Ye'cüc ve Me'cüc

2815 Words
'Sarılmak neden güzeldir bilir misin ? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur ve orası hep boştur. Sarılınca sağ yanını O'nun kalbi doldurur' Aziz Nesin .... "Ne görünürsün gözle, ne de saklanırsın perdeyle; hem her şeydesin, hem hiçbir şeye sığmazsın. Kalp seni anar, akıl seni dışlar ama sen yalnızca suskunlukta konuşursun." Cihat Mirza Turanşah .... "Daha fazla Leyal ile ilgili konuşmak istemiyorum.Güç bela öldüğünü kabullenmiştim öyle de kalmalı.Onu yıllar önce kalbimin en mahrem köşesine gömdüm.Leyal çözemediğim bir sır gibiydi, o sırrın üzerine tonlarca toprak attım."dedi,Mirza soğuk sesiyle. "Kız kanlı canlı evinde, bakalım sır dediğin şey de Leyal gibi hortlayacak mı gömülü mü kalacak?Eğer sır diye yazılan şey aşk diye okunuyorsa tövbe billah değil tonlarca toprak,dünyadaki bütün güçler birleşse onu gömdüğün yerde tutamaz." "Fantezilerine level atlatmayı bırak da işimize bakalım.Buraya muayene olmaya geldim."diyen Mirza ceketini çıkarıp gömleğinin düğmelerini açıp yara olan omuzunu açığa çıkardı. Cemali'n meraklı bakışları sargının üzerindeydi. "Vay anam vay babam,yengeye bak sen harbiden vurmuş!"dedi,yeşil gözlerini kocaman açarak. "Ne dedin?"dedi,Mirza kaşlarını çatarak. "Vurmuş dedim..." "Yok ondan önce." "Harbiden."dedim. "Ondan önce!"dedi,Mirza yüksek perdeden. "Yengeye bak dedim."dedi, Cemal sırıtarak. "Cemalll!" "Ne?Allah söyletti, kurban olduğumun hikmetinden sual olunmaz."dedi,Cemal bıyık altında gülerek. "Yaraya bak yaraya!"dedi,Mirza dişlerinin arasından. Cemal sargıyı çıkarıp yarayı inceledi. "Bayağı iyi iş çıkarmışsın,yaranın içinde YÂR'a var.Tee ruhlar aleminden âşıksın."dedi, ciddiyetle." "Müneccim misin doktor musun lan?"diye bağırdı Mirza. "Bazen hastanın çişinin rengine falan bakarak da teşhişde bulunduğum oluyor.Yani müneccimlik de var biraz." "Müneccimlik varsa, az sonra burnunun kırılacağını da öngörüyorsundur." "Kıyamassın bana." "Cemal sabrımın yakasından düş ve ne yapacaksan yap şu yaraya!" Yaranın derinliğini dikkatle inceleyen Cemal"Dikiş atmam lazım."deyip muayene odasına gidip dikiş setini alıp geldi. Eldiven giyip kurşunun giriş yerini ve yaranın içini steril gazlı bezle temizledi. Steril dikiş setini açtı. Lokal anestezi uyguladıktan sonra, yaranın iç dokularını dikişle kapattı. Ardından cildi dikkatlice kapatarak estetik dikiş attı. Her dikiş atışında, yaranın düzgün kapanmasına özen gösterdi. Son olarak bölgeyi pansumanla kapattı. Kurşun küçükmüş sanırım,doku hasarı sınırlı ama enfeksiyon riski yüksek.O yüzden bir antibiyotik yazacağım, günlük iki doz al. "Etkili bir ağrı kesici de yaz,gece boyu sızlıyor."dedi,Mirza. "Yazarım tabii.Antibiyotik ve ağrı kesici yaran için.Kalbindeki YÂR'a içinde bir reçetem var. Gece gündüz "Mihriban türküsünü" dinle.Doz aşımı iyi gelebilir." Mirza'nın delici bakışları Cemal'lin muzipçe bakan gözlerini hedef aldı. "Boşuna bakma öyle.Yıllardır Mihriban türküsünü bıkmadan usunmadan kimi düşünerek dinlediğini ikimiz de gayet iyi biliyoruz.Türkü ruhuna işlemiş dostum.Ruhuna işleyen Mihriban mı yoksa? Senin Mihriban'ın Leyal." "Anlaşılan sen yanlış biliyorsun,ben o türküyü babam anneme söylediği için çok seviyorum.Leyal'le hiçbir alakası yok!Hem çocukça şeylerdi ve çocuk Mirza'dan geriye hiçbir şey kalmadı.Çocuk Mirza,annesi ve babası öldüğü gün öldü.Bu gereksiz konularla beni sadece sinirlendiriyorsun.Nasıl bir muaammanın ve tehlikenin içinde olduğumu biliyorsun ama gevezelik yapıyorsun." "Haklısın biraz bam teline dokunayım dedim ama bam telin "asla" türküsü söylüyor.Tabii mühim olan gönül telinin ne dediği."dedi, Cemal sırıtarak. "Cemalll!"diye bağırdı Mirza. "Tamam tamam vallaha bu sondu."dedi,Cemal ellerini kaldırarak. "Son olması senin sonun olmaması açısından önemli."dedi,Mirza ciddiyetle. "Ee tarikatla ilgili bir ipucu bulabildin mi?" Mirza düşünceli gözlerini bir noktaya sabitledi. "Neyin peşinde olduklarını anladım.Bildiğin gibi annem bir Süryani kızıydı.Yine bildiğin gibi dedem Azariah,Deyrulzafaran Manastırı'nın baş rahibiyken şüpheli şekilde öldürüldü." "Buraya kadar biliyorum sonrasında ne oldu anlatmıyorsun,sır gibi saklıyorsun." "Yakaladığım ipuçları ile dedemin gizli notlarına ulaştım.O notlarda, Zülkarneyn’e ait olduğu düşünülen eski el yazması önemli notlar ve bir mühürden, Mezopotamya'nın altında yatan bir enerjiden söz ediliyor. İstanbul, Kahire, Şam,Kudüs ve İtalya'da izleri bulunan ve binlerce yıldır varlığını sürdüren bir tarikat olan Al-Hâdimûn, Zülkarneyn'in notlarının peşindeymiş. Onlar Zülkarneyn’in “set” dediği yapının yani Ye'cüc ve Me'cüc'ü hapseden yapının tekrar açılması gerektiğine inanıyorlarmış.Zülkarneyn'in gizemli notlarında "set" denilen yapının nasıl yapıldığı,önemi ve nasıl kullanılacağı,Ye'cüc ve Me'cüc'ü nasıl durdurduğunu anlattığı belgelerin saklandığı bir yer varmış ve bu yerin kapısı kimsenin açamayacağı bir mühürle kapatılmış.Bu mührün bir şifresi varmış ve şiferinin peşindelermiş.Sanırım Zülkarneyn'in settinin kozmik bir güç ve dehşet verici bir enerji olduğuna inanıyorlar ve bunu elde etme peşindeler. Zülkarneyn'in notlarına ulaşırlarsa bu kozmik gücün nasıl yapıldığının sırrına ulaşacaklar." "Yok artık! Eğer Zülkarneyn'in "setti" kozmik bir güç ise onun gizemine ulaşan dünyaya hakim olur.Bazı İslam müfessirleri settin devasa bir yapı olduğunu ve o dönemin teknolojisine göre olağanüstü olduğunu belirtir. "Bilmiyorum Zülkarneyn'in setinin kozmik bir güç olması varsayımlardan ibaret ve tartışmaya açık bir konu.Kesinlik içermiyor.Bazı alimler Yecüc ve Mecüc'ün bir isim değil bir sıfat olduğunu , yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp kan döken,başka kavimlere zulmeden topluluklar olduğunu söylüyorlar.Bu bağlamda her çağın Ye'cüc ve Me'cüc'leri olabilir.Bu görüşe göre Zülkarneyn'in "seti" insan yapımı, fiziksel olarak görülebilen devasa bir bariyer olabilir.Zaten Kur'an-ı Kerim'de Zülkarneyn'in Ye'cüc ve Me'cüc'ü durdurmak için dağlar arasını dolduracak kadar demiri kor hâline getirip üzerine de erimiş bakır döktüğünden bahsediliyor." "İyi de dostum iki dağın arasını dolduracak kadar demir ve bakırı o günün şartlarında nasıl bulup erittiler?Hadi demir ve bakır mecazi bir anlam taşıyorsa ve kozmik bir gücü temsil ediyorsa?.." "Konuyu Kur'an-ı Kerim'den ve diğer kutsal kitaplardan her yönüyle araştırmaya başladım.Ama benim için önemli olan kısım annem ve babam bu işin neresinde?Eğer babamın annemi öldürmesine ve sonrasında kendi kafasına sıkmasına şahit olup yıllar süren psikolojik bir şoka girmeseydim olayı çok daha erken araştırmaya başlardım.Annem babama 'Beni öldürmek zorundasın' diye niye bağırdı? Vurulduktan sonra hemen ölmemişti ve yanına koştuğumda 'Sakın bana dokunma! Dokunursan hakkımı helal etmem!' diye canhıraş şekilde niye yalvardı, hâlâ çözemedim?"dedi,Mirza düşünceli şekilde. "Dostum aradıkları şifre her neyse onlardan önce bulmamız lazım." "Biliyorum ve çok gizli bir araştırma yürütüyorum.Böyle bir keşmekeşin içinde, psikolojim çok da iyi değilken Leyal'i kendimden korumam lazım.O yüzden bana saçma sapan şakalar yapma.Neyse yine konuşuruz çok önemli bir toplantım var holdinge geçmem lazım.Dikiş ve pansuman için teşekkürler."diyen Mirza klinikten ayrılıp holdinge doğru yola çıktı. .... Alışverişi bitiren hanımlar eve doğru yola koyulmuştu.Dilda hala çalan telefonunu açtı.Endişeli şekilde konuşuyordu.Telefonu kapattığında "Acil bir işim çıktı,pamuk tarlasıyla ilgili bir sorun çıkmış."dedi. "Benim de kolum için fizik tedavi randevum var."dedi,Seçil. "Leyal istersen benimle gel kuzum.İşim bittiğinde konağa birlikte döneriz."dedi,Dilda hala. "Endişelendiğiniz için benimle gel diyorsunuz ama ben Ruken Hanım'la yüzleşmeye hazırım.Bu karşılaşma er geç yaşanacak.Siz yanımda olmasanız da ben başımın çaresine bakarım."dedi,Leyal. "Emin misin?"dedi,halası. "Eminim."dedi, Leyal kararlı şekilde. Şoför önce Leyal'i konağa bıraktı.Dilda hala kapının önündeki korumalardan birine bagajdaki poşetleri almasını istedi. Leyal arabadan indiğinde "Dualarım seninle."dedi,Dilda hala. Seçil camdan başını uzatıp "Kendini ezdirme."diye kıkırdadı. Gülümseyerek vedalaştıklarında Leyal konağa girdi.Avludaki Şayziye kalfa "Hoşgeldin kızım."dedi,sıcak sesiyle. "Hoşbuldum."diyen Leyal içeri girdi.Ayakkabılarını çıkarıp salona doğru adımladı.İçindeki tedirginlik ile başını kaldırıp üst katlara çıkan merdivenlere baktığında,birinci katın merdiven başında trabzanlardan tutmuş,asık surarıyla öldürecek gibi bakan Ruken Hanım'ı fark etti. "Baş piskopos makrikos Sultanos."diye fısıldayıp daha sert bakışlarla karşılık verdiğinde aralarındaki sözsüz savaş başlamış oldu. "Senin heç utanman yok mudur? Bu konagı nasıl kirletirsen?"diye bağırdı Ruken Hanım. Leyal'in kaşları iyice çatıldı. "Asıl utanması gereken utanmıyorken ben ne diye utanacak mışım?El kadar çocuğa zulmedip, yurdundan yuvasından atan zalimler varken;bana utanma sırası hiç gelmez."dedi,alay eder gibi. "Seni ugursuz şırfıntı, hiç edep de bilmez!"diye bağırdı Ruken Hanım. "O söylediğiniz sözün benim karakterimle kan uyuşmazlığı var.Dil kişinin kalbinin aynasıdır.Kalpte ne varsa onu terennüm eder."dedi,Leyal kafa tutarak. "Sen gendini ne zannedersin de garşımda bu şekilde gevezik edersin? Hadini bilesen!" "Ben bir Turanşah'ım,isteseniz de istemeseniz de bu ailenin bir ferdiyim.Sizin bozuk seciyenizden dökülen sözle ne değerim düşer ne de bu aileyle olan bağım kopar." Ruken Hanım'ın bütün cinleri başında toplanıp halay çekmeye başladı. "Sen bir Şidanlı yılanısın! Anan olacak aşüfte oglumu ayarttı,aklını çelip goynuna girdi.Anan yüzünden benim oglum öldü.O kadar ugursuzsun ki baban sen dogduğun gün öldü.Senin derdinin ne oldugunu da iyi bilirem.Sen de anan gibi aşüftesin ve Mirza'yı ayartma peşindesin.Mirza'nın koynuna girip güç elde etmeye çalışacaksan ama ben torunumu sana yedirmem! Hem Mirza senin gibi ne idigü belirsiz basit gızlara bakmaz.Bu konaktan defolup git!"diye bağırdı Ruken Hanım tüm öfkesiyle. Duyduğu sözlerle kanı donan Leyal'in canı çok kötü yanıyordu.Her söz iğne olup kalbini çizerken gözyaşları akmak için sabırsızlanıyordu ama inatla ağlamıyordu. "Sen benim anneme söz söyleyebilecek son kişi bile değilsin! İğrenç sözlerin ile ne annemi ne de beni kirletemezsin!Ben saygıyı hak edene gösteririm.O sözlerinden sonra ne yaşın-başın umurumda ne de kim olduğun.Aslında nefesimi tüketmeye bile değmezsin.Senin için sarf edeceğim tek bir harfe bile yazık.Sana ceza olarak kalbindeki kötülük yeter.Tarihi geçmiş ürün!diye haykırıp kendini dışarı attı.Sinirden her yeri titriyordu.Kendini tutamayıp hıçkırarak ağlamaya başladı.Onurunu inciten sözleri bir türlü sindiremiyordu. İçerideki bağırışmaları duyan Şayize kalfa yanına adımladı."İyi misin kızım?"dedi, şefkatli sesiyle. "Değilim."diyen Leyal konağın büyük kapısına doğru yürüyüp açarak dışarı çıktı.Kapıda kâhya Rıfat ve üç tane koruma vardı. "Bir yere mi gideceksiniz hanımefendi?"dedi,Rıfat. "Evet gideceğim!"diye bağıran Leyal'in öfkeli gözleri yerde dolaşıyordu.Gördüğü taşları avucuna doldurup bir anda konağı taşlamaya başladı.Bir taraftan da içinden sürekli on bire kadar sayıyordu. "Gideceğim ama bu konağı o kadının başına yıkıp gideceğim!"diye bağırıp taşları hırsla atıyordu. Korumalar ve kâhya kocaman ayrılmış gözleriyle birbirlerine bakıyordu. .... Mirza toplantı için Turanşah oteller zincirin en özel ve en güzel parçası olan Artuklu mimarisiyle inşa edilen Bangê Dilê Min Mardin Grand Palace otele gelmişti. Otele giriş yaptığında arabayı valeye bıraktı.Toplantı salonuna girdiğinde holdingin baş mimarı Ayda'nın gözleri sevinçle aydınlandı. Mirza'nın profesyonel bir patron olarak aralarına koyduğu soğuk duvar olmasa adama çoktan evlenme teklifi bile ederdi ama Mirza'nın aralarına çizdiği keskin sınır yüzünden hislerini çok iyi gizliyordu.Siyah uzun saçlarını eliyle geriye doğru savurup gülümseyerek Mirza'ya yaklaştı. "Hoş geldiniz efendim."dedi, tatlı bir eda ile. "Hoş buldum."dedi,Mirza salonun tasarımını inceleyerek. "Nasıl buldunuz?Yüksek taş kemerler, oymalı sütunlar ve yöresel bakır işlemelerle donalttık.Böyle bir tasarım Uzak Doğulu iş adamlarına modernliğin ötesinde bir zaman tünelinden geçirecek."dedi,Ayda. "İyi düşünmüşsün."dedi,Mirza memnun şekilde. Kısa süre sonra Uzak Doğulu işadamları otele giriş yaptı.Tüm yönetim kurulu,misafirleri karşıladı.Aralarındaki hoş geldin muhabbetinden sonra toplantı salonuna geçtiler. Salonun tasarımını çok beğenen yatırımcılar memnun şekilde aralarında fısıldaşıyordu. Herkese dibek kahvesi ve hurma ikramı yapıldı. "Kahve çok güzel mistik bir tad uyandırıyor.Ayrıca otelin ismi merakımı cezbetti. 'Bangê dilê min' ne demek."dedi, Taylandlı işadamı İngilizce konuşarak. "Bangê dilê min kalbimin yankısı demek.Yani her nefes aldığımda kalbimde varlığı yankılanan,her nefesimde varlığını kalbimle andığım kişi demek.İsmi ben koydum,anlamı da benim yorumum.Otelin ismiyle müşterilerin sevdikleri kişileri anmalarını sağlamak için böyle bir isim tercih ettim.Bu oteli genellikle balayı çiftleri tercih ediyor."dedi,Mirza İngilizce konuşarak. "Gerçekten etkileyici."dedi,adam. "Teşekkür ederim."diyen Mirza toplantının açılış konuşmasını yapmaya başladı. "Mardin, Mezopotamya'nın kalbinde binlerce yıllık kültürel mirasıyla yalnızca bir şehir değil, zamanın içinde yolculuk yapan bir medeniyet vitrini. Bu büyüleyici şehirde, geçmişin estetiğini geleceğin vizyonuyla birleştiren Turanşahlar Otel zinciri, yatırımlarınızı değerlendirebileceğiniz, ülkenizde şubelerini açabileceğiniz her yönden kârlı bir iş sunuyor. Mardin’in taş sokakları bize yalnızca geçmişi fısıldamıyor, aynı zamanda geleceğin nasıl inşa edilmesi gerektiğine dair bir vizyon da sunuyor. Bizler bu şehirde, lüks kavramını sadece ihtişam değil; kültür, çevre ve sadelikle harmanlanmış bir yaşam biçimi olarak yorumluyoruz.”dedi. Sonrasında teknik sunumlara geçildi. İlk olarak baş mimar Ayda Hanım, yapının tarihi dokuya uygunluğu konusunda detaylı bir sunum yaptı. Sunumda, kullanılan taş malzemelerin Dara Antik Kenti taş ocaklarından temin edildiği, yapıların yöresel mimariye uygun kemerli tasarımlarla inşa edildiği vurgulandı. Altyapı mühendisi Hasan Cengiz söz alarak, tesislerde kullanılan akıllı oda sistemlerini tanıttı. Her odanın enerji tasarruflu otomasyon sistemleriyle donatıldığı, yer altı ısıtma-soğutma çözümleriyle doğa dostu bir yaşam alanı oluşturulduğu belirtildi. İnovasyon Direktörü Elif Yıldız ise misafir deneyimini iyileştiren dijital çözümler üzerine detaylı bilgiler vermeye başladığında Mirza'nın sessize aldığı telefonu çaldı. Konağın kahyası Rıfat arıyordu.Mirza aramayı kapattı.Kahya yeniden aradı.Mirza tekrar kapattı ama kâhya ısrarla arıyordu.Mirza sinirli bir nefes verip aramayı yeniden kapattı. "Çok önemli bir toplantının ortasındayım."diye mesaj attı. Kâhya da Mirza'ya mesaj attı. "Ağam konakta işler çok garışık.Leyal Hanım çok kötü bir hâlde.Ne olmuş bilmem ama ağlayarak konağı taşlıyor.Kendisini durduramıyoruz.'Asla bu konaga girmem deyi.Dilda ve Seçil Hanım'lar evde degiller.Ne yapalım?Civan Bey geldi ama o da ikna edemir."yazan mesajı okuyan Mirza'nın "Konağı mı taşlıyor?"diye kaşları havalanırken, gözleri öfkeyle kısıldı."Babaanne!.."diye fısıldadı dişlerinin arasından.İngilizce,çok önemli bir işi çıktığını mutlaka gitmek zorunda olduğunu söyleyip şaşkın bakışlar eşliğinde toplantıyı terk edip seri şekilde yola koyuldu.Herkes arkasından öylece bakakaldı. .... Hiç kimse Leyal'i konağa girmesi için ikna edemiyordu.Eve gelen Civan ne yaptıysa Leyal'e söz geçiremedi. "Ara abini derhal gelsin!"diye bağırdı Leyal. "Tamam arayacağım ama sen de şu taşlama işine bir son ver ve sakin ol.Zaten Rıfat abi aramış,ben tekrar arayacağım."diyen Civan telefonunu cebinden çıkardığında telefonunun kapalı olduğunu gördü. "Rıfat abi ,abimi bir daha ara çabuk gelsin."dedi. Avluda üzülerek Leyal'i izleyen Pire Remzi ve Şaziye kalfa aralarında konuşuyordu. "Kızcağıza demedigini bırakmadı."dedi,Şayize. "Ne dedi ki Şayize'm."dedi, Remzi. "Hem anasına hem gıza aşüfte dedi." "Aboovv essah mı gız?"dedi,Remzi eliyle ağzını kapatarak. "Çabuk bana taş toplayın!"diye bağırdı Leyal korumalara.Ağlamaktan gözleri kızarmış,taş atmaktan kolu yorulmuştu. Ruken Hanım odasında berjere kurulmuş keyifle tesbih çekiyordu. "Taş istiyorum!"diye bağırdı Leyal. Rıfat Mirza'yı aradı. "Ne var Rıfat ne?"diye bağırdı Mirza. "Ağam gelirsen mi?" "Kaç milyarlık işi umursamayıp toplantıyı bıraktım ve geliyorum." "Bir de şey var ağam,Leyal Hanım konağa taşlamak için taş toplamamızı ister.Ne yapalım?" "Toplayın lan toplayın!Hemen topalayın."diye bağıran Mirza telefonu kapattı. "Yeterki ağlamasın toplayın."diye mırıldandı akabinde. "Taş toplayıp,Leyal Hanım'ın yanına bırakın lan!"diye bağırdı Rıfat korumalara. Pire Remzi fıldır fıldır dönen gözleri ile Leyal'in yanına sokuldu. "Leyal kızım ikinci kat soldan üçüncü cam."diye fısıldadı, kaşlarıyka Ruken Hanım'ın odasını işaret ederek.Kirpikleri kısılan Leyal'in gözleri parladı.Eline iri taşlar alıp öğrendiği konumun karşısına geçti.Kaşları çatılırken elindeki taşı hızla fırlattı.Taş,camı kırıp Ruken Hanım'ın komodinin üzerindeki çerçeveli fotoğrafına çarptı ve onu da kırdı.Leyal var gücünü harcayarak Ruken Hanım'ın odasını taş yağmuruna tuttu.Şoke olan Ruken Hanım korkuyla bir köşeye sinip "Rıfattt!"diye bağırmaya başladı.Pire Remzi kaşı gözü ayrı oynayarak,bıyık altından sırıtarak hoplaya hoplaya avluya girdi.Arkasına bakarak koşarken Şaziye'ye çarptı ve sırt üstü yere kapaklandı."Anam anam komyon mu çarptı tır mı ?"diye gözünü açtığında başında dikilen Şaziye'yi gördü. "Ulan Remzi sana navigasyon taktıracagım, yosam bir gün üzerine basacagım telef olup gideceksin."dedi,Şaziye. Arabayı rüzgarla yarışır gibi kullanan Mirza konağın önüne geldiğinde saniyeler içinde park edip seri şekilde içinden çıktı ve Leyal'in dibinde bitti.Kızın taş atmak için havalanmış elini avcuna hapsedip "Ne yapıyorsun?"dedi. Leyal ağlamaktan kızarmış gözlerini karalara dikti."Şeytan taşlıyorum!"diye bağırdı. Mirza,Rıfat ve korumalara başıyla ileri gitmelerini işaret etti.Adamlar ileri gidip arkalarını döndü. Leyal avucunun içiyle Mirza'nın göğsüne vurmaya başladı.Bir taraftan ağlıyordu. "Tüm banka hesaplarımı açtıracaksın ve babamın hakkı olan mirası istiyorum! Bu lanet konağa asla girmeyeceğim ve çekip gideceğim!"diye bağırdı. "Benimle konuşurken sesinin tonuna dikkat edeceksin!"diye uyaran Mirza,kızı belinden kavradığı gibi bir çırpıda omuzuna atıp konağın avlusuna girdi.Leyal ayakları ile çırpınıyor "Bırak!"diyerek sırtını yumrukluyordu. Mirza hızlı adımlarla içeri girdi. Sırıtarak onları izleyen Pire Remzi arkalarından alkışladı.Şayize anında, ellerine vurup alkışını durdurdu."Sultan Hanım görecek ne edisen?"dedi. "İyi bir şey yapırem Şaziye'm.Bu kızda gördügüm ışıgı sen de görür misen?" "Elimin tersiyle bir çarpacagım beyaz ışıgı görecesen."dedi,Şaziye. Avluya giren Civan "Remzi abi güzel manzara değil mi?"dedi, sırıtarak. "Hem de en güzel benim dercesine."dedi,Remzi otuz iki diş sırıtarak. Ruken Hanım dikkatlice cama yaklaşmış kenarından ne olup bittiğini izliyordu. Omuzundaki Leyal'le merdivenleri bitiren Mirza Leyal'in odasına girip kızı yere bıraktı ve iki adım geriye çıktı. Leyal, küçük bir çocuğun içli ağlayışı gibi, bastıramadığı bir acıyla titriyordu.Sultan Hanım'ın sözlerinin bıraktığı yaralar gözyaşlarına karışırken yanağında iz bırakıyor, dudaklarının kenarında kırgın bir titreme dolanıyordu. Onu böyle görmek, Mirza'nın içini parça parça ediyor her bir gözyaşı damlası kurşun gibi kalbine saplanıyordu. Çocukken Leyal'i ağlarken gördüğünde kollarını iki yana açar, Leyal de koşarak gelip sarılırdı. Yine öyle yaptı.Kollarını kocaman açtı. Gözlerinde şaşkınlık kümelenen Leyal bu çağrıya aç gibi hiç beklemeden kollarına atlayıp sımsıkı sarıldı. Mirza ürkek bir serçeye dokunur gibi incitmeden ama sıkıca sardı narin bedeni.Sanki dünya dağılmıştı da o, kalan tek parçayı tutuyordu. Başını kızın saçlarına eğdi, nefesi onun teninde erirken fısıldadı:"Sen hiçbir hakareti hak edecek biri değilsin."dedi,ılık sesiyle. Leyal başını onun göğsüne yasladı; kalp atışları bir sığınak gibi sardı bedenini.Ağlaması yavaş yavaş hıçkırıklara, sonra sessizliğe dönüştü.Mirza onu sıkıca tutarken, dış dünyanın tüm gürültüsü onların etrafında sustu. O an, sadece kalplerinin dili konuşuyordu:Biri yıkılmıştı, diğeri tüm gücüyle onu ayağa kaldırıyordu.Sarılmaları giderek daha çok derinleşti.Aslında bu sarılmayla eskimiş yılların hasretini eritiyorlardı. Leyal'in yıllardır beklediği bir limandı bu sarılış. Mirza'dan ayrılışı yıllardır susmuş bir çığlık gibi büyümüştü içinde.“Gerçek mi bu?” diye sorgularken hıçkırıkları yeniden iş başı yaptı.Adamın sırtındaki parmak uçlarında bir yuvaya kavuşma hissi vardı.Yıllardır süren içsel savruluşu son bulurken,yıllardır sustuğunu düşündüğü kalbinin attığını hissetti.Kalbinin gerçek anlamda attığı yerin Mirza'nın göğsü olduğunu anladı. Mirza da daha sıkı sardı onu, koruyucu bir duvar gibi.Kolları sadece bir bedeni değil, geçmişi, yarım kalan sözcükleri,eksik kalan parçasını da sarmalıyordu.Kızın öldüğünü öğrendiğinde içinde boy veren acı,kalbine yıllardır işkence ediyordu.Cesedi bulunamadığı için bir gün çıkıp gelir mi umuduyla yaşamış içindeki derdi bir türküde can bulmuştu.Arka fonda o türkü çalıyordu. Ben gönlümü sana verdim Pare pare yola serdim Vakitsiz bir nâra düştüm Gelmedin, yâr, gelmedin, yâr Dağlar, dağlar, sözüm var sana Duy sesimi, sitemim sana Yol bekler, gözüm yollarda Gelmez oldun, gelmez oldun Anla beni, gidecek yolum yok Sevdamı diyecek yerim yok Yüreğimin dayanacak gücü yok Gelmedin, yâr, gelmedin, yâr Şarkı sustu ,Mirza ve Leyal kendine geldi. Ayrılmak zorundalardı.Ayrı olmak zorundalardı... Kavuşmalarını engelleyen ikisinin çok ciddi gerekçeleri vardı.Ayrıldıklarında gözleri buluştu. İçli bir bakış tutturdu birbirine karışan gözler. "Tokamı istiyorum."diye fısıldadı Leyal. Mirza ikiletmeden cebindeki tokayı çıkardı.Çocukken ilk taktığı yere sol şakağının üst kısmına taktı.Elini hızla çekti.Eli,her baktığında içinden çıkamadığı saçlarda kalırsa eğer belki de dayamaz dakikalarca okşayıp koklar ve öperdi. Mirza'nın tokayı takması ile Leyal'in gözleri yeniden doldu ve istemsizce ağlamaya başladığında bakışlarını ayak uçlarına indirdi. Mirza elini uzatıp nahifçe çenesini tutarak başını kaldırdı. "Mavi boncuk artık ağlama!"dedi,içi giderek. Duyduğu cümle ile şaşkına dönen Leyal'in mavileri kocaman açıldı.Karalara bir sırrı çözmeye çalışır gibi bakıyordu. "Hani benimle ilgili her şeyi unutmuştun."diye fısıldadı. "Hatırladığım bazı şeyler de var.Bu toka senin için niye bu kadar önemli?"dedi,Mirza uzun kirpiklerini kısarak. Leyal derince yutkunurken ,sesi içine kaçtı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD