5.Bölüm

1546 Words
Üniformalarını çıkarıp, eğitim için eşofmanlarını giydikten sonra odasından çıkıp diğerlerinin yanına gitti. Saat sabahın beşiydi fakat hepsi o kadar enerjikti ki görende 10 falan sanabilirdi. "Efruz geldiğine göre başlayabiliriz." Tim harekete geçtiğinde eğitime başlamışlardı. Hepsi her sabah rutin bir şekilde içtima yapıyorlardı. Efruz dağda olduğu müddetçe eğitime gerek kalmamıştı. Her sabah kampların yerini bulmak için saatlerce koşuyordu zaten. Sat eğitimleri, diğer askeri birliklere göre daha zordu. Su altıda, üstünde her şekilde her yerde en ağır eğitimlere girmişlerdi. O yüzden Efruz için hiçbir şey zor gelmiyordu. ********* 2 saatlik eğitimden sonra hepsi odalarına çekilmişti. Bugün 19 mayıs için görev dağılımı olucak, planlar hazırlanacaktı. Efruzun çaldığı kağıtlardan yola çıkarak hazırlıklar yapılacaktı. O yüzden hepsi kendi kafasında bir plan oluşturuyorlardı toplantı esnasında hepsinden bir fikir çıkacaktı. Bu şimdiden belliydi. Efruz duş alıp üniformalarını giydikten sonra odasından çıkıp, daha kimsenin olmadığı toplantı odasına girip yerine oturdu. Böyle masalara oturmayalı o kadar uzun süre olmuştu ki, şimdi her şey Efruz'a değişik geliyordu. O dağlarda olmaya alışıktı. Her hava şartına, geceye gündüze, taşlık alanlara alışıktı. Bir yılı aşkın süre oradayken hem görev yapmış hemde kendini en zor şartlar için uygulamalı bir şekilde hazırlamıştı. O yüzden bundan sonra ki görevlerin hiç biri onu korkutmuyordu. O zaten kendini hazırlamıştı. Toplantı odasına Kartal'ın da giriş yapmasıyla ayağa kalkmış ve selam vermişti Efruz. Kartal gerek olmadığını söylese bile, o böyle öğrenmemişti. Nerede rütbeli görürse görsün, her zaman için selam verecekti. "Günaydın tekrardan." Yerinde dikleşip karşısında ki ona dikkatle bakan komutanını süzdü. Çok iri vücudu vardı. Kaslı kolları, geniş gövdesi ve omuzları, upuzun boyu, kocaman elleri. Tam bir askerdi. Gerçekten. "Günaydın komutanım." "Planda büyük ölçekte değişiklik oldu. Diğerleri gelince anlatıcam." Kaşlarını çatarak komutanına baktı. Ne gibi bir değişiklik olmuş olabileceğini düşünüyordu. Fakat sormazdı. Komutanı gerek görseydi zaten şimdi söylerdi. Uysalca kafasını sallamış ve önünde ki kağıda bir şeyler karalamaya başlamıştı. Kendisinde ki diğer yeteneklerden biride tartışmasız kara kalem çizimiydi. Kursa gitmemiş, herhangi bir eğitim almamıştı fakat profesyonel gibi çizebiliyordu. O resmine devam ederken, Kartal onu izliyordu. Dışarıdan bakıldığında normal biri gibiydi. Yolda yürürken görseydi eğer kesinlikle SAT Komandosu olduğunu düşünmezdi. Sarı saçları, mavi gözleri, hafif kalın dudaklarıyla askerden daha çok mankeni andırıyordu. Kesinlikle çok güzeldi. Kartal bunu kabul ediyordu. Şuan izlendiğini farkında olduğunuda biliyordu. Kafasını kaldırıp bir şey dememesinin en büyük sebebi, karşısında ki kişinin komutanı olmasıydı. Neyse ki diğerlerinin de gelmesiyle bu gergin ortam dağılmıştı. Herkes yerlerine oturduktan sonra Yarba'da gelmiş ve kadro tamamlanmıştı. "Çocuklar planda değişiklik oldu. Normal şartlarda 19 Mayıs'ta burada olmanız gerekiyordu fakat Ankara'dan gelen emre göre oraya gideceksiniz. Gösteri olacağı için özel davetli olarak GenelKurmay Başkanı orada olacak ve sizde onu korumakla görevlisiniz. Burada olması muhtemel saldırı içinde diğer bordolar geliyor. O zamana kadar hazırlığınızı yapın. Bir diğer konu ise bu gece ufak bir geziye çıkıyorsunuz. Aldığımız ihbara göre Kavaklı köyünde bir takım şeyler varmış. Ufak bir ziyaret düzenleyin." "Emredersiniz komutanım.!" Hep bir ağızdan konuştuklarında Yarbay'ın odadan çıkmasıyla birbirlerine bakmışlardı. Ankara işi sürpriz yumurtadan çıkmıştı. Hiç biri bunu tahmin etmiyordu. Hepsi kendilerine buraya göre ayarlamışlardı, ona göre bir plan yapmışlardı. Bu duruma hepsi şaşırmıştı açıkçası. "Operasyondan döndükten sonra detaylıca konuşuruz. Şimdi kahvaltı yapmaya.!" Kartal'ın itiraz istemeyen sesiyle hepsi onaylayıp odadan çıktı. Hep beraber yemekhaneye girdiklerinde, hepsi birer tabak alıp boş olan masalardan birine oturdular. "Yemek duası oku asker.!" Kartal'ın gür sesiyle irkildi Efruz. Uzun zamandır koca bir askeriyeyle beraber dua etmemişti. Okuldayken oluyordu fakat görevdeyken tek başına olduğu için besmele çekmesi yeterli oluyor diye düşünüyordu. Fakat bu ortamı özlediğini fark etti. Bu kadar mehmetçiğin bir arada aynı sebepten dolayı bulunması gururlanmasını sağlamıştı. "Allahımız hamdolsun.!" Hep beraber askerin dediğini tekrar ettiler . O kadar içten söylemişti ki hafifçe tebessüm etti. "Milletimiz varolsun.!" Tekrardan tekrar ettiklerinde asker gür sesiyle bağırdı. "Dikkat.! Komutanım." Şuanlık aralarında ki en rütbeli kişi Kartal olduğu için afiyet olsun demek ona düşmüştü. Herkesin duyabileceği şekilde bağırdıktan sonra, kahvaltılarını etmeye başladılar. Kısa süren kahvaltının ardından tim göreve kadar dinlenmek üzere odalarına çekildiler. ********* "Araç bin.!" Kartal'ın emriyle hepsi askeri araca binip köye gitmek üzere yola çıktılar. "Efruz seni köy girişinde bırakıcaz sen köyde ki en yüksek yere çıkıp gözcülük yapacaksın. Nişancılık konusunda ne kadar iyi olduğunu hepimiz biliyoruz. İtiraz yok.! Diğerleriyle köye girdikten sonra ay şeklinde ilerleyeceğiz. İhbarın doğruluğunu köy muhtarından öğrenirim. Hepiniz dikkatli olun. Tuzak olma ihtimali çok yüksek.!" GürTürk timi onay verdikten sonra hepsi suskunlaşmış kendilerini operasyona hazırlıyorlardı. Efruz beraber çıkacakları ilk operasyon olduğu için kendini değişik hissediyordu. Şuana kadar hiç başkasını korumamıştı. Sadece kendisi vardı ve verilen görevi hallettiği sürece gerisi önemli değildi. Fakat şuanda durum tamamen farklıydı. Canı pahasına koruması gereken bir tim vardı. Onlarda askerdi, en az Efruz kadar iyilerdi fakat o yinede onları koruyacaktı. Nişancılıkta ne kadar iyi olduğunu kendiside biliyordu. Aldığı eğitimler sayesinde kendisini çok iyi geliştirmişti. Belkide genetikti. Bilinmezdi. 40 dakika kadar sonra köyün yakınlarına geldiklerinde durmuşlardı. Aracın durmasıyla, mesajı alan Efruz konuşmadan indi. "Dikkat et.!" Kartal'ın sesiyle arkasını dönüp, işaret ve orta parmağını birleştirip alnına koyduktan sonra selam çaktı. Onun bu haline Kartal hariç diğerleri gülmüştü. Bu kadın gerçekten farklıydı. Efruz kimselerin olmadığı tarlaların içinden köyün girişine doğru sessizce koşuyordu. Etrafta kimsenin olmaması omu tedirgin etse bile erken davranamazdı. 10 dakikalık yürüyüşün ardından istediği gibi bir yer bulduğunda konuşlanmıştı. Köy gibi bir yerde yüksek bir bina olmadığı için köy girişinde ki en yüksek ağaca tırmanmış ve onu tartabilecek bir dala yatmıştı. Şuanda kimsenin onu göremeyeceğini biliyordu. "Nişancı yerini aldı.!" Telsizle diğerlerine bilgi verdikten sonra tüfeğini ayalarlayıp nerede olduklarına bakındı. Köyün girişinde, araçtan inmiş ay şeklinde konuşlanmış yürüyorlardı. "Neredesin nişancı.?" Berat'ın alaylı sesiyle gülümsedi Efruz. Bu ekibi sevmişti. Gerçekten sevmişti hemde. "Kimsenin göremeyeceği bir yerde bomba." Berat ekipte ki bomba imha uzmanı olduğu için, yıllardan beri öyle sesleniyorlardı ve Efruz bunu öğrenmişti. Genelde isimleriyle hitap edecek olsa bile görevlerde lakapla hitap edeceğini biliyordu. Daha hoşuna gitmişti bu durum. "Anlaşıldı nişancı." Berat'ın eğlendiği sesinden belli oluyordu. Etrafı taradıktan sonra gerçekten Efruz'u görememişti. Gece görüşle evlerin çatıları ve diğer yerlere baksa bile bulamamıştı. Gülerek kafasını iki yana salladı. Hepsi bu kadınla göreve çıkmayı sevmişlerdi. Bir kere Efruz aynı onlar gibiydi. Onlar gibi davranıyor ve onlar gibi hareket ediyordu. O yüzden sevmemeleri için bir neden yoktu. **** Efruz etrafı dikkatli gözlerle tararken solda ki hareketlenmeyle oraya dikkat kesildi. Köyün arka tarafında 10'ar kişilik 3 tane bölük vardı. Gece görüşüyle görebildiği kadarıyla bunlar pkk'lı terörsitlerdi. "Sikeyim." Kendi kendine mırıldandıktan sonra telsizi eline alıp diğerlerini uyardı. "Köyün arka girişinde toplam 30 kişi, üç bölüm halinde size yaklaşıyor. Dikkatli olun.!" "Anlaşıldı nişancı.!" Kartal, el işaretleriyle diğerlerine gitmeleri gereken yerleri işaret ettikten sonra gizlenerek oda ilerlemeye başladı. Efruz kartaldan emir beklerken kendini zor tutuyordu. Şuanda tek başına olsa çoktan başladığını düşünüyordu fakat değildi. Artık 6 kişilik düşünmek zorundaydı. Tek başına hareket edemezdi. "Hazır mısın nişancı.?" Kartal'ın sesiyle alayla sırıttı. "Doğuştan hazır.!" "Savaş başlasın o zaman." İlk kurşunu en başta ki grubun, en önünde yürüyen şerefsize atmıştı. Bingo. Tam kafasından vurmuştu. Diğerleri panikle saklanmaya çalışırken, o eğlenerek ateş ediyordu. Sadece 1 hafta kadardır görev başında değildi fakat bu hissi çok özlemişti. Teker teker hepsini avlarken, işin içine Kartal'larında girmesiyle ateşi kesti. Onların tek başına halledeceğini biliyordu. Şimdi onun işi gözcülük yapmaktı. Uçan yada kaçan varmıydı onu bulmaktı. Ve evet bulmuştu. Tek kurşun. Ve Ölü bir terörist. İşte bu kadardı Efruz için her şey. Silahından çıkacak tek bir kurşuna bağlıydı sonuçlar. Karşısındakinin yaşamı sadece tek bir şeye bakıyordu. Ve bu itlerin yaşamına son vermeye bayılıyordu Efruz. Hiç biri bu toprakların üzerinde yaşamayı haketmiyordu. Diğerleri, kalan teröristleri hallederken Kartal telsizi eline alıp gizlendi. "Ne durumdasın nişancı.?" Kartal, Efruz'u merak etmemesi gerektiğini bilse bile ister istemez ediyordu işte. O belki hepsinden daha iyiydi bunu farkındaydı fakat timine yeni gelmişti ve bir kadındı. Asla kadınları aşağılamıyordu. Efruz, kadınların her şeyi başarabileceğinin en büyük örneğiydi belkide. Erkekler neler yapabiliyorsa, kadınlarda yapabilirdi. Onu merak etmesinin sebebi timinde ki askerlerden biri olmasıydı. Başka bir nedeni yoktu. "Keyfim gayet yerinde komutanım. Uçanda kaçanda yok." Kartal sırıtıp, onay verdikten sonra avlanmaya devam etti. Şerefsiz ordusu destek istemiş olmalılardı ki azalmıyor daha çok çoğalıyorlardı. "Gelenlere bi el atar mısın.?" "Emredersiniz komutanım.!" Telsizi kamuflajına yerleştirdikten sonra tüfeğin dürbününden gelenlere baktı. 4 araç vardı. Hepsi köyden biraz uzakta durmuş ve tek tek inmeye başlamışlardı. "Piç kuruları.!" Bütün kinini, nefreti kusman ister gibi asılmıştı tüfeğine. Gördüğüne sıkıyor, hepsini tek hamlede öldürüyordu. Diğerlerine bir şey bırakmak istemez gibiydi. Tek tek hallediyordu hepsini. İnsan alışkanlıklarından kolay vazgeçmiyordu nede olsa. "Bize de bıraksaydın nişancı." Onur'un sesiyle kendine gelip sırıttı. Arabalardan inenlerin çoğunu halletmişti. Bir kaç kişi haricinde kalmamıştı. Son atışını havalı bir şekilde yaptıktan sonra cevap verdi. "Sizi yormak istemedim tilki." Son kurşunu arabalardan birinin benzin deposunun olduğu yere atmıştı. Etraf patlamanın etkisiyle aydınlanırken, Emre güldü. Bu kadın çılgındı. Bütün çöpler temizlendiğinde hepsi toparlanmaya başladı. Tabi Efruz için iş biraz daha çetrefilli olacaktı. Ağacın dalındaydı.! Ne kadar kolay olabilirdi ki zaten. "Nerdesin nişancı.?" "Siz ilerleyin ben yetişirim komutanım." Kartal, Efruz konuşurken çıkan hışırtılarla kaşlarını çattı. Neredeydi bu kadın.! "Nerdesin Efruz.!" Efruz yakınlardan gelen sesle tüfeğini omzuna asıp, atik bir hareketle ağaçtan atladı. Çarpma hızını yavaşlatmak için, düştükten sonra takla atmıştı. Alışıktı bu gibi durumlara. Dağdayken az düşmemişti kayalıklardan. O yüzden bir sorun teşkil etmiyordu. Tim az ötelerine düşen kadınlar şaşkınca durmuşlardı. Hiç biri ağaçtan atlamasını beklemiyordu. Elektrik direği bile olabileceğini düşünmüşlerdi fakat gece olduğu için ağaç fikri akıllarına gelmemişti doğrusu. Yapraklar yüzünden görüş açısı kısıtlı olurdu çünkü. Fakat görünen o ki bu Efruz için bir engel değildi. Efruz üstünde ki tozları silkeledikten sonra karşısında duran time baktı. Hepsi ellerinde ki silahlarla, şaşkınca kendisine bakıyordu. "Yetiştim işte komutanım."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD