Burcu( Leyla )
Tanidi, kalbim çaresizliğin karanlığında faydasizca çırpınıp bakislarimi ondan kacirmaya çalışıyordum.
Kendimi yırtıcı bir hayvanın penceleri arasında hissederken onun sesi ile kolumu kavrayan eli üstümden çekilmiş kısa süreli de olsa nefes alabilmistim
" Serhat !"
Tek bir kelime yetmişti üstümdeki elini çekmesine. Tek bir kelimesi ile kurtarmıştı beni yırtıcı hayvandan. Sesindeki hissedilir tehdit tonlaması iri yarı adamı bile geri adım attirmisti
" Cesur? kardesim"
Gözünü benden çekmeden sanki onay bekleyerek bakiyordu. Güçlükle de olsa hafif tebessüm ettigimde adının Serhat olduğunu öğrendiğim adamin uzattığı elini benden aldığı onay ile sıktı
" Dönmüşsün "
Dönmüş mu ? neredeymis ki?
Gözlerinden ateş saçmaya devam ederek yanıma geldi. Kolunu belime sarıp " Döndüm " dediğinde ondan kaçmak yerine ona sığındım.
Fark etti mi? etti, eminim. Daha da sıkı sardi bedenimi.
" Küçükhanim?" diyerek beni sordu " Müstakbel esim"
Yapma işte şunu yapma. Yüzüne bakamaktan kaçındigim adamla ister istemez goz göze geldiğimizde yüzünde tuhaf bir ifade belirdi
" Nişanlın öyle mi?"
Gözlerini kismis daha da dikkatle bakıyordu. " Burcu " diye sözünü tamamladı Cesur.
Tekrar bana döndü. Saskindi.
" Ciddi olamazsın?"
Her an bayılacak gibiydim. Bedenim gerilirken o an yok olmak istedim. Bir şey olsun ve kaybolup gideyim. ölmeye bile razıyım
" Ben de diyorum bu güzel kizi nereden gozum isiriyor"
Belimdeki eli etime geçerken sıktığı dişinin sesini duyuyordum Cesur'un
" hatirlamadin mi beni Burcu, ben Serhat "
Hatırladım, seni o kadar iyi hatırladım ki. Canımı nasıl yaktığını, bundan nasıl hayvanca zevk aldığını.
Nasil bu kadar iyi rol yapabilir bir insan? Hep merak etmiştim bu manyaklar gerçek hayatlarında nasıldır diye. Nasıl kendileri gizliyorlar diye
Bu maske ile mi gizliyorsunuz? İyi aile babası, iyi arkadaş hatta belki kadın hakkı savunucusu... belki de kız babası?
" Ben hatırlayamadım "
Sesimi tanimasindan bile korkuyordum. Kısılmış sesimi Cesur'a fark ettirmeden değiştirmeye çalışarak konusuyordum
O gece " Çığlıklarını duymak istiyorum" diyerek bana yaptıklarından sonra ona bir daha sesimi duyurmak işkencelerin en büyüğüydü
" Dayımın oglu, hani hiç bir oyunumuza almazdik" diye ekledi ne kadar sevmediğini hissettirebilirse o kadar hissettirerek
" tebrik ederim"
Elini uzatmış sikmami bekliyordu. Nasıl sikabilirim o eli... bedenim iflas etmek üzereydi, bu kadar baskı benim için bile çok fazlaydı.
Elimi sanki köze uzatıyordum. Nefesimi tutmuş elimi eline uzatırken karardı her şey.
Cesur
" Tansiyonu düşmüş, biraz dinlensin. şekeri de çok düşük "
Hic bir şey yemedi ki.
" Mahir, yiyecek bır şeyler göndersinler odaya söyle de"
Mahirlerin otelindeydik.
" Tamam kardeşim"
Çıktığında üstümdeki ceketi soyup yanına uzandım. Kızıl saçları yatağa sacilmis, bembeyaz teni, bitkin hali ile öyle derin uyuyor ki.
Dayanamadım, yanağına bir öpücük kondurdum. Güzel küçük dolgun dudaklarını delice arzularken, başımı boynuna gömüp bir tutam saçını avucumun arasına alıp kokladım
Ondan ayrılmak o kadar zor ki... Beni öyle tahrik ediyordu ki, geldiği günden itibaren ergen gibi duştan çıkmıyorum. Rüyalarımda bile her gece o vardı.
Önceden de o vardı ama hep yüzünü hatırlamaz sadece turuncu saçlarını görürdüm düslerimde.
Simdi ise geldiği günden itibaren her gece onunla seviştim düşümde. Onu kendime katacagim günü dört gözle beklerken içimdeki hasret kıskançlık ete kemiğe burunuyordu
O beni reddettikce başkasını mı seviyor başkasını mı istiyor diye içim içimi yiyordu.
Bu ihtimal bile canımı yakarken kollarimin arasına aldım. Başını uykuda olmasına rağmen kapalı gözlerini açmadan gogsume sokularak beni kendine bir kere daha işkence ederek bağladı
Bedeni bedenime yapışmış, kolunu belime sarıp başını göğsüme yaslamisti
O kadar şiddetlendi ki kalp atisim, soluk alışverişim onu uyandırmaktan çekindim.
" Aşığım sana turuncu kafa... sana deliler gibi asigim"
Serhat
Ne kadar da benziyor ona. Pembe bir perugu vardı, yüzünde abartılı makyajı ama yine de sanki oydu.
Nefesimi kesmişti, çok kadınla oldum ama kimse onun gibi tatmin etmemisti beni.
Nisan kalabalığınin ortasında bile onu düşünmek azdiriyordu. Mesaj attım hemen Cüneyt'e
" Bana kışın istanbulda oteldeki toplantıdaki tercumanin acente iletişimini at"
Karısı görse bile sorun olmayacaktır. Burcu' yu görünce tekrar güçlükle de olsa engel olduğum durtum kabarmisti
O kizi istiyorum tekrar. Altımda yalvarısini, attığı çığlıkları... Ona sahip olacağım.
Saçma sapan kalabalıktan kalkıp kendimi arabama attım. Sonunda beklediğim mesaj geldi.
" Yarın elinde"
Yarin... arabanın içinde sertlesen erkekliğimi kavradim. Yarın öyle mi? Ah yarına dek nasıl sabredecegim.
Gözlerimi kapatıp o anı hayal ettim. Elim pantolonumda kendimi sivarken arkasından girerken attığı çığlık kulaklarıma geldi.
Yüzümde gülümseme yayilirken daha da şiddetli sivadim kendimi. Nefes nefese aracın içinde o gecenin hayali ile tatmin ettim.
Tekrar alacagim, hatta neyse parası verecek özel kapatmam yapacagim. Sadece bana hizmet edecek, bana verecek kendini.
Atakan
Pencere önündeki kaktüsü suluyordum. Özellikle kaktüs seçtim ki sık sık unutuyorum sulamayi bari kurumasın diye ama bu bile kuruyordu.
" Ona o kadar su dokmenizi tavsiye etmem"
Sesin geldiği yere baktığımda komser Kübra ile goz göze gelmistik.
" umutsuz vaka gibi"
Kaktusume mi diyor o?
" Kolay vazgeçmem bilirsin" deyip kaktusu güneşe çektim.
" Bilirim"
Bir bunun iması kalmıştı. " Mobesseler temiz. Belli ki ara yollardan gitmişler. Zaten bir şey çıkmasını beklemiyorduk. Yazışmalar sürüyor, o biraz zaman alacak gibi"
Maşallah ağzından bal damlıyor yine
" Adamin kimliği teşhis edemedik"
Gönder gelsin, Belli ki doymadin bana sıfır ile sıfırı toplatmaya
" Ama sana güzel bir haberim var, kizin kimliğini teşhis ettik"
Başımı dosyadan kaldırıp baktığımda gülümsüyordu
" hayat kadiniymis, ahlak şube sagolsun muhabbet tellalıni getiriyor. Ailesine de ulaşmaya calisiyoruz"
Seyit bey
" Tamam oğlum, tamam kalın bu gün Cemal amcan da uyanınca kızının sesini duysun arayin mutkaka"
" olur babacigim"
Allah Allah. Her dediğime itiraz eden adam gitti yerine pamuk gibi bir oğlan geldi. Bunun derdi gerçekten de evlilikmis demek
" Artık şu işi resmiyete dökelim hanım, sen de yap hazırlığını çocuklar gelince usulünce adını koyalim"
Sinirden rengi dönse de itiraz etmedi. Oğluna kimseleri yakistirmiyordu ama biliyorum asıl sebep Nihal'di.
Geçmedi öfkesi, nefreti...
Kahvemi içerken yüzündeki ifadeyi anlamaya çalışarak suzdum. Nedir bu gördüğüm hal ? bir şey var bu kadında ama ne?
Kapı öyle bir çaldı ki sanki kara haber getirir gibi.
" Hayırdır insallah"
Hanım bile endişelendi ise hayir olsun ki olsun
" Gir ! Nörüyon lan, kapıyı başımıza gecirecektin soyka"
" Beyim jandarma geldi"
Jandarma mi? Ne işi olur ki jandarmanın bizimle?