Burcu (Leyla)
Dusun altında rahatlamaya calisiyordum. 3. gün nihayet sona erdi. Bu akşam yemekte Seyit bey yarın babamın servise çıkacağını söyleyip müjdeyi verdiğinde kendimi koca bir dünyaya sahip gibi hissettim
Kıyılarım, denizlerim, dağlarım var gibi. Bu üç gün biraz daha rahat gecmisti. Boşanma kağıdını imzalamamla rahatlamisti Zekiye Hanım.
Beni görmezden geliyordu, meğer ne güler yüzlü kadınmış. Bedenimdeki izler de iyiden iyiye azalmıştı. Babam iyilesecek. O iyi olacak, ona öyle güzel bakacağım ki.
Kendime bir çanta hazırlamış babamın yanına gidecektim sabah erkenden. Su vücudumdan süzülerek inerken aklıma geldi tüm iyi hayalleri golgeleyen kötü gerçekler
Ya bosanmama çok üzülürse, ne desem? Olmadı anlaşamadık desem?
Gozum duvara tutunmuş elime takıldı. Alyansima. Bakislarim parmağım üstünde gezerken duydum sesini
" Ne oldu, vedalasiyor musun? sıktı mi seni? ağır mi geldi bir erkege ait olmak?"
Dili dolaşıyordu, sarhostu. Refleks ile bedenimi saklarken duşun içine girdi. Bedenimi kasigimdan tutup kendine çekti
Kalcam sertligine dayanmisken dudakları boynumu ısırarak emiyordu
Sarhostu, elbette sarhostu. Aklı başındayken yüzüme bile bakmiyordu çünkü
" Cesur birak sarhossun"
Elleri kasigimi sımsıkı kavramış etime gömülen ellerine, parmaklarını biraktirmaya çalışırken üstüme doğru attığı adımla banyonun soğuk duvarına yapıştı bedenim.
Başı kafama gömülmüş sehvet dolu hiriltilar yükseliyordu.
" İstiyorum, kahretsin birak alayım... birak"
Neden kalbim böyle atıyor neden?
Avucunun değdiği yer kor olup yakıyor bedenimi. " birak alayım"
Fermuarinin sesini duydum. Ellerimi duvara dayamış destek alirken bacak kasigimdan kavramış eli kadinligima doğru yol almaya başlamıştı.
Kahretsin, onu istiyorum. Dişlerim dudağımı ezerken inledim.
"Sen de istiyorsun biliyorum, benim seni istediğim kadar hatta belki" eli kadimligimi avucunun arasına alıp sıkmaya, oksamaya başladığında bedenim titreyerek sarıldim kollarında " hatta belki benden de fazla "
" Yapma "
Cesur
Sesi oyle çıktı ki, Yapma dedi ama biliyorum istiyordu. Kollarimi iten eli o kadar yumuşaktı ki. Sırtından akan su göğsümden suzuluyordu.
Bembeyaz teni, bedeni varlığı her şeyi ile aklımı başımdan alıyordu. Ayıkken ona karşı koymak zorken bu kadar sarhoşken ondan uzak kalmak mümkün değildi
" Neden yaptın? neden?"
Aletimi cikartmis girişine dayamış, belinden kendime cekerek içine dolarken tenine temas eden her hücrem ayrı ayrı zevkle doluyordu
Yüzümü turuncu saçlarının arasina gömmüş kasigindaki elimle benden uzaklasmasina izim vermeden içine doluyordum.
Bana karşı koymayı bırakmıştı. Elleri duvarda dayalı hafif önümde eğilmiş boğazından kopan belli belirsiz inlemeler, sık naif nefesi ile benim oluyordu
Sırtı öyle güzel ki, öyle eşsiz... Eğilmiş kürek kemikleri kabarmış akan su arasından dökülürken başımı gömüp o akan suya dayadım dudaklarımı
Pürüzsüz tenini emerken elim tekrar kadinligina gitmiş üstünü oksadikca kivranarak bacaklarını kapatıp inliyordu
Öyle sıcak, öyle benim ki... Ondan boşanmak mi ? Bunu nasıl söyledim, nasıl çıktı ağzımdan.
Elim göğsüne gittiğinde ağlak bir sesle " acıyor " dediğinde hızla çekmiştim
Lanet olsun... ensesinden su süzülen saclarini sol omzuna yigip boynuna kapandım.
Kalçası kasigima her degisi ile kendimi daha da sert içine gömme arzusu uyandırıyordu
Boğazını, gerdanini okşadı elim... Tekrar boğazına dolanıp başını yukarı ittigimde arkaya savrulan basi göğüs kafesime yapışmış, Havaya doğru çevrilmiş yuzu ile kapalı gözlerini ,alnını ard arda öptüm içine girerken
Arkasında dayadikca dayadım kendimi. Karım o benim, karım.