2.BÖLÜM:İZ (H)

1040 Words
‘Hüma’ Kafamı masadan kaldırdım.Aykut tepemde dikilmiş bana bakıyordu.Ayağa kalkıp geçmesi için ona yer verdim.Evet Aykut benim sıra arkadaşımdı.Aslında ideal bir sıra arkadaşıydı.Beni hiç rahatsız etmez,kendi halinde takılırdı.Arkama yaslanıp kollarımı göğsümde kavuşturdum.Dersimiz fizikti ve ben fizik dersinden nefret ederdim.Hele ki hoca Ahmet hocaysa.Size onu nasıl anlatsam bilemiyorum ama şöyle izah edeyim;Ahmet Hoca,fizik öğretmenliği mezunuydu.Yani bu işin okulunu okumuştu.Fakat fizik öyle bir dersti ki sadece okulunu okumak yetmiyordu ki bu sadece benim fikrimdi.Fizik zordu,herkesin yapabileceği bir ders değildi.Ahmet Hoca da sadece o gün ki konuya odaklanır ve sadece o konuyu anlatırdı.Daha önce ki konulardan ya da gelecekte işleyeceğimiz konulardan asla bahsetmezdi.Dersini kimseyi umursamadan anlatırdı.Yani sınıfta dersi dinleyen var mı, yok mu bakmazdı bile.Her zaman da derdi zaten ben dersimi anlatır çıkarım sonra siz gelir bana bir puan için yalvarırsınız derdi. Burası Ankara'nın en büyük ve sanırsam en pahalı özel okullarından biriydi.Pahalı falan deyince beni zengin falan sanmayın sakın;dedem ödüyordu bu okulun parasını.Babam başka bir okulda edebiyat öğretmeniydi,annemse ev hanımı.Burası ise Özel Çağın Lisesiydi.Ben Hüma Aksak.Az önce size beni bu okula gönderen dedemden bahsetmiştim ya ha soy adım da ondan geliyor zaten.89 yaşında ki Kore Gazisi dedemin soy adı aslında başka imiş fakat Kore Savaşında bacağına yediği bir kurşun sebebiyle topal kalmış.İnsanlar ona hiçbir zaman topla diye seslenmemiş fakat onu tarif ederken de Aksak diye tarif etmeye başlamışlar.Yıllardır süre gelince bu tabir dedem de soy adımızı değiştirmiş ve Aksak yapmış.Her zaman ilgimi çekmiştir dedemin bu yaptığı.Ona her sorduğumda ise bana şöyle der; Bazı acılar unutulmamalı.Bir iz,bir nişane kalmalı ki insanda nerden geldiğini unutmamalı.Dostunu,düşmanını iyi bilmeli.Bazen o iz ayakta tutar insanı. O iz yaşatır insanı.. İşte benim hala bu okulda durmamın sebebi de buydu. Bir iz,bir nişane... Zil çaldığında fizik hocası içeri girdi.Hepimiz aynı anda ayağa kalktık.Hoca gözlüklerinin üstünden bize bakıp gülümsedi.Neydi bu bir ego okşaması falan mı?Eliyle otur işareti yapınca sınıfta ki herkes büyük bir gürültüyle yerine oturdu.İşte bu sesi seviyordum.Sıraların sertçe itilişini,otururken herkesin birbirine bir şey demesini ve seslerin kayboluşunu. ‘Hocam ödev vardı.’ En ön sırada oturan Hatice işret parmağını havaya kaldırmış,durmadan sallıyordu.Ona bakıp ofladım. Neden bu kız her derste ödev olduğunu hatırlatıyordu ya da neden benim her derste verilen bu ödevlerden hiç haberim yoktu. ‘Hatice ne ödevi vardı?’ Serkan en arka sıradan uzanabildiği kadar öne doğru uzanmış Hatice'ye sesleniyordu.Hatice ona bakıp gözlerini devirdi. ‘Bir kez de ödevin ne olduğunu bil Serkan ya!’ Serkan neşeyle grubuna bakıp sırıttı.Sonra tekrar Hatice'ye döndü..Hatice ellerini beline koymuş yükünü bir bacağına vermiş ona bakıyordu. ‘Hatice sen bana ödevi söyle ben de sana başka şeyler söyleyeyim.’ Arka grup kahkaha atmaya başladığında offladım. Ahmet Hoca yoklamayı gözlerini sınıfta gezdirdi.Bu onun yoklama alış şekliydi.Serkan hızla elini kaldırdı. ‘Hocam ,Bekir arkadaşımız müdür beyin yanında.’ Ahmet Hoca gözlüklerinin üzerinden Serkan'a baktı.Serkan Hocaya kayıtsızca bakıyordu.Bu onun genel hal ve tavrıydı genel olarak Serkanı kayıtsız görmeniz çok normaldi. ‘Yine ne haltlar yediniz kim bilir.’ Serkan'ın gözleri kocaman açıldı.,İki elini havaya kaldırdı.Sanki ilk defa böyle bir suçlamayla karşılaşıyordu,sanki gerçekten yapmadıkları bir şeymiş gibi davranıyordu oysa ki bu sınıfta ki herkes hatta okulda ki herkes onları çok iyi bilirdi. ‘Hocam ayıp ediyorsunuz,ne haltı.Biz yapmayız öyle şeyler.Hem bilmeyiz ki biz öyle şeyleri.’ Arkadaşlarına baktığında hepsi kahkaha atmaya başladı.Ahmet Hoca onlara nefret dolu bakışlarını gönderdikten sonra ödevleri kontrol etmek için herkesin başında gezinmeye başladı.Evet,bir de böyle bir şey vardı.Ya biz son sınıftık,son.Ne gerek vardı bu tarz bir sisteme.Başıma geldiğinde gözlerimi ona diktim.Başımı olumsuzca salladığımda Ahmet Hoca ağzıını açtı ama bir şey demeden kapadı.Aykut hocanın görebilmesi için defterini önüme koyduğunda Ahmet Hoca deftere eğildi ve ödevi incelemeye başladı.Kafasını sallayıp gurur dolu bakışlarını Aykut'a attı.Daha sonra arka tarafa kaydı.Gözlerim kısa bir an Aykut'a kaydı ama onda çok oyalanmadan hızla önüme döndüm.Zaten sınıfın yarısı da ödevi yapmamıştı.Ahmet hoca elinde ki kalemin kapağını kapadı. ‘Çocuklar ödevlerinizi neden yapmıyorsunuz?’ Sakın bu babacan konuşmaya tav olmayın.Bu bütün hocaların sahip olduğu iyimser bir tavırdı.Size sanki çok samimiymiş gibi davranırlardı ama gerisi asla olmazdı.Sonuçta onlarda bu işi hayır olarak yapmıyorlardı ya.Çok da kötülemek istemiyordum çünkü benim babamda öğretmendi. Ahmet Hoca nefes dahi almadan dersi anlatmaya başladığında ofladım. Bu ders bitmezdi artık ya.Dirseğimi masaya koyup kafamı elime yasladım ve Ahmet Hocayı izlemeye başladım.Aslında dersi dinlemiyordum sadece kitabımı düşünüyordum.Yüzümde buruk bir tebessüm oluştu. Ben Hüma Hüma AKSAK. Annem koymuş benim adımı.Hüma kuşu; görünmeyecek şekilde çok yükseklerde dinlenmeksizin sürekli uçan, asla yere değmeyen bazı kaynaklarda ayakları olmadığından da bahsedilen efsanevi kuş. Hüma Kuşunun mutluluk getireceğine inanılırmış annem de bu yüzden benim adımı Hüma koymuş. Mutluluk getireyim diye. Getirecektim de ,mutluluğu getirecek ve yine yükseklerde uçacaktım.Kimsenin beni göremeyeceği kadar yüksekte... Kapı tıklatıldığında daldığım düşüncelerden sıyrıldım.Ahmet Hoca Ge diye seslenip tahtaya bir şeyler yazmaya devam etti.Bekir içeri girdiğinde arka gruptan bir oooooo sesi yükseldi.Hocaya başıyla selam verip masanın üzerine bir kağıt bıraktı ardından gülerek yerine geçtiğinde gözlerim bir süre arka grupta gezindi. Serkan EMRE.Serkan okulun gözdelerinden biriydi.Kızlar arasında tipinden dolayı çok meşhurdu fakat onun B şubesinde bir sevgilisi vardı.Sürekli küsüp barışsalar da ilişkileri bildiğim kadarıyla lise birden beri devam ediyordu.Serkan en arka sırada oturan grubun en laubalisi en gevşeğiydi.Her şeye ve herkese bulaşma gibi bir özelliği vardı .Bence aralarında illa bir kötü seçmek gerekirse hiç düşünmeden onun adını söylerdim.Daima insanlara bulaşır,onları sürekli rahatsız ederdi ve bundan da büyük bir zevk alırdı. Serkan'ın hemen yanında cam kenarında oturan Bekir'e kaydı gözlerim.Bekir KÖKSAL. Okulun Serkan kadar popülerleri arasındaydı.O da tıpkı Serkan gibi tipten yöne şanslı olanlardandı.Yeşil gözleri,kahve dalgalı saçları ile bir çok kızın dibi düşüyordu ona ama ben şimdiye kadar onun bir sevgilisi olduğunu görmemiştim.Bekir kavgacı bir tipti.Yanından geçen biri ona baksa hemen kavga çıkarıyordu.Tabi bunda biraz arkadaşlarının gazının etkisi de vardı.Aslında Bekir Serkan'a göre iyiydi.En azından kimseye ona bakmadıkça ya da laf atmadıkça bulaşmıyordu. Hemen onların bir ön sırasında oturan Rızaya kaydı gözlerim.Rıza KAYA.Rıza aralarında ki en ve tek komik insandı.Eğlenceli biriydi.Rızayı yakından tanırdım çünkü evlerimiz birbirine çok yakındı ve ailelerimiz de birbirini tanırdı.Asına bakarsanız bu okulda ki herkesin ailesi hemen hemen birbirini tanırdı.Çünkü hepimiz aynı mahallede oturuyorduk.Tamam kimimizin evi uzak da olsa kimimizin evi yakın da olsa sonuç itibariyle bu civarda ki tek lise burasıydı.Zaten bu sınıftakilerin çoğuyla ilkokuldan beri aynı sınıftaydım.Onlar Bekir,Serkan.Rıza,Hatice,Mahmut,Nergis vs.. Ve grubun sonu yani Rızanın yanında oturan Turan.Turan ÖNAL.Turan belki de bu gruba en yakıştıramadığım isimdi.Çok sessiz sakin bir çocuktu ve hala bu grupta ne işi olduğunu bilemiyordum ama olduğu yerden de rahatsıza benzemiyordu.Onlar kendi aralarında derin bir konuşmaya gömülmüşlerdi.Gözlerimi onlardan çektim.Ellerimi önümde birleştirdim.Kafamı aşağı eğdim. Yorulmuştum,yorgundum
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD