Arjen' e kız bakma izni alındıktan yaklaşık iki üç hafta sonra Avdılla ağanın konağına Ayşe'nin getirdiği haberle gün doğmuştu resmen. Emine xanım tekrar tekrar duymak istediklerini kahyanın karısına sorarken kadın alacağı bol bahşişten ötürü yılmadan aynı şeyleri ilk defa anlatıyormuşçasına ballandıra ballandıra anlatıyordu.
Emine xanım elini dizine koyduğu kadına ''E ne dedin Ayşe nasıl bir kız bize yakışır mı?''
Ayşe, ''Hanımım anlat anlat bitmez. Bembeyaz yusyuvarlak bir yüz düşünün, kaşları keman ama doğuştan! Allah vergisi cımbız değmemiş, gözler çimen, burnu hokka hele boy aha şu kapıdan girmez! servi boylu, fidan gibi...saçlar ipek tam Arjen ağamın koluna takıp gezdireceği bir kız'' diye öve öve bitiremedi.
Kızın anlatılan güzelliği ile Emine xanım mest oldu ama sorularının ardı arkası kesilmedi '' peki sevdiği, isteyeni falan yok mu bu kızı nasıl bırakmışlar?''
''Xanımım vallahi jandarma gibi yetiştirmişler! Eline erkek eli değmemiş, gözünü kaldırıp bir erkeğin gözüne bakmamıştır! Ahlakına ben kefilim '' dedi elini göğsüne bastırarak.
''Okul okumuş mu okul? Arjen' ime okumuş kız gerek. ''
''Valla okumuştur ya lise dediler ya da ortaokul tam hatırlayamadım şimdi'' öyle bir anlatışı vardı ki Ayşe' nin, kelimelerin yeri bile değişmiyordu.
''Eh yeter o kadar, kızın çok okumuşu da iyi değil. Peki ailesi soyu bize yakışır mı?''
Yüzünü eğen kadın '' yakıştıramadım bu soruyu size Emine xanım, ben hiç size yakışmayan aileden kız arar mıyım? On gündür ayaklarıma kara sular indi.''
İyice keyiflenen Emine ayaklarını kıçına vura vura Avdılla ağanın yanına, haber vermeye, gitti.
Tarla başındaki odanın yapımını sonlandıran Arjen, yağışlar başlamadan bittiği için çok mutluydu. Tek kişilik yeni odasına, bir semaver, mini buzdolabı, buharlı iki direkli bir elektrik sobası ve kitaplarını koymak için bir dolap ayarladı. Konaktan ayrıldığında takılacağı kerpiçten oda da huzuru bulacağını düşünmek ne kadar mantıklıydı bilinmez ama o umutlu görünüyordu şu an.
İşini bitirip konağa döndüğünde kapıda kendisini karşılayan ailesini şaşkınlıkla izledi. Bugün bir farklı ışıldıyorlardı , babası hariç!
Aile bireylerine teker teker göz gezdirdi ''Ne oldu? Niye ayaktasınız hepiniz?''
Emine xanım yanına yaklaştı ve ''Gel oğlum gel sana öyle güzel haberlerim var ki duyarsan düşüp bayılabilirsin.''
Annesinin elini tutan Arjen '' anne sakin ol sen düşüp bayılma da ! Geç hele, geç otur şöyle'' avludaki sedire oturttu yaşlı kadını ''Sakinsen anlat ne olduğunu, dinliyorum'' Avdılla ağa kafasını arkaya doğru hafifçe atıp çenesiyle önemli bir şey olmadığını işaret etti oğluna.
Emine xanım Ayşe' nin anlattıklarını teker teker aktarırken Arjen, ifadesiz bir suratla annesini dinledi. Ta ki annesinin eliyle karşısındaki kapıyı işaret edip ''şu kapıdan içeri girmezmiş '' tabiriyle yüzünde değişik bir ifade belirdi.
O da aynı yeri göstererek '' şu kapıdan girmez diyorsun yani?''
Oğlunun gözünden okunan muzipliği anlamayan kadın '' evet oğlum. Ayşe diyor tam senin koluna takıp dolaşacağın bir kızmış. Adı da pek güzel, İnci '' anlatmasına ya da övgülerine devam ederken Avdılla ağa sessizce gülmekten bir hal olmuştu.
Kocası ve oğlu arasında göz gezdiren Emine xanım durumu anladı onunla kafa buluyorlardı '' haber salıyorum o kız görülmeye gidilecek o kadar'' diye buyurdu.
&&&&&&
Ariya, babasının evi köye taşımaya gittiği günün ertesi gün ne yapıp edip şehre inmeye karar verdi. Bir haftadır burada iş başı yapan Burhan' a hediye alması en önemlisiyse onu görmesi lazımdı. Annesine ne kadar ısrar etse de tek başına gitmesine izin vermedi. Avluda pısmamı (amcaoğlu) Berzan ile konuşan kardeşinin yanına gitti.
Kolundan tutup biraz öteye çekiştirdiği kardeşine ''Zerya, benim şehre gitmem gerek. Çarşıya gidip Burhan için hediye almam lazım'' dedi boynunu bükerek.
''Ben ne yapayım abla? Benden izin almıyorsun ya, hem sanki bana alacakmışsın gibi...''
''Çok istersen sana da alabilirim ama çarşıya gitmeme izin vermiyor Zeliha sultan. ''
''Bana da alacaksın demek peki, ne yapmam lazım?''
''Annemi ikna et babanın arabasını versin beraber gidip gelelim.''
''Bak abla yalnız yollamaz biliyorsun. Peşimize yabancı bir adam ya da kekoları (ağabeyleri) takmaması için Berzan' ı yanımızda götürürsek işler değişir.''
Gözleri ışıldayan Ariya, biraz ötelerinde duran kuzenine doğru yürüdü ''Berzan! Pısmam, hep beraber gezmeye gidelim mi? Okullar tam açılmadan Zerya biraz kafa dağıtmış olur. Sıkılıyormuş cadı.''
Zerya, ismini duyan Berzan için her şey bitmişti o an ''Zerya sıkıldığını neden söylemedi ki bana? Tamam abla yengeme haber ver çıkalım. ''
Ariya bu kadar kolay olacağını bilseydi daha önce Berzan' ı ayarlardı. Yalnız, genç adam ilçeye gideceğini sanırken şehir yoluna girmesi oldukça şaşırtmış olsa da sesini çıkarmadı. Zerya'nın neşesi, keyfi söz konusuydu. Bir, bir buçuk saatlik yoldan sonra üçü birlikte şehir merkezine vardılar.
Zerya, Berzan' a dönerek ''pısmam, ablam antika şeyleri sever biliyorsun. Ama ben sevmem, biz kafeye falan geçelim bana okuyacağımız okulu anlat o da dolaşsın buralarda.''
İkilemde kalan Berzan, kısa bir duraksamadan sonra elbette ki Zerya' yı seçti. Ariya' ya dönerek '' abla sen git çarşıya ama dikkat et kendine. Bir şey olursa da hemen ara. Çokta oyalanma'' diye tembihte bulundu. Ariya gülümseyerek başını salladı ve ayrıldı ikilinin yanından.
Ariya, uzun zamandır uğramamıştı buralara, gelmişken dolaşmak istedi çarşıda. Girdiği halıcılar çarşısından tek başına olmasının verdiği ürpertiyle hızlı adımlarla geçti solda gördüğü küçük kapıdan geçerken kalabalık insan sesinden bedestene girdiğini anlayınca rahat bir nefes aldı. Söz verdiği gibi kardeşine fular bakarken annesine de şal almaya karar verdi. Alışverişini yaptıktan sonra bulunduğu yerden sağa sapıp yukarıya doğru yürüyünce kuyumcular çarşısında buldu kendini. Bu defa dar bir geçitten sola döndü naçarlar çarşısındaydı. Gelen alet edevat sesleri de bunu söylüyordu. Yolu kaybettiğini anlayınca hızlı adımlarla tarihi çarşının bakırcılar çarşısına gelene kadar soğuk terler döktü. Daha önce tek başına hiç dolaşmamıştı buralarda.
O gün yakasını annesinden zor kurtaran Arjen, eninde sonunda onun istediğini yapmak zorunda olduğunu bilse de bugün kendini en uzağa atmıştı kendince. O da şehirdeydi, çarşıda boş boş gezinirken yakalandığı arkadaşı Ferhat' ın yoğun ısrarı ile dükkanın da kahve içmeye gitti. Ortak arkadaşları Mehmet ile sevdiceği Berivan' a sözü getiren Ferhat, ''ağa, bence hiç abartılacak yönü yok kızın. Ailesi ayrı abarttı, Mehmet ayrı...'' diye konuşurken içeriye uzun boylu, iri ela gözlü, dalgalı siyah uzun saçlı dikkat çekici genç kızın girişiyle gözler ona kaydı.
Ariya, nihayet rastgele girdiği bir bakırcıda iki adamın karşılıklı oturduğunu gördü. Dükkan sahibi başını kaldırıp ''hoş geldiniz hanımefendi'' deyince Ariya başıyla cevap verdi.
''Şöyle geçip oturun, buyurun'' diye Arjen' in yanını gösteren Ferhat, kızın oturup oturmamak arasında kaldığını görünce ''aceleniz yoksa bir kahvemizi için, alış veriş mecburi değil'' diye esprili bir mizaçla kızı rahatlatmaya çalıştı.
Ariya, otururken yan tarafına hiç bakmadı, dolayısıyla yanında kalp atışları hızlanan adamın kendisi üstündeki bakışlarını görmedi, aceleyle işini halledip gitme derdindeydi.
Kahveler gelene kadar adama nasıl bir şey istediğini tarif etti. Adam hangi isme yazılması ve ne yazılması gerektiğini yazması için genç kıza kağıt kalem uzattı. Kalemi tutan sağ ele baktı Arjen, nişanlı olduğunu belirten bir yüzük yoktu. Derin bir nefes aldı fakat sol el aklına gelince hafifçe öne eğilerek kağıdı bastıran sol ele baktı. Belli belirsiz neşesi yerine gelen Arjen evli olmadığını da anladı, Ferhat ' a dönerek ''nerede kalmıştık bıra?''
''Mehmet, Berivan' ı abartıyor diyorduk.''
'' Güzelliğin bin bir çeşidi var
Kime göre neye göre güzel...
Asıl güzellik sadece yüz de değil, yürekte önemli
Yüzünün güzelliği peri kızının ki gibi olsa ne yazar
İçinde zalim bir cellat yüreği varsa...
Hangi ressam, hangi şair, hangi heykeltıraş güzelliğini temsil edebilir
Yüreğinin güzelliği yüzümde aynadır
Sen bana bakar yüreğini görürsün'' dedi şiir gibi konuşmasıyla.
Ariya, başını kağıttan kaldırdı, sağa çevirip Arjen' e baktı. Ne güzel konuşuyor diye içinden geçirirken Ferhat' ın;
''onun güzelliğini bir Mehmet anlar diyorsun yani ağa!'' deyişiyle önüne döndü. Arjen, iç geçirdi ona dönüp başını sallarken Ariya çalan telefonu ile oradan ayrıldı ardında bir kalpte iz bırakarak.
Ariya, pasajdan çıktığında havanın kararmaya yüz tutmuş olduğunu gördü. Hemen kardeşinin yanına giderek hallettim gibi bir işaretle kardeşine göz kırptı ve Berzan' ın sabırsızlanmasıyla eve doğru yola koyuldular.
Arabaya bindiklerinde, Zerya' ya aldığı hediyenin paketini uzatarak ''Seni unutmadım bak'' dedi.
Zerya gülümseyerek ''Teşekkür ederim abla bugün şanslı günümdeyim hediye alan alana, zahmet oldu ne gereği vardı?'' dedi kendi istememiş gibi.
Şaşkınlığını belli eden bir ifadeyle ''başka kim hediye aldı ki sana?'' diye sordu Ariya.
Berzan' ın yüzü kızarırken Zerya gümüş bilekliğini göstererek ''pısmamım aldı, sen onca saat gezdin biz oturacak mıydık öylece? Tekrar teşekkürler Berzan.''
Ariya, Berzan' a döndü ''pısmam sen mi beğendin bunu? Eğer böyle ince zevklerin olduğunu bilseydim bana da aldırırdım bir tane.''
Berzan mahcupça başını eğdi. Nasıl da akıl edememişti? ''Abla hemen gidelim sana da alalım istersen? ''
Ariya başını eğdi, alınmış kırılmış gibi ''Yok teşekkür ederim. Sen Zerya' ya al, ablanın bilekliği varmış yokmuş ne olacak ki?'' dedi. Zerya umursamaz tavırlarla omuz silkerken Berzan, yer yarılsa rahatça içine girerdi tereddütsüzce.
&&&&&
Arjen, Ferhat' ın yanından ayrılırken bugünlerde etrafında gezinen kızın, hayallerindeki kız olduğunu anlayınca imkansız gibi bir şeyin peşinde dolandığını da anlamıştı. Ariya evli yada nişanlı olmasa bile, kendisine aynı duygularla karşılık verecek miydi? Hadi verdi diyelim, ne ablası Senem ne de annesi katil Agit' in torununu istemezlerdi ki ona.
Eve vardığında annesi ellerini göğsünde birleştirmiş delici bakışlar atıyordu ona.
''Nereye kayboldun sabahtan beridir yoksun?''
''İşim vardı anne. Çocuk muyum hesap soruyorsun böyle?'' dedi sakin çıkan sesiyle ama bir o kadar da kurcalansa patlayacak bomba gibi duran bir tavırla.
İyice meraklanan Emine xanım, '' bir şeyin mi var oğul? Biriyle mi tartıştın?''
''Hayır anne bir şey yok! İzin verirsen eğer odama gideyim artık.''
Dışarıdan gelen Avdılla ağa, avluda gördüğü karısıyla oğluna yaklaşıp ''Emine!'' dedi sert çıkan sesiyle ''Çocuğun üstüne gitme demedim mi? Bırak gidip ne istiyorsa yapsın.''
Arjen rahat bir nefes alırken Emine xanım ''ne istiyorsanız onu yapın! Bundan sonra size karışırsam iki olsun'' diyerek kırıldığını belli etti. Arjen, odasına çıktı ağır aksak ardında meraklı gözler bırakarak. Banyoya girdi, gözünün önünde beliren yüzü silmek, unutmak istercesine gözlerini sımsıkı yumdu. Nafile! Beyni onunla dalga geçiyordu sanki bu defa da genç kızın o naif, kadifemsi sesi kulaklarında çınlamaya başladı. İlk gördüğü zaman neye öfkeliydi acaba? O gün ne kadar cadıysa bugün bir o kadar zarifti!
O akşam yemeğe inmeyişi annesinin kendini kötü hissetmesine sebep oldu. Oysa Arjen' in en sevdiği yemeği yapmıştı yine. Gerçi onun için varsa yoksa oğluydu ama o da bu akşam hiç yapmadığı şeyi yapıp annesini kırmıştı. Önce tavır yapan Emine xanım dayanamadı kızı Zozan' a ''kalk git ağabeyine yemek götür aç kalmasın'' dedi.
Göz bebekleri büyüyen Zozan ağzındaki kaşığı çıkarıp '' anne bende yiyorum, aç olsa gelirdi '' dedi ve kaşığı tekrar doldurup ağzına daldırırken annesinin kaba etini çimdirmesi yerinden sıçradı.
''Ye ye, sonra da zıpla neymiş spor yapıyormuş! İki lokma az ye zayıflarsın.''
Zozan ağzını aralayıp cevap verecekken babasının kaşlarının çatıldığını fark eden Rojin ''yiyin siz, ben götürürüm.''
Annesi, ''Aferin güzel kızım sen götür '' deyip burnunu kaldırarak yüz çevirdi Avdılla ağaya.
Arjen, odanın ortasında bulunan orta boy sehpanın önüne yere bağdaş kurarak çöktü. Eline aldığı küçük not defterine;
''Havva' nın Adem'den istediği elmasın
Alınması haramsın!
Hayya' mın içtiği şarapsın
İçilmesi günah olansın!'' diye bir dörtlük yazıp iç geçirdi. Tam o sırada kardeşi kapıyı tıklatarak içeri girdi.
''Ağabey sana yemek getirdim.''
'' Sağ ol ama yemek istemiyorum.''
''Neden ağabey? Bu yemek sana gelsin diye aşağıda kıyamet koptu. Anne de çok gergin!''
''Hala mı öyle? Yemeği getir gel içeri hele'' Rojin içeri girerek tepsiyi sehpaya koydu. Arjen gerilerek tepisinin altında kalan defteri çekti.
Ardından Rojin 'e bakarak ''Git anneye de ki, ağabeyim gidip kızı görecekmiş ama istemezse evlenmeyecekmiş ! Aynen ilet kendisine tamam mı?''
Rojin, ''Tamam ağabey merak etme sen!'' diyerek koşa koşa salona döndü.
&&&&&
Ariya, eve döndüğünde babasının da döndüğünü çalışanların evlerini yerleştirdiğini gördü. Kardeşiyle beraber koşturarak babalarının ellerini öpüp ''hoş geldin baba!'' dediler.
Halil ağa kızlarına bakarak başını salladı ''ananız babaannenizin evinde sizde gidin sonra gelirsiniz'' dedi.
Ana Yazo' ya giden kızlar annelerinin mutfakta olduğunu gördüler. Zerya mutfağa koştu, Ariya ise babaannesinin sesine doğru giderken kendisine çarpıp çıkan Memo' ya ''nereye koşuyorsun ne yaptın yine Memo?'' diye sorana kadar çocuk koşup çıkmıştı bile evden.
Babaannesi içeriden seslenerek ''kızım, buraya gel'' dedi.
''Ne oldu ana?''
''Şu Zin' in piçi, veledi zina! Kucağımdaydı üstüme işedi. Ben şimdi nasıl namaz kılacağım? Kalk yardım et bana da üstümü başımı temizleyelim.''
''Tamam ana da Hala normal mi altına yapması?''
'' Veledi zina korkuyormuş. Dedenizden sonra böyle olmuş diyor anası. Ben inanmıyorum ya hiç neyse. Onun babası kaç yıl öncesine kadar işerdi altına.''
Ariya, gözünün önüne gelen muhtarın şimdi ki hali ile gülümsedi kendi kendine koca adama yakıştırdığına bak ana Yazo' nun. Genç kız babaannesinin elbiselerini ayarlayıp banyoya götürdü. İlk defa yarı çıplak gördüğü babaannesinin ak göğsünün üstüne ustalıkla nakşedilmiş ceylan dövmelerine takıldı bakışları.
''Ana bunlar çok güzelmiş! ''
''He ya güzeldir! Eski akıl işte yaptırdık.''
Hayran bakışlarla bakan Ariya '' ne eski aklı ana? Harika bunlar. Acaba bende yaptırabilir miyim bir şeyler?''
''Pek yapan kalmadı. Ama bir yaşlı kadın vardı istersen sorarız .'' Diyar'la evlilik fikrini ortaya atmadan önce kızı mutlu etmenin iyi olacağını düşündü yaşlı kadın. Ariya ise babaannesinin ne düşündüğünü bilmeden aldığı sözle sevinçle yerinde zıpladı.