Yaşlı bedeni, üst üste yaşadığı acılarla daha da çöken Yazo xanım, abdest almak için dışarı çıktı. Hava kararmaya yüz tutmuş Zerya da okuldan dönmüştü ama Ariya ortalıklarda görünmüyordu. Yazo xanım, torununa doğru yürüdü.
'' Kızım ablanı gördün mü? Kaç saattir sesi soluğu çıkmıyor.''
''Yok ana görmedim ben eve yeni geldim zaten. Bir şey mi oldu?''
''Ne olacak kızım, annene fark ettirmeden telefon et neredeyse çıksın gelsin.''
Zerya, evin içinde dolandı, tek tek bütün odalara baktı hatta odaların içinde bulunan banyo ve tuvaletlere bile. Dışarı çıkıp kullanılmayan ahıra bile bakındı, orada da yoktu. Telefonunu eline alıp aramaya koyuldu ama telefonun sesi evden geliyordu. O da merak etmeye başladı ama babaannesinin yanına dönüp ''merak etme ana, şimdi amcamlara bakarım belki oraya gitmiştir'' dedi yaşlı kadından da onay alınca oraya doğru yola çıktı. Amaçları ruhen ve bedenen çöken Zeliha xanımı telaşa düşürmeden Ariya' yı bulmaktı. Amcasının evine gittiğinde az önce yanından ayrıldığı Berzan' ı gördü.
Genç adam, dotmamını (amca kızı)gördüğüne çok sevinmiş olsa da şaşırmıştı aniden karşısında görünce.
''Hoş geldin Zerya, hayırdır?''
''Hoş bulduk Pısmam. Ablam burada mı?''
Berzan, ''Yok, şey... yani görmedim. Belki annemin yanındadır'' dedi avludan geçip mutfağa doğru beraberce gittiler. Gule xanım, elindeki fasulyeleri bir kaba dökerken arkasında bitiveren ikiliye baktı göz ucuyla ''hayırdır bu suratınızın hali ne?'' diye sordu.
''Anne, Ariya abla hiç geldi mi buraya?''
''Gelmedi. Niye sordunuz?''
Zerya durumu açıklamaya çalıştı. Ortalığı telaşa da vermek istemiyordu ama endişesi yüzünden okunuyordu.
''Telefonu evde, kendisi ortalıkta yok merak ettik. Dedik belki buradadır yenge.''
''Nereye gidecek kızcağız evde bir yerdedir.''
Zerya, ''yok yenge her yere baktık. Ana Yazo diyor uzun zamandır sesi çıkmıyormuş'' diye açıklamaya devam etti, o sırada Diyar da misafirlerle oturan babasına su istemek için mutfağa geliyordu. Ve ''Anne bu evin çalışanları nerede? Su istiyoruz, verecek kimse yok!'' diye de söyleniyordu bir yandan.
Ona dönen annesi ''hayvanları sağmaya gönderdim onları oğul! Suyu ben vereyim de...'' derken o, kardeşiyle dotmamına ''Siz ne dikiliyorsunuz burada?'' diye sordu.
''Bende sana onu diyecektim oğul, Ariya yokmuş ortalıkta.''
''Ne demek yok? Evin içine dışına baktınız mı Zerya?'' genç kız başıyla evet deyince Diyar da endişelendi. Sürahiyi kardeşine uzatıp içeriye gönderdi. Zerya' ya dönerek, ''kimseye bir şey belli etme buluruz. Belki amcama falan gitmiştir. Ben bir gidip bakayım sizde Berzan' la sağa sola bakının'' diye uyarılarını yaparak dışarı çıktı.
Ortalıktan kaybolan bir Ariya değildi. Arjen de onunla beraber kayıptı. Ve evden çıkışıyla ardında kalanların sinirlerini germişti.
Senem, kardeşinin onu dinlemeden çıkıp gitmesine iyice bozulmuştu. Onlar evlenilecek soylu soplu bir kız arıyorlardı Senem de en iyisini bulup önermişti. Evi terk ettirecek bir şey söylememişti ki!
Emine xanım, kızının üzüldüğünü görünce, '' kardeşin bu aralar çok yoruluyor ondan böyle gergin. Sana karşı bir tavır değil yani'' diye bir şeyler söyleyip sakinleştirmek istedi.
''Anne nasıl tavrı bana karşı değil? Al bak dediklerimi dinlemeden kendini attı yine evden dışarı. Bu evde fazlalık olduğumu biliyorum da, sırf sen varsın diye geliyorum inan ki.''
''Olur mu kızım hepsi seni öz kardeşi gibi seviyor. Sen kendini yabancı sayıyorsun burada.''
''O zaman bu yaptığı neydi? Kardeşim dedim kız buldum ona , günah işlemedim ya.''
Emine xanım, oturuşunu düzelterek ''Bak Senem, alınmaca gücenmece yok benim ağabeyimin kızı ama bende bu iş olmaz diyorum '' derken lafını bölen Senem '' niye anne niye olmaz? Gevendenin bulduğu kızın peşinden sürüklenip gitmedik mi hepimiz? Betül niye olmasın?'' dedi.
''Kızım sen kendini de hiç düşünmüyorsun. O kız buraya gelin olursa Arjen ile yaşayacağı en küçük sıkıntı senin evliliğini olumsuz etkiler. Dolaylı yoldan berdel gibi olacaksınız.''
Senem, ''üç çocuktan sonra?'' dedi şaşkınlığını gizleyemeden.
''Üç çocuktan sonra!... Sürekli bir kıyas olacak aranızda, bilmediğin bir rekabet! Kendi huzurun için vazgeç bu işten.''
Genç kadın, ''Anne bence yanlış düşünüyorsun!'' derken okuldan dönen kız kardeşleri odaya girdi.
Sivri dili başına bela olan Rojin, ''ta sokağın başından sesiniz duyuluyor. Ne oluyor yine?'' dediği sırada Zozan, Senem ablasına sarılmış ardından uyuyan yeğenin başına geçip usulca öperek uyandırmaya çalışıyordu.
''İnsanlar bir birini görünce hal hatır sorar Rojin, ama sen de maşallah bir dil var ki selam verdiğini de vermediğini de kesip biçiyor.''
Rojin otururken, ''Abla haklısın da sen de ne zaman bu eve adım atsan, ortalığı kan götürecekmiş gibi oluyor! Bugün ki ana gündem maddemiz ne?'' diye sordu ortamdaki tansiyonu daha da yükselterek. Annesi her ne kadar yapma etme diye kaş göz yapsa da Rojin' i durduramıyordu.
Senem boğazını sıkan şalını gevşetirken '' Elinin körü! Anladın mı?'' dedi yan tarafında bulunan Zozan' a dönerek '' yeter şapır şupur öpüp uyandırma çocuğu. Bu Sidar da nerede kaldı? Gitseydik artık evimize'' diye mırıldandı.
''Kızım yemeğe kalın çocukları da getirsin Sidar. Ayşe çok güzel dolma yapar biliyorsun...''
''Yok anne istenmediğim yerde kalmam.''
Emine xanım, ''Niye istemesinler seni? Sesimiz yüksek çıkınca korkmuş o da. Değil mi Rojin özür dilesene!'' dedi dişlerinin arasından.
''Ne dedim ki anne!'' deyince annesi kolundan çimdikledi genç kızı, acıyan kolunu ovuşturan Rojin, ablasına bakarak ''özür dilerim abla az yapıyorsun! Ben senin yerinde olsam daha neler demezdim ki bunlara '' derken kapı ağzında durup onları izleyen babasını gördü. Oğlu kanlısının kızını almış doktora götürmüş, yanına adam istememiş bu gerginliğin üstüne tuz biber oldu Senem ve Rojin. Yine de sakin adamdı Avdılla, son raddeye kadar kendine hakim olmayı bilirdi. Oğlu ona göre biraz daha fevriydi. Bu nahoş huyunu dedesine benzetirlerdi genelde. Ama yine de kendini bilen bir adamdı Arjen. Karşısındaki vurdumduymaz kadına karşı bile sinirine rağmen oldukça sabırlı davranıyordu.
Kapının hızla açılmasıyla yerinden sıçradı doktor Elif ve '' bu nasıl giriş? Geldiğiniz yerde kapı yok muydu?'' dedi sinirle.
''Peki sizin eğitim gördüğünüz yerde acil hasta geldiğinde, ona bakmak yerine oda da çay içmeniz gerektiği mi öğretildi?''
Duyduklarıyla bir an duraksayan Elif, parmağını Arjen' e doğru uzatarak'' siz hastanızın girişini yaptınız mı?'' diye sordu.
''Siz hastama bakın ben onun hastane girişini yaparım.''
''Hasta kanamalı mı?''
''Değil! Fark eder mi?''
''Bey efendi siz önce girişini yapın ben gelir bakarım.''
Arjen, ''Bu kadar konuşacağına bakmıştın şimdiye kadar!'' dedi odadan dışarı çıkarken de '' başka doktor yok mu bu hastanede ?'' diye bağırdı ve tam arkasını dönerken Burhan' a çarptı.
Burhan anlamsızca Arjen' e baktı yüzündeki gergin ifadeyi umursamadan Elif' e döndü. Malum buradaki herkes de vardı bir nemrutluk.
''Müsaitseniz bir kahvenizi içmeye geldim malum bize denk arkadaş yok burada.''
Elif hanım Burhan' ı görünce ayaklandı '' Haklısınız yok, tabi ki içeriz.'' ikili ayak üstü cilveleşirken, Arjen, Ariya' nın yanına döndü. Hemşirenin ilgilendiğini görünce durumunu sordu.
Hemşire anlatırken o, elini genç kızın yüzünde gezdirdi. Ateşinin hissedilir bir şekilde düşmüş olduğunu gördü. Rahat bir nefes alsa da hemşireye dönerek ''Ahmet bey buradaysa çağırır mısınız? '' artık forsunu kullanma zamanıydı. Bu kadar mütevazılık fazlaydı.
Hemşire, ''Elif hanım nöbetçi ama... '' derken Arjen' nin yüzündeki kararlı ifadeyi görünce ''tamam aratıyorum hemen'' dedi çaresizce.
Burhan ile Elif karşılıklı kahvelerini içerken Elif' in çalan telefonu ile muhabbetleri bölündü. Kadın renkten renge girdi başhekimin konuşması karşısında.
'' Tamam hocam, eğer arkadaşınız olduğunu söyleseydi.... Hemen ilgileniyorum. ''
Burhan, ayaklanan kadına ''Ne oldu nereye gidiyorsunuz?'' diye sordu. Az önce atıp tutuyorlardı karşılıklı. Şimdi değişen neydi?
Elif, ''Biraz işim var. Siz kahvenizi için dönerim hemen '' diyerek topuklu ayakkabısının el verdiği ölçüde seri adımlarla Arjen' in yanına çökerek oturduğu Ariya' nın yanına gitti. Yüzüne zoraki bir tebessüm oturtarak genç kızı muayene etti. Tahlillerini isteyip tekrar dışarı çıkarken, ''önemli bir şeyi yok ama siz yine de hastanın girişini yapın'' dedi ısrarla, Arjen, başını sallamakla yetindi ardından '' ayağı da kanamıştı ona da bakın!'' dedi kendinden emin duruşuyla. Elif, gülümseyerek ayağı da kontrol etti.
Ariya, ara ara kendine gelse de nerede olduğunu pek idrak edemeden yine dalıyordu. Arjen, genç kızın toparlandığını görünce ailesine haber vermek için mecburen dışarı çıktı. Arabadan telefonunu çıkarırken derin bir nefes aldı ve Agit' i aradı.
''Merhaba ben Arjen Eroğlu. Nasılsın?''
Duyduğu isimle şaşıran Agit, misafirlerin arasında konuşmamak için dışarı çıktı ''merhaba iyiyim sen? Hayırdır ağa?'' normal şartlarda pek arayacak bir adam değildi Arjen.
'' Bugün arazide dolaşırken sizin amca kızını gördüm mezarlıktan çıkarken bayıldı...''
''Ne diyorsun? Niye hemen bize haber vermedin?''
''Önce kim olduğunu çıkaramadım sonra hatırladım neyse şimdi kimliğini getirip gelin alın hastaneden.''
''Tamam geliyoruz sağ ol!'' diyerek telefonu kapatan Agit,'' Berzan!! Diyar! '' diye gürledi avluda.
Oğlunun sesini duyan Gule xanım dışarı çıktı.
''Oğul onların küçük bir işi vardı bana söyle.''
Agit, ''Ariya' yı mı arıyorlar yoksa Zerya' yı mı? Benden gizli ne çeviriyorsunuz anne? Git kızın kimliğini al evinden Diyar' ı arayacağım gelip alır senden'' deyince annesi başıyla onayladı Zin, üst kattan onları izlerken.
Gule xanım, aniden aklına gelenle arkasına dönüp ''oğlum kimliği nereye götürecek? ne olmuş ki?'' diye sordu geç kalmış olsa da.
''Hastaymış, hastaneye gitmiş kimliğini unutmuş, bir şeyi yok merak etme. Hadi babam huylanmadan gidip gelsin.''
Annesi ''Niye kendi başına gitmiş ki? Vah evladım vah! Hastalandı bak sonunda'' diye dizini döve döve kayınının evine doğru hızla gitti. Ariya' nın sevenleri de varmış, dünya bir Zin ve Burhan' dan ibaret değilmiş şükür!
Arjen, telefonu kapatıp Ariya' nın yanına geldiğinde hala uyuyor olduğunu gördü. Gidip başında duran sandalyeye oturdu genç kızı yakından izledi ve zayıflamış , gözlerinin altının ise morarmış olduğunu gördü. Etrafına göz gezdirerek kimsenin olup olmadığına bakındı ve eline hakim olamadan genç kızın dalgalı saçlarında nazikçe gezdirdi. Belli bir süreden sonra Ariya kendine gelince, Arjen, hızla elini çekti ve ayaklanarak ''nasıl oldun? Daha iyi misin?'' diye sordu.
Ariya boğazını temizleyerek ''iyiyim sağ olun hastanede miyiz?'' diye sordu ayağa kalkmaya çalışırken.
'' Evet kalkmayın serum bitmedi. Üstelik ailenize haber verdim gelip alacaklar sizi, gitmenize gerek yok.''
Ariya başını sallayarak ''teşekkür ederim!'' dedi ve tekrar gözlerini kapattı, tanıyıp tanımadığına emin olamadığı adamı nerede gördüğünü düşündü ama çıkaramadı. Yeniden konuşmak için gözlerini araladığında kendisine doğru koşar adım gelen Diyar' ı gördü.
Onu görür görmez öfkesi kabardı genç kızın, Arjen de biraz daha geriye çekilerek ikiliye baktı '' ben ağabeyini aradım gele gele yine bu geldi! '' diye kendi kendine mırıldandı. Diyar, Ariya' nın yanına yaklaştı '' ne oldu sana ? nasıl oldun? '' diye sordu, genç kız ise ''Seninle evlenmeyeceğim!'' diye karşılık verdi.
Arjen, şok içinde ikiliyi izlerken Diyar, Arjen' e doğru yüzünü çevirerek hafif tebessüm etti ve dotmamına döndü tekrar, '' Ariya burası yeri ve zamanı değil! Evde konuşuruz '' dedi sakince.
''Nerede konuşursak konuşalım sonuç aynı olacak sen bil de!''
Diyar hafifçe başını sallayıp '' tamam konuşuruz dedim! Ben misafirimizi yolcu edeyim de bizde çıkalım '' diyerek Arjen' e doğru yürüdü ve tokalaşmak için elini uzattı ''sağ olasın! Keşke daha erken arasaydın sen de yorulmuşsun'' dedi düz bir sesle.
Arjen, '' Sorun değil hastanız iyi olsun da '' dedi tuttuğu eli sıkarak.
''İyi olur olur! Merak etme sen.''
''Peki! Gel şu doktorla konuşalım da ben çıkayım.''
''Ben hallederim işinden kalma sen, yeterince zahmet verdik.''
Arjen yüzünü ekşitip ''Kadın pek gıcık ben tanıştım sen tanışma.Sen girişini yap bende çıkış için bir konuşayım!'' deyince Diyar, mecburen kabul etti. Arjen, kızın sağlık durumunun iyi olduğunu kulaklarıyla duymak istiyordu. Bu yüzden vakit kaybetmeden doktorun kapısının önünde bitti.
'' Ariya Karahan' ın girişi tamam, çıkışı için görmeniz gerekiyor mu? Son kez baksanız iyi olur '' dediğinde hala oda da oturan Burhan, duyduğu isimle bir garip oldu ve '' bu geçen gün ki adamlardan değil! Bu nesi oluyor acaba?'' dedi kendi kendine.
Elif ''çıkabilirsiniz. Bir sorun görünmüyor reçetesini de yazmıştım. Siz de bir daha ki sefere kendinizi tanıtırsanız daha iyi anlaşırız'' dedi. Arjen, yıldızının hiç barışmayacağını düşündüğü kadına başını sallayarak odadan çıktı.
Arjen, acil çıkışına giden Diyar' ın yanına vardığında Burhan da dışarı çıkıyordu. Burhan, kapıda bekleyen siyah son model arazi aracının tekerine bir tekme vurup ıslık çaldı ''bu köylülerde de ne para varmış ama!'' dedi kendi kendine.
Ariya ve diğer ikili de hastaneden çıkarken, genç kız arabasına binmeden önce Arjen' e döndü. Ve ''Teşekkür ederim!'' dedi elini kaldırarak bu hareketi genç adamı sevindirirken Burhan, tekme attığı arabaya binip kendisini görmezden gelen Ariya' ya şaşkınlıkla bakıyordu. Üniversitedeyken de bu kadar zengin miydi? Yoksa sadece boruları burada mı ötüyordu? Oysa orta halli bir ailedenmiş gibi takılıyordu. Eksiği yoktu ama aşırısı da yoktu. Ağa kızıyım dediğinde gülmüş, inanamıştı. Sembolik bir lakap sanmıştı sonraları. Ve şimdi her şey için çok geç olduğunun farkındaydı. Hoş bu insanlara hiçbir şekilde katlanamazdı ki. Allah' tan Ariya onu ilki yapmayı kabul etmemiş ve kendisi ona karşı derin hisler beslememişti. Ama burnun hesabı hala duruyordu. İlla soracaktı o hesabı .