4.Bölüm: Keşif ve Kuşku

592 Words
​Transatlantik Uçuş, İTB Nakliye Uçağı (6 Saat Sonra) ​İTB’nin modifiye edilmiş askeri nakliye uçağı, Londra’dan ayrılmış, Pasifik üzerindeki yoğun hava koridorlarının altından, Peru’ya doğru hızla ilerliyordu. Uçağın kargo bölümü, Thorne’un Özel Kuvvetler ekibine ait ağır ekipmanlar ve ortada, mor bir örtüyle sarılı, titreyen bir enerji konteyneriyle doluydu. İçinde Krono-Silis kalıntıları vardı. ​Kaptan Thorne, gürültülü kabinde tek başına oturmuş, silahının mekanizmasını kontrol ediyordu. Başında Dr. Elara Vance’ın bahsettiği "kadim, boyutsal tehditler" dönüp duruyordu. Thorne, çatışma yaşamış, gerçekçi bir askerdi. Gördüğü her şeyi bir mermi, bir bomba veya siyasi bir çatışmayla ilişkilendirirdi. Ancak son 48 saat, onun tüm dünya görüşünü altüst etmişti. ​Elara, uçağın arka köşesinde, üzerinde bir dizüstü bilgisayar ve Frigya tableti bulunan geçici bir çalışma masasında oturuyordu. Tabletten gelen zayıf, ritmik bir uğultu, Krono-Silis'in yaydığı enerjiyle rezonansa giriyordu. ​Thorne, sonunda sessizliği bozarak Elara'nın yanına yürüdü. "Hala o antik taş parçasına mı bakıyorsunuz, Doktor? Size gerçekçi bir soru soracağım: Eğer bu tehditler binlerce yıldır mühürlüyse, neden şimdi geri geldiler? Neden şimdi, bir sondaj kulesi sayesinde?" ​Elara, bakışlarını tabletten kaldırdı. Gözlerinde derin bir yorgunluk vardı, ama sesi kararlıydı. "Mühür, basit bir kilit değildi Kaptan. O, bir dengeydi. Dünya, teknolojik olarak geliştikçe ve enerji kaynaklarını hoyratça kullandıkça, biz fark etmesek de yerkabuğundaki doğal enerji alanlarını bozmaya başladık. Krono-Silis, bu dengenin tam merkezindeydi." ​Elara, tablete dokundu. "Tablet, Yeryüzü'nün bir nefes aldığından, bir döngüsü olduğundan bahsediyor. Bizim modern teknolojimiz, özellikle AetherCorp'un derin madencilik teknikleri, o nefes borusunu tıkadı. Krono-Silis, bir uyarı sistemiydi. Sondaj, onu kırmadı; onu tetikledi." ​Thorne, askerce bir rahatsızlıkla kollarını kavuşturdu. "Yani, Voranlar ve Zemutlar'ın serbest kalması bizim hatamız, öyle mi?" ​"Tamamen," diye yanıtladı Elara. "Voranlar, teknolojiye tapıyorlardı ve kendilerini 'yüksek yaşam formu' olarak görüyorlardı. Dünya'nın enerjisini kendi silah sistemleri için kullanmaya çalıştılar. Zemutlar ise, doğanın mistik enerjisini kullanan, ruhani varlıklardı. Bu iki ırkın kadim bir savaşının yan ürünüydü bu mühür. Krono-Silis, ikisini de aynı anda nötralize ediyordu." ​Thorne, konteyneri işaret etti. "Peki bu elementin bir kısmını şimdi Peru'ya götürmemizin garantisi ne? Ya o rezonans cihazını aktive etmek yerine, daha büyük bir yarığın açılmasına neden olursa?" ​Elara gülümsedi, bu gülümseme yorgun ama zekiydi. "İyi bir soru, Kaptan. Tabletteki kehanet, rezonans cihazlarının (Sessizlik Tapınakları) Krono-Silis'in enerjisini çekip, onu geriye, yani Perde'ye doğru iteceğini söylüyor. Bu, varlıkların maddileşmesini zorlaştıracak geçici bir mühürleme. Ama bunun bir bedeli var." ​"Bedeli ne?" ​"Tablette, Krono-Silis'in bir denge unsuru olduğundan bahsediliyor. Bir tarafa çok fazla enerji verirsek, diğer tarafın gücü artacaktır. Eğer Voranları çok hızlı mühürlemeye çalışırsak, Zemutlar'ın gücü artacak. Ya da tam tersi." ​Thorne, bir an için duraksadı. "Yani, kurtarmaya çalıştığımız dünya için bir ikilemle karşı karşıyayız. Birini yavaşlatırken, diğerini güçlendireceğiz. Bu bir 'ya hep ya hiç' durumu değil." ​Elara, başını onaylarcasına salladı. "Bu yüzden göreve benimle gelmeniz hayati önem taşıyor, Kaptan. Benim uzmanlığım tabletleri okumak, sizinki ise savaşın doğasını anlamak. Peru'daki Sessizlik Tapınağı'na ulaştığımızda, hangi tehdidin daha acil olduğuna karar vermemiz gerekecek." ​Thorne, nihayetinde rahatlamış gibi omuzlarını gevşetti. En azından artık düşmanlarının sadece tek bir cepheden gelmediğini biliyordu. Zemutlar'ın sinsi sızması, Voranlar'ın cephe saldırısından daha tehlikeli olabilirdi. ​"Pekala, Doktor. Sanırım artık resmi olarak bir ekibiz," dedi Thorne, elini uzatarak. "Antik teknolojiyi siz çözersiniz, biz de kapıdaki tehditlerle ilgileniriz. Umarım bu 'tapınak' dediğiniz yer, bizim beklediğimizden daha sağlamdır." ​Elara elini sıktı. "Tabletteki kehanete göre, orası sağlam. Ama oraya ulaşana kadar bizi bekleyen zorluklar, sadece Voranlar ya da Zemutlar değil. Aynı zamanda, Krono-Silis'in peşinde olan AetherCorp CEO'su gibi, insan ihaneti de." ​Uçağın kokpitinden gelen anons, Peru'daki iniş bölgesine yaklaştıklarını haber verdi. And Dağları'nın keskin silüetleri pencereden görünmeye başlamıştı. İlk Sessizlik Tapınağı, onları bekliyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD