9. yaşımın daha ilk haftasıydı. Violet ile tekrar kasabaya gittik fakat artık daha tecrübeliydik. Yemekler yiyip kasabadaki güzel yerleri gezdik.
- "İlk geldiğimiz ile şimdiki gelişimiz arasındaki farka bakın leydim."
"Haklısın. Artık kendimi saklamada oldukça iyiyim."
- "Hahaha! aferin leydim."
Gülümseyince moralimi düzeltiyor burada artık o benim ailem.
"Pazar yeri çok güzel."
- "İstediğiniz bir şey varsa çekinmeyin."
"Teşekkürler Violet."
Gezinirken insanların birinden bahsettiğini duydum, bir rahibe. Bu dünyada her ne kadar insanlar inanmasa da çoğu kişi tarafından saygı duyulan bi rahibe var, hiç görmedim ama çarşıda sürekli bahsediliyor.
"O çok yardımsever olmalı."
- "Ne rahibeden mi bahsediyorsun?"
-"Evet onu bir kere gördüm ama tuhaf geldi."
"Neyi tuhaf geldi?"
- "Bilemiyorum sanki bir maske takıyormuş gibi insanlar üzerinde kendine saygı sağlamak için."
Violet ondan şüphe duyduysa demek ki bir şey var.
"Olabilir sonuçta bu dünyada çok fazla sır var"
Bir yere oturup yemek yerken arkamızdaki 3 adam, biri için konuşuyordu, korkmuş bir şekilde. Dinlemeye başladığımda benim hakkımda olduğunu duydum.
"O canavar prensesi rahibeye götürmeliyiz."
"Haklısın o icabından gelir. Kral umursamıyor bile... Bu sene 9 oldu öyle değil mi? Tehlike çok yakında, elimde olsa onu öldürürüm!"
Bu beni üzmüyor çünkü haklılar. Bu krallık kaç kere yıkıma uğradı ve yine olacağı için korkmaları normal.
- "Leydim isterseniz gidelim"
"Violet bir şey soracağım."
- "Tabii ki leydim dinliyorum."
"O rahibe ve tapınak, sen onlara bağlı çok kişi olmadığını ama yine de kraliyette büyük rol oynadıklarını söyledin. Aynı zamanda halkın da aynı şekilde olduğunu... Arkalarındaki olay nedir?"
- "Leydim tapınağın asıl olayı "Saphiren" adında bir tanrıya inanıyorlar ve asıl tuhaflık bunda. Kral Cadılar Ülkesi'nden döndükten sonra ortaya çıktılar, sanki bir anda tüm şehirde bi bağ kurdular."
"Bir tür büyü gibi mi?"
- "Kesinlikle leydim. Geçen gizlice onları dinledim, kendi aralarında çok kavga ediyorlar ama bahsedilen rahibe.. Ondan çok korkuyor gibi duruyorlar."
"Hadi gidelim."
- "Nee? Orası sizin için tehlikeli olabilir leydim."
"Violet lütfen merak ediyorum, oraya gitmem lazım. "
- "Peki leydim."
Oturduğumuz yerden kalktık ve tapınağa gitmeye başladık. İnanmıyorum onların dediklerine fakat görmem lazım. neden bu kadar meraklıyım.
Uzun bir yürüyüşün ardından tapınağa vardık.
"Hadi, içeri girelim!"
İçeri girmeye başladığımızda çoğu yerin altından yapıldığını gördüm. Bayağı büyük bir yerdi. Karşımızdan bir rahibe geldi.
"Neye baktınız?"
hiç hoşnut durmuyordu ve kaba bir şekilde konuşuyordu.
"Biz rahibe için geldik. Onunla konuşabilir miyiz? "
"Agatha'dan mı bahsediyorsunuz?"
"Evet."
"Pekâlâ burda bekleyin gidip sorayım."
Biraz bekledik ve geri geldi.
"Görüşmeyi kabul etti fakat sadece küçük kız."
"Neden sadece o? Biz birlikte geldik."
Violet tedirgindi.
"Bir şey olacak değil ya geliyorsa gelsin yoksa gidin!"
"Sorun yok Violet, sen burda bekle."
"Off peki! leydim."
Kulağıma eğilerek:
"Eğer bir şey olursa Beatrix demeniz yeterli."
"Peki Violet."
Gülümsedim ve gitmeye başladım. Ya ben çok gergindim ya da içerinin havası öyleydi. Birkaç kat çıktık ve bir kapıya geldik. Her yer açık renkler ile kaplı iken burası simsiyahtı.
"İçeri girin!"
"Ah peki."
Kapıyı açtım içeri girerken beni getiren rahibenin içeri girmediğini gördüm.
Önüme bakınca Agatha'yı gördüm.
"Merhaba küçük kız. Buraya gelmen ne güzel."
siyah uzun saçlı, siyah gözlü bir kadındı.
Korkumaya başladım. Kapı kapalıydı ve sadece ikimiz kalmıştık, bir şey yapmaz umarım.
"Merhaba!"
Agatha çok değişik giyiniyordu.
Diğer rahibelerden çok farklı idi. Umarım benim kılık değiştirdiğimi anlamaz.
"Tabii ki de anlarım Talia."
Ne oluyor lan? Gözlerim irkildi ve yüzümü kaldırdım. Nazik yüzü gitmişti.
"Şey ne- neden bahsediyorsunuz?"
"Hahaha küçük kız sence sadece niye seni çağırdım? Hem de buraya benden başka kimse izinsiz girmez. Senin gibi bir canavarı buraya sadece ben sokabilirim."
"Nerden anladın?"
"Sence normal bir insan mıyım ha?"
"Nesin peki?"
"burdaki Kara cadıyım. onlara saphiren olduğumu inandırdım yani bahsedilen tanrı benim Talia"
gözleri kırmızıya döndü
"Hahahaha çok özür dilerim hahaha ne yani gidip kendine bir tapınak yaptırıp bir de ardından kılık değiştirerek rahibe mi oldun? Hahaha tek saygı yetmemiş anlaşılan."
Bunları dduyanagahta'nın öfkesi arttı.
"Bu nasıl bi saygısızlık? Seni canavar."
"Ya çok özür dilerim fakat fazla sahtesin."
"Seni arsız!!"
"Kral nasıl fark etmedi bu yüzünü yoksa sana acıdığı için mi susuyor? "
Beni buraya kendi çağırdı ve tuhaf şeyler yapıyor acaba deli mi?
"Beni neden kabul ettin, madem canavarım?"
"Konuşmak için, nasıl öleceğini seçmen için."
"Ne! Neler zırvalıyorsun, neden ölmek isteyeyim?"
"Talia 9 yaşındasın ve ileride bir yıkıma sebep olacaksın."
Agatha'nın yüzü bana acıyormuş gibi duruyor.
"Eğer ölmeyi kabul edersen bu fedakarlığından dolayı sevilirsin."
Bana doğru yaklaştı ve yanağımı tuttu elinde küçük bir şişe vardı.
"Hadi aç ağzını Talia, ben seni düşünüyorum."
Ağzımı açmaya çalıştı ve o an Violet'i çağırmaya karar verdim
"BEATRIX yardım et!"
Violet birden odaya girdi ve rahibeyi benden uzaklaştırdı. Duvara güçleri ile zincirledi.
"Seni pislik bırak beni onu öldürmeliyim, ÖLDÜRMELİYİM!!"
"Kes çeneni cadı! Kimseyi öldürmeyeceksin."
Violet her zamanki gibi inanılmaz havalı duruyordu.
"Gidiyoruz leydim."
Violet beni tuttu ve ışınladı.
Evin yanındaki ormana geldik, yere oturdum birden.
"Leydim!"
Gülmeye başladım durmadan gülmeye başladım.
"Leydim ne oldu iyi misiniz?"
"Violet o cadı bana- hahaha Tanrı olduğunu söyledi. Kral cadılardan kurtulduğunu sanarken en kötüsünü unutmuş olmalı."
Neden bilmiyorum ama Tanrı diyince gülmeye başladım.
"Çok cesurca davranmışsınız leydim."
"Of Violet çarşı günümüz mahvoldu. Eğer oraya gitmek istemeseydim eğlenirdik."
"Sorun yok leydim bu iyi oldu. Karşınızdaki insanın kim olduğunu tanımak önemli. Gerçek yüzünü gördünüz ve artık daha tedbirlisiniz. Hem yarın da çarşıya çıkarız ne dersiniz?"
"Yaaa Violet çok tatlısın."
Violet'e sarıldım, gerçekten yanımda olduğu için çok şanslıyım.
"O halde yarın görüşürüz leydim."
"Görüşürüz Violet."
Sarılmamız bitti ve el sallayarak birbirimizden uzaklaştık.
Eve vardım ve biraz vakit sonra akşam oldu. Yarının hayallerini kurarak uyumaya başladım...
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Sabah oldu
İşlerim tahminimden daha hızlı bitti
Şimdi sadece Violet i bekliyorum
Birazdan gelir değil mi Diye düşünürken karşıdan geldiğini gördüm
"Violet "
El salladım oda bana salladı hızlıca koşup ona sarıldım
"Leydim işlerinizi bu kadar hızlı bitireceğinizi düşünmemiştim"
"Bende Violet ama o kadar heyecanlıydım ki çok çabuk bitti"
"Pazara her gittiğimiz de ilk defa gidiyormuş gibi sevinmeniz çok tatlı leydim"
"Hehe orayı gerçekten seviyorum"
"Madem öyle hadi gidelim"
Eskiden ışınlasada artık yürüyerek gitmeyi daha çok seviyoruz Violet ile sohbet etmek çok eğlenceli
Biraz müddet sonra şehrin girişine yaklaştık ve bir sürü insan gördük
"Burda neler oluyor"
Violet de ne olduğunu anlamamış görünüyor
"Sorayım leydim"
Giden kadınlardan birini durdurdu ve sordu
"Merhaba hanımefendi bu kalabalığın sebebi nedir ?"
Kadın biraz korkmuş ve aceleli bir şekilde
"Bilmiyor musun lanetin uyanmasına bir yıl kaldı biz de elimizden geldiğince uzaklaşmaya çalışıyoruz kral önlem almadı 2 kızını bile zor öldürdü bu sefer hah artık bir beklentim yok"
Demek benim yüzümden miş
"Leydim ben"
"Violet üzülecek bir şey yok biz kazanacağız"
Buruk bir gülümse ile bana sarıldı Violet hayatımdaki en güvenilir insandı resmen
"Işınlanmalıydık leydim "
"Sohbetini seviyorum Violet İnan bana senle konuşmak üzüntülerimi gideriyor"
"leydim..."
Konuşurken şehir e varmışız bile normalde kalabalık olan pazar yeri tenha olmuş bu üzücü güzelim yemekler i yemek istiyordum
"Leydim bu gün bir duyuru olacağını duydum isterseniz gidelim oraya hem saraya yakın olduğu için orda kat ve kat daha iyi yemekler vardır "
"Paran yetecek mi Violet "
"Dert etmeyin leydim hadi gidelim"
Aslında oraya ilk defa gideceğim kraliyetten olduğum anlaşılır diye hiç gidemiyordum yemekleri çok merak ediyorum e tabiki duyuruyu da büyük ihtimalle giden insanlardan dolayıdır
Ciddi anlamda saray dehşet güzel duruyor vardığımızda en yakın mesafesi bile sarayın içinden çok uzaktı
"Çok güzel "
Burası biraz daha kalabalık
"Leydim orası duyuru orda olacakmış "
Violet in dediği gibi sarayın etrafında çok fazla yemek restoranı var
"Dikkatiniz yemeklere çok kayıyor gibi görünüyor leydim "
"Hehehe evet "
"İsterseniz hemen yemek yemeye gidelim"
"Duyuruyu dinleyelim aslında çok merak ettim"
Tek derdim yemek gibi durmayayım hehehe
"Peki hahaha"
Duyuru yerine vardığımızda askerlerin halk ile tartıştığını duyduk
"Hiç bir koruma yok ve hala bekle diyorsunuz "
Tahmin etmiştim
"Lütfen bayım daha çok uzun zaman var tabiki de tedbir alınacak korkmayın "
İnsanların çoğu tedbir den bahsediyordu.
"Belkide yemek yemeye gitmeli-"
Sözlerim bitmeden yıllar önce gördüğüm kardeşimi gördüm ismini bilmiyorum ama oydu
"Bayanlar ve baylar lütfen sözlerime kulak verin biliyorum korkuyorsunuz sizi anlıyoruz bilmenizi isterim ki artık kraliyet daha da güçlü ve prensesin yaşadığı yer çoktan büyü ile kaplandı vakti gelince kapanacak ve korumada olacaksınız"
Wow insanları saniyeler içinde susturdu
Çok havalı duruyor
"Prensim lütfen bizi affedin anlayın bizde ailemiz için korkuyoruz"
"Tabikide anlıyorum yoksa burda olur muydum"
Halk onu çok seviyor gibi görünüyor
Ona bakarken bir anda gözlerimiz buluştu AAA ACABA ANLARMI birden gülümsedi ve dönüp halk ile konuşmaya devam etti derin bir nefes verdim anlamamış
"Leydim gidelim mi "
"Olur Violet "
Günüm beklediğimden daha klişesiz devam ediyor Violet ile yemek yemeye gittik bu ülkenin yemekleri leziz Violet çok zengin olmalı acaba odamı kraliyetten
"İçerde fazla vakit geçirmişiz leydim akşam olmuş bile"
"Cidden senle gezerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum Violet"
"Çok tatlısınız leydim"
Akşam olduğu için Violet bu sefer ışınladı eve
"Bu gün için teşekkür ederim Violet "
"Ne demek leydim siz iyi olun o yeter bana"
Sarıldık ve ilk buluştuğumuz gibi el sallayarak bir birimize veda ettik
İçeri girdim ve uyudum
Sabah olduğunda sessiz bir şekilde kalktım jen gelmemişti tuhaf
Giyindim ve aşşagı indim kimseler yoktu
"Jen neredesin"
"Gitti"
Arkamdan gelen sese döndüğümde misty i gördüm
"Leydim"
"Hah fazla iğrenç bi tepki"
Neler oluyor hiç böyle olmazdı
"Kimse yok değil mi sence neredeler ha"
"Be ben bilmiyorum leydim"
"Demek bilmiyorsun. Seni canavar halbuki dün kaçtığında neden olduğunu görmüşsün diye düşünüyordum"
"Pardon efendim be-"
"KES SESİNİ "
"Bilmiyorum mu sandın ha o kim olduğunu bilmediğim kadın ile her gün kaçtığını bilmiyorum mu sandın "
Üstüme yürümeye başladı çok korkunç her ne kadar eğitim alsam da ona karşı bir şey yapamam
"Ben üzgünüm"
"Demek üzgünsün canavar"
Saçlarımdan tuttu ve kafamı kaldırdı
"Belkide kahraman olmalıyım ha"
Canım acıyor Violet bu saatte gelmez bile
"Üzgünüm"
Saçlarımdan tutup beni masaya fırlattı masa parçalandı. kalkamadım bile o
"Bıktım usandım. BIKTIM USANDIM bu iğrenç yerde bir canavar ile kalmaktan beni çocuklarımdan ayıran canavardan!"
Misty elini kaldırdı elinde karanlık bir şeyler çıkmaya başladı olamaz bu kara büyü mü yoksa birden ellerim ve bacaklarım zincirlendi
"Artık kaçamazsın. hahahaha elimdesin artık ne bir hizmetçi nede o kadın Burda ölme vaktin geldi talia deli kraliçe yerine kahraman denilmeyi dört gözle bekliyorum"
Nefes nefese kaldım korkuyorum yanıma geldi ve elinde kara büyüden yapılma bir bıçak aldı
"Öl talia ÖL!"
Elini kaldırdı ve hızlı bir şekilde kalbime sapladı öleceğim Öleceğim
Ölmem gerekiyor du ama ölmüyordum ne neler oluyor
"Hayır daha vakti var DAHA VAKTİ VAR"
Gözümü açtığımda misty nin gözlerini dehşet kaplamış bir şekilde gördüm birden bilincim kapandı.
BAŞLAMIŞTI ARTIK YIKIM, MİSTY KAHRAMAN OLACAĞINI SANARKEN YIKIMI UYANDIRMIŞTI.