Bölüm -3-

951 Words
"Ee kızım, çalışıyor musun sınav için?" Ağzımdaki lokmayı yutup babama şirince gülümsedim. "Tabi ki babacım." dedim. "Hepimiz çalışıyoruz. Seneye bomba gibiyiz inşallah." "El bombası mı, mayın mı?" Annem, babam ve ben aynı anda Berkay'a bakıp 'ne saçmalıyorsun' bakışı attık. Yani ben öyle baktım. "Oğlum sen ne zaman büyüyeceksin?" Babamın sorusuna kıkırdamadan edemedim. Berkay'ın yüzü asıldı ve yemeğine geri döndü. "Yarın biz evde yokuz." dedi annem ve ardından babam ekledi. "Aslında bir hafta yokuz." Berkay ile aynı anda "Sebep?" diye sorduk. Babam gülümseyip annemin elini tuttu. Aile var aile. "Baş başa tatile çıkmak bizimde hakkımız, öyle değil mi bal peteğim?" Annem tebessüm edip "Öyle" dedi. Onlar birlerine aşkla bakarken biz de Berkay ile birbirimize ve ardından onlara döndük. "Yangın var!" dedi Berkay. Bize bakıp "Ne?" dediler. Ah Berkay! "Yirmi saattir birbirinize bakıyordunuz da, ayırayım dedim." Babam göz devirip "Büyümeyeceksin, anladık. Ama bunu yüzümüze vurma be oğlum." dedi. Atışmalı geçen bir akşam yemeğinden sonra ben odama, diğerleri salona çekilmişlerdi. Çalışma masamda kendimi test çözmeye zorlarken gelen bildirim sesiyle telefonuma baktım. Eğer onu elime alırsam bu akşam test çözemezdim. Boş vererek test kitabına geri döndüğümde ikinci bir bildirimle oflayarak telefonumu elime aldım. Bizim gruptan mesaj gelmişti. Sınav mağdurları Leyla: Yarın nerede ders çalışacağız? Bora: Kütüphanede Serkan: Kütüphane mi bıraktın Bora? Leyla: +1 İpek: +1 Miray: Yarın ev boş millet. Annemler tatile gidiyor bir haftalığına. Leyla: Şaka? Miray: Şaka değil bebeğim. Yarın ev bizde. Berkay'ı bodrum katına kilitleriz;) Serkan: Bana uyar. İpek: Annemden izin koparabilirsem bende oradayım. Leyla: Ben sırt çantamı hazırladım bile. Bora: Ben gelemeyeceğim. Leyla: Valla çok iyi olur. İpek: Hiç sıkıntı değil Bora. Bir dahaki sefere artık. Serkan: hsxmslzlşsxösls Bora: Lan insan bir neden der be. Pis hainler. Yarın ilk ben damlayacağım o eve. Başka bir bildirim gelince gruptan çıkıp mesaja baktım. 053********: Ne yapıyormuş bakalım benim güzelim? Göz devirdim. Miray: Aradığınız kişiye şuan ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar denemeyiniz! 053********: Birileri sinirli herhâlde? Miray: Yoo aksine, hiç sinirli değildim. Sen yazana kadar. 053********: Balkona çıkabilir mi benim güzelim? Miray: Birincisi; ben senin güzelin falan değilim. İkincisi; balkona çıktığımda ne yapacaksın? 053********: Nur yüzünü göreceğim güzelim. Başka ne yapacağım? Miray: Sen fazla oluyorsun artık! Telefonu tepten kapatıp yatağın üzerine fırlattım. Bir türlü ders çalıştırmadılar be! *** Sabah olduğunda kahvaltıdan sonra annemler valizleriyle aşağıya inip bizimle vedalaşmışlardı. "Ev sana emanet kızım." Babamın kulağıma fısıldadıklarıyla gülüp yanağından öptüm. "Merak etme baba, o iş bende!" Arabaya bindiklerinde arkalarından el sallayıp eve girdik. Berkay ânında kendini koltuklara atıp kumandayı eline aldığında ellerimi belime koyup gözlerimi kısarak ona baktım. "Oh be! Bütün ev bize kaldı." Göz devirip yanına oturdum. "Boşuna sevinme." dedim. "Bizimkiler gelecek birazdan. Burada ders çalışacağız ve sen de ayağımızın altında dolanmayacaksın." Bu sefer o göz devirip "Bende size çok meraklıydım zaten." dedi. "Neyse ne." Ayağa kalktım. "Sende ders çalışma alışkanlığı edin artık." Mutfağa doğru ilerlediğimde arkamdan taklidimi yaptı. "Sondo dors çoloşmo oloşkonloğo odon ortok!" Mutfağa girdiğimde arkamdaki telefonumda titremişti. 053********: Sizinkiler gelmeye başladı. O sırada çalan kapıyla Berkay'a "Kapıya bak!" diye seslenip bu numarayı 'Sapık' diye kaydettim. Miray: Sen sürekli beni mi gözetliyorsun? Sapık: Bilmem, öyle mi yapıyor muşum?:D Miray: Komik mi? Sapık: Komik. Miray: Gül o zaman. Sapık: Sen gül Sapık: Gülmek sana çok yakışıyor, gülüşüne öldüğüm.. *** "Abi iki saattir ders çalışıyoruz mola verelim artık lan." Bora'nın sitem dolu sözleriyle elimdeki kalemi masaya fırlatıp "Bence de!" dedim. "Eğlenceli bir şey yapalım." dedi Serkan. "En son 'eğlenceli bir şey yapalım' dediğinizde kıçımızı zor kurtarmıştık." dedi İpek. Leyla buna göz devirip; "Korkma İpek, alt tarafı götümüze kurşun yiyecektik." dedi. Güldüm. "Sanki çok önemsiz bir şey." Serkan ayağa kalkıp "Berkay'ı da çağırın bize katılsın." dedi. Cebimden telefonumu çıkardım. "Dur bekle arayayım." Rehberden Berkay'ın numarasını bulup telefonu kulağıma koydum. İlk çalışta açılınca göz devirip "Telefonla oynuyorsun değil mi?" diye sordum. "Ne var?" "Hadi aşağıya in de bize katıl." Telefonu yüzüme kapattığında kaşlarımı çattım. Ekrana doğru dil çıkarıp "Nezaket bilmez hödük!" dedim. O sırada Berkay merdivenlerden inip yanımıza geldi. Bora ve Serkan fısıldaşarak salondan çıktıklarında hepimiz arkalarından baktık. Yaklaşık beş dakikanın ardında Serkan ve Bora üzerlerindeki dansöz kıyafetleriyle salona girip kıvırtmaya başladılar. Biz ağzımız açık onlara bakarken Berkay hareketli bir şarkı açıp cebinden iki tane yirmi lira çıkardı. Bora ve Serkan arkaya doğru eğildiklerinde Berkay paraları yalayıp ikisinin de anlına yapıştırdı. Video çektiğimden habersiz yavrucaklar. "Kalkın kız bizde oynayalım!" Leyla'nın keyifli çıkan sesiyle bizde ayağa kalkıp yanlarına gittik. Parmağımı şıplatıp onların etrafında dönerken arka cebimdeki telefonum titremişti. Umursamadan oynamaya devam ettim. *** "Öldüm bittim valla." Ayağımı öndeki sehpaya koyup kollarımı iki yana düşürdüm. "Ama hakkınızı yemeyelim," dedi Leyla. "Çok güzel kıvırttınız be!" Gülüp ona yastık fırlattım. "Annemler şu halimizi görse ne yaparlar Allah bilir." Gözleri kapalı konuşan Berkay'a bakıp "Öğrenmezler. Ama sen söylersen bende bu iki dansözün anlına para yapıştırdığın videoyu onlara izletirim." dedim. Berkay, Serkan ve Bora aynı anda doğrulup "Ne?!" diye bağırdılar. Leyla kahkaha atıp alayla onlara baktı. "Üzerinizdeki kıyafetlerden dolayı sizi ciddiye alamıyorum maalesef." "Cidden bu kıyafetleri çantanıza koyup buraya mı getirdiniz?" dedim. "Pes vallahi!" Daha sonra, oynarken gelen mesajı hatırlayıp telefonumu elime aldım. Sapık: Söyle şu salaklara üstlerini giyinsinler. Gözlerimi belertip salondaki boydan boya cam olan pencerenin perdelerini çektim ve bizimkilere döndüm. "Işıkları kapatın hadi film izleyelim!" dedim. Eğer o sapığın bizi izlediğini söyleseydim eğer Berkay'ı zapt edemezdim. Bizimkilere daha sonra anlatırdım. Miray: Kimsin ya sen? Neden sürekli beni gözetliyorsun? Ne istiyorsun oğlum?! Sapık: Oğlum? Sapık: Neyse. Bir şey istediğim yok. Ortada korkmanı gerektirecek bir durumda yok. Seni sevdiğimi söyledim ve sen inanmadın. Miray: Seni tanıyor muyum? Miray: Adını söyle bana. Sapık: Baş harfi 'M'. Sapık: Şimdilik bunu bilsen yeterli güzelim;) Onu 'M' diye kaydedip tekrar konuşmaya girdim. Miray: Peki bay 'M', sorabilir miyim acaba? Miray: Peşimi ne zaman bırakacaksın? M: Bırakacağım ne belli? Miray: Ne demek ne belli? Miray: Açık konuş! M: Benden kurtulmak mı istiyorsun? O zaman öldürmen gerek. *** S.D.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD