"Yine mi o numaradan mesaj?"
Kafamı kaldırıp Leyla'ya kısa bir bakış attım. "Evet."
Yanıma gelip mesajı okuduktan sonra tek kaşını kaldırdı. "Seni mi gözetliyor bu?"
"Umurumda bile değil." diyerek telefonumu sessize aldım. "Karşıma çıktığında haddini bildireceğim."
Leyla gülüp "Hadi bizimkilerin yanına gidelim artık." dedi. Başımı sallayıp kütüphaneye girdim. İpek'lerin bulunduğu büyük masaya çantamı koyup test kitaplarımı çıkardım. Leyla rafları dolaşıp aradığı kitabı bulmaya çalışırken Bora'da tuvalete gideceğini söyleyip yukarı kata çıkmıştı. Bizim dışımızda yedi sekiz kişinin daha bulunduğu kütüphane oldukça sessiz ve sakindi.
İpek ve Serkan'a baktığımda ikisinin de test çözdüklerini gördüm. Peki benim aklım mesaj atıp duran numaradayken nasıl ders çalışabilirdim?
Leyla bulduğu kitapla yanıma otururken kalemliğimi çıkarıp test kitabını açtım. Bir kaç soru çözdükten sonra kütüphane de yayılan sesle kafamı kaldırdım. Ah hayır!
"Allah belanı vermesin Bora yine mi?!" diye bağırdı Leyla.
Bora elindeki bluetoothlu mikrofonla masalardan birine çıkmış kıvırtıyordu. Mikrofondan gelen müziği duyunca böğürdüm.
"Saçlarımdan tut önce beni yerlerde sürükle! Canım acısın boş ver benim için bu bir zevk! Fantezi dünyam rengarenk bu daha hiç bir şey!"
Bora bağırarak şarkıyı söylerken biz ellerimizle yüzümüzü kapatmıştık.
"Korkma benden sal kendini bebeğim dediğim anda vur banağğ! Vur banağ! Vur vur vur vu-"
"Ben vuracağım şimdi sana!"
Duyduğumuz kükremeyle başımı kaldırıp baktım. Buranın görevlilerinden yapılı biri Bora'yı hedef almış ona doğru giderken biz aceleyle çantalarımızı topluyorduk.
Yaptı yine yapacağını şerefsiz.
***
"Ya geri zekâlı, bu kovulduğumuz kaçıncı kütüphane?!" dedi Leyla.
"Ama eğlendiniz itiraf edin." Bora'nın kafasına şaplak atıp kıkırdadım.
"Senin yüzünden ders çalışamadık yine kanka." dedim.
"Bence burası ders çalışmak için gayet uygun." dedi Serkan. İki elini de arkaya koyup geriye doğru yaslandı. Bağdaş kurduğumuz çimenlerin hemen ilerisindeki salıncaklardan gelen İpek'in sesiyle oraya döndük.
"Bence bugün ders çalışmayalım." dedi. "Biraz keyifimizin tadına bakalım."
Kafamı sallayıp "Katılıyorum!" dedim.
"Ee nereye gideceğiz o zaman?" Serkan'ın sorusunu Bora yanıtladı.
"Lunapark!"
Leyla göz devirip "Bu sefer orada mı şarkı söyleyeceksin?" dedi.
"Ya hadi ama Leyla! Gidelim." dedi İpek.
Sonuç; şuan gondolda çığlıklar eşliğinde ileri geri gidiyoruz. Benim yanımda Leyla, önümüzde İpek ve Serkan, onların önünde de Bora oturuyordu.
Gondolda ki herkesten bağırış nidaları gelirken önden Serkan'ın sesini işittik.
"Bora sakın!"
Bora'ya baktığımda elindeki su şişesinin kapağını açtığını gördüm. Gondol öne doğru giderken Bora şişeyi havaya kaldırıp sıktı. Arkamızdaki insanlardan çığlıklar geldiğinde dudağımı ısırdım. Su arkamızdakilerin üzerine gelmişti. Şimdi sıçtık işte!
Gondol yavaşladığında buradan en hızlı nasıl çıkarım diye hesap yapıyordum. Tamamen durduğunda hepimiz orayı hızla terk ettik. Arkamızdan adeta bir ordu kovalıyordu.
"Koşun lan koşun!" Bora'nın sesiyle hızımızı arttırdık.
"Acaba Bora'yı onlara mı versek?!" dedi Serkan.
"Lanet herifin tekisin Serkan!" diye bağırdı Bora.
"Hepiniz bir susun artık."
"Leyla'yı da delirttiniz ya," dedim. "Helal olsun."
Son hız lunaparktan çıktığımızda ara sokaklardan birine girip sırtımızı duvara yasladık. Soluklandıktan sonra Serkan başını duvardan uzatıp baktı.
"Atlattık galiba."
Sırtımı duvara yaslayıp yere oturdum. "Bana bu günlük bu kadar olay yeter."
Leyla ve İpek'te yanıma oturduklarında çantamdan su çıkarıp kafama diktim. Leyla eliyle saçını arkaya atıp konuştu.
"Sanırım bu hafta sonu spor salonuna gitmeme gerek kalmadı. Az önce on kilo verdiğime yemin edebilirim."
"Yemin et" dedi İpek.
"Siktir git ya!"
Leyla ayağa kalkıp sırt çantasını sıkıca kavradı. "Ben gidiyorum."
"Nereye?"
"Cehennemin dibine Bora! Gelcen mi?"
"Aşk bodrumda yaşanıyor güzelim. Bodrum bana ben bodruma özelim! Senin ile cehenneme giderim. Hayat güzel devam ediyor."
Ah Bora! Hiç değişmeyeceksin değil mi?
***
"Annee!"
Çantamı vestiyere asıp mutfağa girdim. Annem bana bakmadan;
"Sen mi geldin kızım?" diye seslendi.
Hep yaptığım şeyi yaparak "Yok gelmedim yoldayım daha." dedim.
O da yine her zaman yaptığı şeyi yaparak, yani kaşlarını çatarak bana döndü. "Sana demedim mi kaç kere anneyle alay edilmez diye?"
Gülüp yanağına sulu bir öpücük kondurdum. "Sen sanki annenle hiç alay etmedin."
Annemin eli ayağındaki terliğe doğru giderken hızla mutfaktan ayrılıp gülerek odama çıktım. Banyoda elimi yüzümü yıkadıktan sonra üzerimi değiştirip daha rahat şeyler giydim. Telefonumu elime aldığımda mesaj atıp duran numaradan mesajlar geldiğini gördüm. Telefonu sessizden çıkardıktan sonra mesaj bölümüne girdim.
053********: Bora yine yaptı yapacağını:D
053********: Bunca insan niye sizin peşinizde?
053********: Sana dokunurlarsa öldürürüm onları!
Sono dokonorlorso oldororom onloro!
İçimdeki kezbanı susturup diğer mesajlara geçtim.
053********: Sonunda eve gelebildin.
053********: Güzelim cevap ver artık.
Ne yapsam? Cevap mı verseydim acaba?
Miray: Kimsin?
Mesajı yolladıktan sonra telefonu yine sessize alıp yatağa fırlattım. Bir psikopat beni takip ediyordu resmen.
Acaba babama söylese miydim?
Ya da direkt olarak polise mi gitsem?
Ya da onun için çok güzel bir cinayet planı mı yapsam?
"Miray!"
Berkay'ın sesiyle yerimden sıçradım. Yanıma gelip "Dalmışsın gitmişsin sabahtan beri sesleniyorum." dedi ve kucağıma küçük bir poşet fırlattı. "Al. Sözünü verdiğim rujlar." Göz devirdim.
"Kafama atsaydın?"
Sırıtıp "Kuş kadar aklını da ben yok etmeyeyim ablacım(!)" dediğinde dişlerimi sıktım.
"Oğlum sen nasıl bir şey oldun böyle ya?!" dedim. "Ben on bire giderken hiç de böyle değildim." Gözlerini devirdi ve kapıya doğru yürüdü.
"Sen gıcık etme bende gıcıklık yapmayayım, ablacım(!)"
Odadan çıktığında arkasından "Dana!" diye bağırdım. Kapıyı tekrar açıp kafasını uzattı ve;
"Duyamadım?" dedi. Sırıtıp;
"İguana götündeki dönmüş kıl suratlı şempanze!" dedim.
"Ne dedin sen?"
Berkay içeri girdiğinde yatağın üzerine çıkıp "Ya git!" diye bağırdım. Gülüp cıkladı ve beni çekip yatağın üzerine yatırdı. Gıdıklamaya başladığında istemsizce kahkaha atmaya başlamıştım. Berkay da gülüyordu ve gıdıklamaya devam etti.
"Y-ya dur!"
Güldüğümden dolayı doğru düzgün konuşamazken aşağıdan annemin sesini işittik.
"Didişmeyi kesin de gelip yemek yiyin artık!"
Berkay kalktıktan sonra gülüp bana uzattığı eline vurdum. Yataktan doğrulup "Sen git ben geleceğim." dedim. Odadan çıktığında gülerek telefonumu elime aldım. Benim ne salak bir kardeşim vardı ya.
053********: Gelecekteki kocan;)
Gördüğüm mesajla gülüşüm solarken kaşlarımı çatıp yazmaya başladım.
Miray: Ne saçmalıyorsun?
053********: Biliyorum çok klasik olacak ama
053********: Seni seviyorum Miray..
Miray: Sevme beni mümin kardeşim. Alerji yaparım ben adamı.
053********: Senden olacaksa alerji de olurum.
Çattık belaya iyi mi?
***
S.D.