Sonunda ertesi gün çıktım evden. “Sonunda” diyorum çünkü bir gün önce çıkamamıştım. Cesaretsizlikten değil. Yani o da biraz var ama ondan değil. Evde nefes alacak alan bırakılmamıştı. Üvey kaynanam sabah gözünü açtığı andan gece yatağına girene kadar konuştu. Konuşmak da değil aslında; didik didik etmekti yaptığı. Hamilelik lafını ağzına bir aldı, bırakmadı. Sanki karnıda bir çocuk değil de onun bana yöneltebileceği yeni bir silah vardı. Onun gözünde mesele hamilelik değildi. Mesele Miran’ dı. Miran ’ın bana değer verdiğine inanıyordu. Ve bu inanç, beni onun gözünde tehlikeli yapıyordu. Çünkü bu evde bir kadının güçlü olmasının tek yolu, bir erkeğin ona değer vermesiydi. Benim bunu hak etmediğime karar vermişti çoktan. O yüzden hazmedemiyordu. Ama bunu açık açık söyleyemezdi. Yerine “h

