👉🏻 Kaçamadığın Gece

492 Words
Kapının önünde birkaç saniye hareketsiz kaldım. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Buradan gitmem lazım dedim kendi kendime. Kararlıydım. Yavaşça kapıdan ayrıldım. Odanın içinde dolaştım. Cam kapalıydı. Aşağı baktım, yüksekti. Oradan çıkamazdım. Kapıya yöneldim. Elimi kilide götürdüm ama durdum, dinledim. Sessizlik vardı. Kapıyı yavaşça açtım. Koridor karanlıktı. Işıklar kısıktı. Ev uyuyor gibiydi ama artık hiçbir şeyin gerçekten uyuduğuna inanmıyordum. Yavaş adımlarla yürüdüm. Her adım kontrollüydü. Ses çıkarmamaya çalışıyordum. Merdivenlere geldim. Aşağı baktım, kimse yoktu. İndim. Kalbim attıkça sanki ses çıkarıyordu. Alt kata ulaştım. Kapı tam karşımdaydı. Özgürlük ilk defa bu kadar yakındı. Kapıya yürüdüm. Elimi koluna koydum. Soğuktu. Tam çevirecekken bir ses duydum. “Uyumadın.” Donup kaldım. Yavaşça arkamı döndüm. Arem karanlığın içinde duruyordu. Beni izliyordu. Elimi kapıdan çekmedim. “Temiz hava almak istedim,” dedim. “Gece yarısı,” dedi. “Evet,” dedim. Birkaç adım yaklaştı. “Yalan söylemeyi bilmiyorsun,” dedi. Geri çekilmedim. “Sen de insanlara seçenek vermeyi bilmiyorsun,” dedim. Durdu. Gözleri üzerimdeydi. “Gitmek istiyorsun,” dedi. “Evet,” dedim. Sessizlik oldu. “Nereye?” diye sordu. “Uzak,” dedim. “Uzak diye bir yer yok,” dedi. “Var,” dedim. “Ben varken yok,” dedi. İçimdeki sabır tükendi. “Bu normal değil,” dedim. “Zaten normal değil,” dedi. Bir adım attım. “Beni burada tutamazsın,” dedim. “Tutarım,” dedi net bir şekilde. “Hangi hakla?” dedim. “Gerekli olduğu için,” dedi. Acı bir şekilde güldüm. “Sen kendini ne sanıyorsun?” dedim. “Senin sandığından daha fazlasını,” dedi. Gözlerimi kaçırmadım. “Benim hayatım senin sorumluluğun değil,” dedim. “Ama benim problemim,” dedi ağır bir şekilde. Donup kaldım. “Ben problem değilim,” dedim. “Şu an öylesin,” dedi. Sessizlik tekrar çöktü. Yavaşça konuştum. “Beni bırak.” Başını salladı. “Hayır.” Açık açık söyledim. “Kaçacağım.” “Denedin,” dedi. “Tekrar deneyeceğim,” dedim. “Yine yakalanacaksın,” dedi. Gözlerim doldu ama geri adım atmadım. “Beni zorla tutamazsın,” dedim. Sesi düşüktü ama kesindi. “Tutarım,” dedi. Kapıya döndüm. Açtım. Bir adım attım. Ama bileğimden tutuldu. Arem beni kendine çekti. Dengemi kaybettim ama düşmedim. Bırakmadı. “Gitmiyorsun,” dedi. Elimi kurtarmaya çalıştım. “Bırak,” dedim. Daha sıkı tuttu. “Hayır,” dedi. Öfkeyle konuştum. “Seninle kalmak zorunda değilim.” Gözlerimin içine baktı. “Zorundasın,” dedi. Nefesim hızlandı. “Ben sana ait değilim,” dedim. “Henüz,” dedi tek kelimeyle. Bu kelime beni durdurdu. Gözlerim onun gözlerine kilitlendi. “Bunu söylemeyi bırak,” dedim. Yaklaşmadı ama sesi ağırdı. “Gerçeklerden kaçamazsın,” dedi. Başımı salladım. “Bu senin gerçeğin,” dedim. “Artık senin de,” dedi. Elimi çekmeye çalıştım. “Beni bırak,” dedim. Birkaç saniye bana baktı. Sonra elini bıraktı. Geri çekildim ama gitmedim. Çünkü artık anlamıştım. Kapı açık olsa bile çıkış yoktu. Son bir cümle söyledi. “Bir daha deneme.” Cevap vermedim. Sadece baktım ve ilk defa kaçmanın yetmeyeceğini anladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD