gibi kıvranıyor üzerinde. Uzun süre devam ediyor ama beklenen olmuyor. Patron da bunu anlıyor ve:
-''Yanıma gel ve yat! Sakın sabah olunca da kaybolma! Yarın yeniden deneriz.''
Masal, adamın yanına uzanıyor, adam ona sarılıyor. Genç kadın, zamanın çabucak geçmesi için uykuya dalmak istese de bunu yapamıyor. Üstelik adamın kolları arasında hareket de edemiyor. Bekliyor sabırla. Adamın uyuduğunu ve kollarının gevşediğini görüyor. Sessizce yatağın diğer ucuna gidiyor ve gözlerini kapatıyor uyumak için. Bir an önce sabah olmalı ve evine dönmeli.