4.Bölüm

1247 Words
Uçaktan indikten sonra aceleyle ilk gördüğü taksiye binmiş ve evin yolunu tutmuştu. Yaklaşık 2 saattir uçaktaydı ve indiği gibi sırt çantasını alıp koşar adımlarla taksiye binmişti. Memleketine dönmüştü ve ailesini çok özlemişti. Taksi yarım saat kadar sonra istediği yere geldiğinde ücretini ödeyip, çantasını alarak indi. Ah işte özlediği yere sonunda gelebilmişti. Kapının önünde ki arabalara bakılacak olursa üst kurul yine buradaydı. Üstünde ki üniformasına sıkıntıyla bakıp bahçeden içeri girdi. Yanında eşofmandan başka bir şeyi yoktu. Sırt çantasında sadece eşofman, pijama takımı ve iç çamaşırlarından başka bir şey yoktu. 14 aydır dağdaydı, sivil kıyafet elbette ki ihtiyaç duymamıştı. Neden duysundu ki.? Bahçenin arka tarafından gelen seslerle sessizce oraya ilerlerdi. Tahmin ettiği gibi hemen hemen herkes buradaydı ve kahvaltı yapıyorlardı. Yanlarına yürürken onu ilk fark eden teyzesi olmuştu. İlk tepkisi kesinlikle görülmeye değerdi. Gözleri kocaman açılmış ve içtiği çayı eşi Karan'ın yüzüne püskürtmüştü. Kimse ne olduğunu anlamasa bile Vefa'nın gözlerini takip edip, Efruz'a bakanlar donup kalıyorlardı. Annesi İzmir, onu hissetmiş gibi hızlıca arkasını dönmüş ve gördüğü gibide şaşırmaya fırsat vermeden koşarak yanına yaklaşmıştı. İzmir elinde ki sırt çantasını yere bırakıp sıkıca sarıldı annesine. Tam şuanda huzur kelimesi onun için hayat bulmuştu. Annesinin o mis gibi kokusu her şeydi. Her şeye bedeldi. Çektiği bütün zorlukların, acıların sonunda bu kokuyu duyacaksa eğer, değerdi. Annesiyle uzun süre öyle kaldıktan sonra sıra babasındaydı. Asker olmanın avantajıyla iri vücuduyla sıkıca sarmıştı kızını. 2.5 yıldır görüşememenin acısını böyle çıkarıyorlardı. Sırayla herkesle görüştükten sonra en sona kardeşini bırakmıştı. Oda bunu ister gibi herkesin arkasında durmuş parıldayan gözleriyle ablasına bakıyordu. "Her şeyim.?" Efruz'un bunu demesi yetmişti Yamaç'ın ona sarılması için. Uzun bacaklarıyla iki adımda yanında bitmiş ve sımsıkı sarılmıştı. Kafasını, ablasının saçlarının arasına gömmüş ve derin bir nefes çekmişti içine. İşte ikisi içinde zaman şuanda durabilirdi. Aralarında ki bu bağ o kadar farklıydı ki... O kadar özeldi ki, kimse bu kadar olacağını düşünmezdi. Kardeş olmak için aynı kandan olmaya gerek yoktu. Efruz ve Yamaç bunun en büyük örneği gibiydiler. İkiside birbirlerine kopmayacak şekilde bağlıydılar. Uzun zamandır ayrı olmalarına rağmen aralarında ki bağ biraz olsun bile zedelenmemişti. Daha çok kuvvetlenmişti. Yamaç sıkı kollarını gevşetmiş ama çekmemişti. Ablasından bir saniye bile ayrılmak istemiyordu. "Karnın aç mı annem.?" İzmir Hanımın ağlamaktan dolayı boğuk çıkan sesiyle gülümsedi Efruz. Annesi ağlarken bile güzeldi. Babası güzel bir seçim yapmıştı doğrusu. "Kurt gibi hemde." ********** Yemekler yenmiş ve Efruz'un yardım etmesine izin verilmeden sofra toplanılmış birde üstüne Türk kahvesi yapılmıştı. Şimdi kocaman aile Şahsuvar'ların bahçesinde oturmuş herkesin bir arada olmasının mutluluğunu yaşıyorlardı. "2.5 yıldır ne yaptın.?" Kardeşinden gelen soruyla bütün herkes susmuştu. Hepsi gerçekten çok merak ediyorlardı. "Gezdim." Eğlenceli çıkarmaya çalıştığı sesiyle herkes gerilmişti. Hepsi Efruz'u tanıyordu. Kardeşinin sorduğu soruya, onun istediği gibi cevap vermiyorsa işin içinde bir şeyler olduğunu hepsi biliyordu. Özellikle asker olanlar. Hoş bu bahçedekiledin yüzde yetmişi askerdi zaten. Geri kalanlar ya burda değildi yada emekli olanların eşleriydi. "Efruz.!" Babasının otoriter sesiyle, Yamaç'ın kolları altında dikleşti. Ali Gurur bey kızına bu ses tonuyla konuşuyorsa eğer iş ciddiydi. "Baba, gizli bilgi olduğunu biliyorsun.! Görevdeydim işte. !" "Nerede görevdeydin Efruz.?!" Ortamda ki gerilim işin içine İzmir hanımında girmesiyle artmıştı. Yamaç anne ve babasının neden bu kadar sinirlendiğini anlamasa bile kollarının altında gerilen bedenin hepsinden sinirli olduğunu biliyordu. "Cehennemden sonra gizli görevlere çıkarıldım. 1 yıl kadar onlar sürdü sonra ise dağa çıktım. Yalnız Kurt olarak.!" İşte ortamda ki fitili ateşleyen son sözleri olmuştu. Eski yalnız kurtlar şok ile ayağa kalkmış, baba ve annesi ise donup kalmışlardı. 15 yıl önce, 2 askerin şehit olmasıyla kapanan dosya tekrar aktifleştirilmişti. Ve Efruz bu dosyanın baş karakteriydi. Doğrusu, tek ve baş karakterdi. İşte Yamaç'ın anladığı tek yer burasıydı. O dosyanın kapandığını biliyordu. Babası, silah arkadaşlarını o görevi yapıyorlar diye şehit vermişti. Kaç gece ağladığını,krizlerini hepsini biliyordu. Daha küçük bir çocuktu fakat hatırlıyordu. Nasıl hatırlamazdı ki.? O günlerde evde ki kasvetli havayı, annesinin babasının ve diğer herkesin bitik halini hepsini hatırlıyordu. Şimdi ise en değerlisi o görevde ki tek askerdi. "Ne demek bu Efruz.?! Nasıl kabul edersin bu görevi.?!" "Emirleri sorgulamam baba.! Emir gelir ve ben giderim. Bana böyle olmayı siz öğrettiniz.!" İzmir hanım titrek bir nefes alıp eşinin sakin olması için elini dizine koydu. Kızları haklıydı. Onu böyle yetiştiren onlardı. Daha doğrusu İzmir'di. Kızının ülkesi için asker olmasını sonuna kadar desteklemişti. Ali bey, ilk evladından uzun bir süre ayrı kalamayacağını diretse bile sonunda galip gelen anne ve kızdı. Efruz asker olmuştu, Ali bey gurur duymuştu. İyi ki demişti. Şimdi ise keşke diyordu. "Baba lütfen. Ben çok iyiyim. Bir sürü kamp çökerttim baba.! İnanabiliyor musun.? Tek başıma yüzlerce şerefsizi öldürdüm. Hepsini senin kızın yaptı baba. Hayatın ne demek olduğunu o dağlarda öğrendim. Çok iyi bir asker oldum baba aynı sizin gibi. Belki sizden bile iyiyimdir diye kıskançlık yapıyorsun değil mi.?" Ortamı yumuşatmak için söylediği şey işe yaramış olmalı ki Ali bey gülmüştü. Biliyordu. Kızı gerçekten en iyisi olmuştu. Ondan haber alamasa bile namı çoktan duyulmuştu fakat bu kadarını bilmiyordu. Eli kolu uzun olsa bile genel kurmay tarafından alınan bir karar olduğu için sayılı kişiler dışında kimsenin haberi yoktu. "Yeni bir timim var artık anne. GürTürk. Döndükten sonra onların arasına katılıyorum. 5 kişiler. Hepside birbirinden has 5 adam. Beni dağa aramaya o timi yollamışlardı. Düşünebiliyor musunuz.? Beni.aramaya.bir.tim.yollandı. Gerçekten şaka gibiydi. " Ortamda ki gergin hava tamamen dağılmıştı. Ayağa kalkanlar oturmuş, hepsi şimdi gülüyordu. Efruz annesini bile geçmişti. Hiç biri bu kadar iyi bir asker olacağını tahmin etmemişti. "Yakaladılar mı bari.?" Kuzeni Elvin'in konuşmasıyla ona döndü. Hepsini o kadar çok özlemişti ki. Herkese baktıkça bakası geliyordu. Ne kadar büyümüşlerdi. "Sormadığını varsayıyorum Elvin." Bu dediğine hepsi kocaman gülmüşlerdi. Efruz'un kendine olam güveni her zaman dikkat çekerdi. Asker olduktan sonra bu biraz daha artmıştı. Sırtını yasladığı Vatanı varken böyle olması çok normaldi. "Nasıl kaçabildin 6 tane adamdan.?" Bu sefer ki soru ise Elvin'in kardeşi Alya'dan gelmişti. "Severek ." Sırıtarak söylemişti bunu. O anlar aklına gelmişti. Emre'nin bir ilk olarak dikkati dağılmıştı ve Efruz bunu fırsat bilerek kullanmıştı. *********** "Geliyorum.!" Yamaç'ın aşağıdan bağırmasına karşılık adeta gürlemişti Efruz. Yarım saattir inmesine dair sürekli bir şeyler söylüyordu. Yarın Hakkari'ye döneceği için son gecelerini eğlenerek geçirmek istemişlerdi. O yüzden de bara gideceklerdi fakat Efruz uzun zamandan beri insan içine çıkmadığı için ne giyeceğine karar verememişti. Onun tek bildiği kıyafet askeri üniformaydı. Etekmiş, şortmuş bilmezdi. Şimdi ise Elvin'in zoruyla siyah yüksel bel kot ve göbeği açıkta bırakan askılı badi giymişti. Beline Elvin'den gizli gömlek bağlayıp, spor ayakkabılarını giydikten sonra aşağı indi. "Sonunda can içim.!" Yamaç'ın sitemli sesiyle gülümsedi. Ne kadar kızarsa kızsın ona kötü davranamıyordu. Ablası onun en değerlisiydi ve onu üzmek en son yapacağı şeydi. Hep beraber evden çıktıktan sonra Yamaç'ın arabasına doluştular. Azıcık eğlenmek onlarında hakkıydı. ********* "Seni seviyorum. Kendine ve onlara çok iyi bak. Ne zaman gelirim bilmiyorum ama aklım hep sizde. Benide merak etmeyin. " Yamaç'ı son kez öptükten sonra diğerleriyle vedalaştı. Artık Hakkari'ye dönm vakti gelmişti. Sırt çantasını taktıktan sonra uçağa binmek üzere yanlarından ayrıldı. Tam gitmek üzereyken babasının ona bağırmasıyla olduğu yerde kalakalmıştı. "Asker.!" Sırt çantasını yere fırlatıp hazır olda arkasını döndü. "Efruz Şahsuvar, Ankara/ Emret Komutanım." Havaalanında ki herkes durmuş bu ikiliyi izliyorlardı. Efruz'un üstünde ki askeri üniforma ne olduğunu yeterince belli ederken, kendini tanıtmasıyla herkes tanımadığı bu kadınla gurur duymuştu. "Dikkat et asker.!" "Emredersiniz komutanım.!" Tekrardan selam vermiş ve uzaktan öpücük atmıştı. Babası küçüklüğünde ki gibi öpücüğünü havada yakalamış ve kalbinin üzerine koymuştu. Bu hareketiyle daha çok gülümseyip, dönmemek üzere ilerledi. Bir kaç gün içinde askerliği özlemişti. Ailesini görmediği sürece kendini kapatıyor ve onlara özlem duymuyordu fakat mesleği için aynısını yapamıyordu. Mesleği her şeyden önce gelirdi. Şimdi ise mesleğine kavuşması gerekiyordu. Daha 19 Mayıs için çok güzel planları vardı. ********* Efruz ve Yamaç Efruz ve Elvin Efruz, Elvin ve Hayat
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD