Fermuar Sorunu

966 Words
Atakan Ofiste kendime sert bir kahve hazırlarken esnemekten bir karış ayrılmış ağzımla çalan kapıya seslendim " gir " Polis memuru elindekileri masaya bıraktı. " Polenezkoy dosyasında incelemesi bitip gelenler komserim" Tahtadaki ev ve cinayet gorsellerine baktım. " Kimliği teşhis edildi mi makdullerin?" " Henüz hayir komserim" Masaya koyduğu kutunun başına dikilip kahvemden yudumlarken göz gezdirdim delil kutusundaki eşyalara. " Küçük kutu kizin eşyaları, büyük kutu adamin" İki kutuya sigmis iki hayat, ne acı! " mobesseler?" " iki saate elimizde olacak komserim sonuçlar" Bu dosya çok bas agritacak gibi duruyor. " ciftligin sahibi yurtdisinda yaşayan bir Fransız vatandaşı. O konuda biraz zorluk yaşayacağız " Al işte, en nefret ettiğim şey. Bin ton yazışma, dış işler iç işler prosedür. Kizin kutusunda gözüme delil posetindeki bir küpe ile bileklik çarptı. Küpe ne kadar iddialı ise bileklik o kadar masum. Dikkatimi plastikten orselenmis mavi yeşil arasi çocuk yüzüğüne benzer yüzük çekti " yüzük mu bu?" Anlamayan gözlerle bakıyordu. " Bilemedim ama sanki... oyuncak gibi. Belki çocuğu falan varsa" Ah bu genç nesil! Bizim zamanin hediye carkindan, sakiz şeker kutusundan çıkan yüzük, bir de düdük çıkardı şekeri bitirince düdük olurdu. " Tamam çık sen" Bilekliği çıkartıp inceledim. Muhtemelen kendisinin ya da sevdigi birisinin. Yanında taşımış bunca yıl. Belli ki çok değerliymiş onun için. Gözüm tahtada kızın calilarin arasında bulunan cesedine takıldı. " Bulacağım, sana ne olduğunu bulacağım. " Bulacagim, o gün orada ne yasandiysa hepsini öğreneceğim. Burcu Alışveriş merkezine geldiğimizde yanımda söylenerek geliyordu. Ne kadar kız varsa dönüp dönüp baktı şu ego yumağına Ne var da buna böyle bakıyorlar deyip dönüp baktığımda sırıtarak beni izliyordu " Hic merak etme hatun, benim gözüm senden başkasını gormez" Ya sabir, cattik belaya! Sonunda bir mağaza girmiştik ki kıyafet secerken elime aldığım her elbiseye bir kulp taktı. O fazla kısa, bunun kolu açık, onun göğsü açık... Hayir bendeki de salaklık. O öyle dedikçe bırakıyorum, ne münasebet pardon da! Öfke ile sokuyarak en kırmızı en açık elbiseyi elime alıp gözünün içine baka baka " deneme kabini nerede?" diye sordum çalışan kıza O ise elinde telefon gözü elbisede dolasip telefonun ucundakine " Ara ara, polisi ara jandarmayı ara itfaiyeyi ara 112 yi ara avukatı ara, elimden bir kaza çıkacak sen her yeri ara" diyerek arkama düşmüştü "onu giymeyi düşünmüyorsun değil mi?" diyerek kabının önüne dek geldi. Kabine girip bordo perdeyi cekmeden önce gosunden iterek " düşünmüyorum, giyecegim" diyip perdeyi kapatırken sinirle dudağını isiriyordu "kizim senin derdin beni katil etmek mi, lan kumaş yetmemiş elbise diye sizi kandırıyorlar.. bu kadar bez parçasına kaç lira istiyorlar Allah bilir, bak ben sana o paraya ayak bilegine inen elbise alirim o kadar beze o para verilmez" Kabinde soyunmuş hiç ses etmedikçe daha da kuduruyordu. Onun soylenmeleri devam ede dursun ben elbisenin sırtındaki fermuarı çekmek için şekilden şekile giriyordum nefes nefese " Kabinde tek olduğunu bilmesem şu nefes alisverisini hayıra yormayacagim" diye söylenirken sinirle başımı çıkarttim perdeden " Ne saçmalıyorsun sen?" Son bir gayretle tekrar denedim . Uğraştım Allah var çok uğraştım . Küçücük Kabinde dönmeye çalıştım, sanki dönersem fermuar dönüşümden etkilenip kapanacak ama nafile . “Hay aksi…” diye söylenirken dışarıdan o tanıdık ses geldi yine, kibir ve ukalalık dolu tonu ile “Takıldın değil mi?” diye sırıttığı her halinden belli olarak sordu “Hayır! Gayet iyi gidiyor!” Son ana dek inkar Leyla, asla kabul etme. Burnun düşse ay bu da neymiş de baş geç sakin alma kizim “Ses tonundan anladım, o fermuar seninle kavga ediyor.” “Girme bu konuya!” Kavga falan ettiği yok, sadece küçük bir anlaşmazlık yaşıyoruz o kadar. “Yardım edeyim.” “Etme.” Bir müddet daha çabalayıp yenilgiyi abul ederek tekrar cikarttigimda başımı, kollarini birleştirmiş sırıtarak kendinden emin şekilde beni süzen adamla karşılaştım. Onun gozu neden parlıyor ki öyle ? " Git de kadın bir personel çağır, fermuarı çekmeme yardım etsin" Yüzündeki anlamsız ifade değişimi ile yutkunarak " yok" dedi " Ne yok?" " kadın yok.... çalışan yok.. çalışan kadın yok ama ben varım " Gözümü kısıp sinirle " ben seni adam sanıyordum " dediğimde kası catip " adamlığına laf ettirmem " deyip şaşkin bakışıma ve direnmeme rağmen girdi içeri " Ne yapıyorsun manyak, senin bu yaptığına taciz denir " deyip sırtımı görmesin diye yüzümü dönmüş açık sırtımı sakliyordum ondan. " Nish dense dense teknik destek denir ona" Ne nafile bir çabaya girdigimi arkamdaki aynaya baktığını ve derin derin soludugunu fark ettiğimde anlamıştım. " Aynadan sırtıma mi bakıyorsun sen?" Aynaya bakmaya devam etti " Yok Galatasaray fenerbahce macina" Belimden tutup cevirdi. Neden bu kadar yakın olmak başımı döndürdü. Aynada yansimamiza bakarken başını saçlarıma yaklastirmis gözlerini kapatıp sanki kokuluyordu Parmakları omzundan dirsegime dek naif dokunuslarla inerken "Pamuk gibisin" Sesi kısık ve özlem doluydu " Hayallerimden de guzelsin" Ellerini sırtımda hissettiğimde ürpererek iç çekmiştim. Parmakları sırtımda açık tenime dokunarak çekiyordu fermuarı. Bu icimdeki his ne? neyin telaşı bu Leyla? " Birkaç gün sonra üstünden gelinliginin fermuarını cikartacagim" Sesi daha da koyulasmisken aynada onu izliyordum. Uzun boylu, erkeksi yuz hatları, bir erkeğe göre mükemmel denilebilecek dudakları vardı. Yakışıklıydı; kalbimi unuttuğum, kendime yasakladığım o ritimde attıracak kadar yakışıklı. Ne oluyor Leyla, kendine gel. Baban da dahil hangi erkek kaldı darbe yemediğin, nasıl yine böyle atabilir bir kalp? Fermuarı çekmiş bedenini bana yaslamis kollarımı sararak bedenime sarılmış başını saçlarıma gommustu " Evlenmeyecegim seninle" dediğimde kapalı gözlerini açıp aynada yansimamdan gözlerime dikti gözlerini. " Bana inanacağım bir şey söyle" " Kendini kaf dağının hükümdarı olarak görüyorsun belli ki ama ben o kız değilim. " Değilim, o kiz bir çalı dibinde çürüyor. Gözüm nemlenirken kaşlarını catmis beni izliyordu. " Sen o kızsın ben de o adamım. İster kaf dağı ister kuyunun dibinde... hikayenin sonunda..." eğildi, sırtımda atan kalbim göğsüne çarpıyor mu? hissediyor mudur? Dudakları kulağıma yaklaşmış bir sır verir gibi konuşuyordu "... hikayenin sonunda adam kıza kavuşur " Hikayede evet ama ben gerçek hayattan geliyorum ve gerçek hayatta adam istediğini alıp kizi bir koseye atar. Yaşandı, onandı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD