3.BÖLÜM:ANI (H)

1222 Words
Anahtarı kilide sokup kapıyı araladım.Her zaman ki sessiz ve ıssız hol karşıladı beni.Yanaklarımı şişirdim.Çantamı vestiyere atıp,botlarımı ayakkabılığa kaldırdım. ‘Babaaaaaaaaaa.’ ‘Baaaaaaabaaaaaa’ Hiç ses gelmediğinde salona geçtim.Kimse yoktu.Salondan çıkıp mutfağa girdim.Burda da kimse yoktu ama ağır bir yanık kokusu vardı.Kokunun nerden geldiğini anlamak pek de zor değildi çünkü fırından dumanlar yükseliyordu.Hemen fırının yanına gidip,kapattım.Kapağı açmamla dumanlar daha da arttı.Elimle dumanları kovaladım.Fırın tepsisini bir bezle dışarı  çıkarıp ocağın üzerine sertçe bıraktım.Yanmış koca bir tavuk duruyordu. 'Yanmış mı?' Babam kaşları çatılı bir halde bana bakıyordu.Omuzlarım çöktü,babam ve onun eşsiz yemek maceraları.Ofladım.Yine ve yine aç kalmıştık.Aslında artık alışmıştım.Ben kabullenmiştim de bu durumu ama babam bir türlü yemek yapamadığını kabullenememiyordu. ‘Aç kaldık.’ Babam yanıma gelip tavuğun sağına soluna dikkatlice bakmaya başladı.Ona bakıp gülümsedim. Artık alışmıştım mutfakta yanık yemek görmeye.Hatta yanık bir şey göremeyince şaşırıyordum bile. ‘Baba yanmış!’ Gözlerini yanık tavuktan ayırıp bana çevirdi.İşaret parmağı ile diğer yerlere nazaran daha az siyahlaşmış bir bölgeyi işaret etti. Başımı olumsuzca salladım.Tavuk simsiyah olmuştu ve bu da demek oluyordu ki yine ve yine dışarıdan yemek söyleyecektik. ‘O zaman sen makarna mı?’ Gözlerim büyüdü.Her gün makarna yapa yapa usta olmuştum bu benim için büyük bir kazanımdı fakat her gün makarna yiye yiye karbonhidrata dönüşmüştüm resmen.Babam ben cevap vermeden konuştu. ‘Doğru dün de makarna yedik.’ Bana bakıp gülümsedi,ardından  gözlerini kaçırdı.Cebimden telefonumu çıkarıp arama listemde her zaman üst sırada olan lokantanın numarasına bastım. ‘Bana kuruyla pilav söyle’ Kafamı salladım.Nasıl hiç bıkmadan usanmadan kuru pilav yiyebiliyordu anlayabilmiş değildim.Babam karasızca bana baktı.Biraz düşündü elini havada salladı. ‘Annene de aynısından söyle.Ayranda iste yanına.Ha bir de turşu koysunlar bak dünkün de turşu yoktu.’ Gülümsedim.Siparişi verip odama çıktım.Evet çıktım çünkü bizime vimiz iki katlıydı.İki katlı ev deyince kimisinin gözünde villa falan beliriyor ama bizimki öyle değildi bildiğin düz iki katlı ahşap ev.Kışları soba yakıyorduk o yüzden hepimiz geniş büyük salonomunuzda toplanıyorduk.Fakat şu an hala havalr yumuşaktı o yüzden soba dönemine biraz daha vardı. Aslında olması da bir yandan iyiydi.Çünkü sevmiyordum ben o zamanları.Hepimiz sessizce yerlerimize oturup sobadan gelen çıtırtıları dinliyorduk ve bu beni çok rahatsız ediyordu.Çünkü eminim ki  hepimiz o anlarda aynı şeyler düşünüyor,aynı anılarda boğuluyorduk.Evet boğuluyorduk.Anılar bize haz vermek yerine bizi boğuyordu.Anılar duvardan duvara fırlatıyordu beni.Hani çizgi filmlerde olur ya bir yere çarptıklarında yere düşerler ve başlarının üstünde dönen yıldızlar oluşur ha işte aynısından ben de oluşuyordu.Buna sebep olan ise kayıtsız şartsız anılar oluyordu. Dedem hep derdi ki ;Anılar,zaman içinde yolculuktur.Biz ise yolcu. Ama ben yolcu olmak istemiyordum.Ben anı olmak istiyordum.Yolcu başkaları olsun ve bana gelsinler. Ben anı olacaktım. İnsanı bulunduğu yerden alıp geçmişe götürüyordu.Geçmişde ki keyifli anlara sürüklüyordu ve siz o anları hatırlayıp kahroluyordunuz.Çünkü özlüyordunuz.Özlem en ağır duyguydu.Özlem en can yakıcı duyguydu. ‘Hümaaa yemekler geldi.’ Babamın sesiyle olduğum yerde sıçradım.Saçlarımı hızlı bir at kuyruğu yapıp her seferinde yıkılmasından korktuğum merdivenlerden pata küte inmeye başladım.Babam sofrayı bahçeye kurmuştu ve ben bahçemizde yediğimiz yemekleri çok seviyordum.Yeşilliğin içinde piknik tadında. Ailecek. Bahçeye çıktığımda babam ayranarı dolduruyordu beni görünce eliyle dur işareti yaptı. ‘İki ekmek kap gel bakkaldan.Haydi koçum koş.’ Ofladım ayaklarımı sertçe yere vurdum.Neden bunu daha önce söylemiyordu ki ya.Ekmek almak benim için en büyük işkencelerden biri olabilrdi. ‘Şimdiye alıp gelmiştin.’ En en en en nefret ettiğim şey bu olmalıydı.Yemek hazırdı ama ekmek yoktu.Koşar adımlarla babamın ceketinden para alıp koşa koşa Azmi amcanın bakkalına girdim.Sluk soluğa küçük ama şirin bakkala girdim.Her zaman bu bakkalı sevmişimdir,iç ısıtan bir havası vardı.Yaz kış kalkmayan bir de sobası vardı.Kışları ısınmak için yazları ise sehpa görevini görüyordu bu soba. ‘2 ekmek’ Derin soluklar arasında fısıldamıştım.Ellerimi dizlerime koyup kapının ağzında soluklandım.Göğsüm hızlı hızlı inip kalkıyordu.Gözlerimi sıkıca yumdum.Azmi Amcanın ekmekleri hazırlaması bayağı sürecek gibi duruyordu en iyisi bu süre zarfında biraz soluklanmaktı. ‘Napıyorsun?’ Duyduğum sesle pozisyonumu bozmadan kafamı arkaya çevirdim.Bekir elleri ceplerinde bana bakıyordu.Gözlerim bir ona bir de pozisyonuma kaydı.Gözlerimi kocaman açıp toparlandım.Ellerimi birbirine sürttüm.Bekir bana yandan bir gülümseme atıp içeri girdi. ‘4 ekmek Azmi Amca’ Azmi Amca ekmek dolabının önünde durmuş benim ekmekleri hazırlıyordu..Ayağımı sallamaya başladım.Bekire bakmamaya çalışıyordum.Yanakları şişirip derin bir nefes bıraktım. ‘Kesilecek mi kızım?’ Kesilecek miydi?Babam bir şey dememişti ki.Ofladım.Başımı olumsuzca salladım. Azmi Amca poşete koyup bana doğru uzattı poşeti.Parayı ödeyip Bekir'e bakmadan bakkaldan çıktım.Derin bir nefes aldım.Ekmek poşetini bilezik gibi koluma takıp son sürat koşmaya başladım.Ev görüş alanıma girdiğinde sırıttım.Eve girip kapıyı sertçe kapadım,ayakkabılarımı ayağımdan fırlatırcasına çıkarıp bahçeye çıktım.Babam beni görünce gülümsedi. ‘Eller’ Başımı arkaya atıp ofladım.Ekmekler kolumda asılıyken hızla mutfakta ellerimi yıkadım gözlerim yanmış tavuğa kaydı.Ofladım bu tepsiyi nasıl temizleyecektim acaba ben?Neyse şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi.Hızla bahçeye çıkıp sofraya oturdum.Babam ekmek poşetini verip ellerimi sürttüm birbirine.Gözlerim sağımda oturan anneme kaydı.Ona bakıp gülümsedim.Elim eline uzandı. ‘Anne’ Transtan çıkarcasına sıçradı gözleri bana döndü.Kaşları havalandı bana bakıp gülümsedi.Yüzümde acı bir tebessüm oluştu. O benim annemdi. ‘Geldin mi?’ Gülümseyip,kafamı salladım.Babamın önüme bıraktığı ekmeği annemin avucuna sıkıştırdım.Annem önce ekmeğe sonra bana bakıp gülümsedi.İştahla yemeğimi yemeye başladım bu esnada babam okulda ne yaptığını anlatıyordu.Bu aslında bizim klasik yemek rutinimizdi.Bunu daima yapardık çünkü sofrada sessizliği sevmezdik.Eğer sessiz kalırsak hepimiz onu hatırlardık ve aç kalırdık.Sıra bana geçtiğinde okulda neler olduğunu anlattım.Her gün her şeyi anlattığım için annem de babam da çoğu kişiyi tanıyordu artık zaten çoğunu tanıyorlardı ama.Anneme baktım ardından da tabağına. ‘Anne hiçbir şey yememişsin.’ Bana baktı.Elleri at kuyruğu yaptığım saçlarımda dolandı.Gözleri gözlerimdeydi.Gülümseyerek ona baktım. ‘Geldin mi?’ Gözlerimin dolmasına engel olamadım.Gülümseyerek kafamı salladım.Sol gözümden bir damla yaş süzüldüğünde kimse görmeden hemen elimle sildim.Derin bir nefes aldım.Elimi annemin sırtına koydum. ‘Hadi anne ye biraz!’ Kafasını salladı ve yemeğini yemeye başladı.Babama baktığımda gülümseyerek bana baktığını fark ettim.Çatalını bana doğru sallıyordu.Gülümsedim.Babam benim kahramanımdı.Bizi ayakta tutan insan.Bizi yaşatan adam. ‘Sorry’ Kaşları çatıldığında kahkaha attım.Ellerimi havaya kaldırdım.Babamın belki de en çok kızdığı şey buydu.Yabancı kelimeler.Ve ben onu her kızdırmak istediğimde bu yöntemi kullanırdım.Kapı çaldığında hızla ayağa kalktım. ‘Ben bakarım.’ Babam kafasını salladığında bahçeden salona geçip hole çıktım.Daha hava aydınlık olduğu için delikten bakma gereksinimi duymadan direk açtım.Rıza gülümseyerek bana bakıyordu.Elinde ki tabağı bana uzattı.Kaşları havalanıp indi. ‘Komşuculuk.’ Gülümsedim.Tabağı almadan önce üzerinde ki peçeteyi ucundan kaldırıp baktım.Gözlerim kocaman açıldı.Sırıtarak Rıza'ya baktım. Rıza ;çocukluk arkadaşımdı.Yani öyleydi galiba.Arkadaş mıydık pek de emin değildim.Ailelerimiz eskiden çok sık birbirine gider gelirdi ee evlerimiz de çok yakındı. ‘Baklava ha!Döktürmüşsün yine’ Gözlerini kaydırdı.Sol elini havada büktü.Kafamı imayla salladım.Rıza her zaman beni güldürmeyi başarıyordu.Aslında sadece beni de değil herkesi güldürebilirdi.Onda ki bir yetenekti..İnsanları ağlatmak kolaydı ama güldürmek zordu. ‘Yapıyoruz şekerim bu işi.’ Tabağı elinden alıp teşekkür ettim.Gözlerimiz buluştu,Rızaya kafamla selam verdim.Gülümsedi.Rıza kafasını sallayıp ayrıldığında arkasından seslendim. ‘Ellerine sağlık Nebahat Teyzenin.Teşekkürlerimi ilet.’ bana dönmede elini havaya kaldırıp salladı.Gülümsedim.Nebahat Teyze sık sık bize yemek,tatlı,kurabiye falan gönderirdi.Aslında bir zamanlar annemle çok yakın arkadaşlardı ama şimdi annem pek kimseyle görüşmüyordu doğrusu evden dışarı çıkmıyordu.Bahçeye çıkıp elimde ki tabağı havaya kaldırdım. ‘Tatlımız geldi.’ Babamın gözleri irileşti.Tabağı başımı hizasında tutup parmak uçlarımda sofraya yürüdüm.Babam hızla şirin yuvarlak yemek masamızın ortasını boşaltıp tatlı için yer açtı.Tatlı tabağını ortaya koyup,peçeteyi tam ortasından tutup bir anda havaya kaldırdığımda babam kahkaha attı.Babam hızla ağzına bir baklava attığında gülümsedim.Elimde ki peçeteyi masanın bir kenarına bırakıp kollarımı annemin boynuna sardım.Yanaklarımızı birbirine yasladım. ‘Nebahat Teyze yollamış.’ Gözleri tatlıdaydı.Gülümsedim.Ellerim annemin sırtına gitti.Kafamı kafasına yaklaştırdım.Kulağına yaklaştım. ‘Sen seversin diye.’ Yanağına uzun bir öpücük bıraktım.Derin bir nefes aldım.Kokusunu içime hapsettim.Anne kokusu,başkaydı.Anne kokusu sonbahar gibiydi.Anne kokusu,yağmur yağması gibiydi.Anne kokusu,özlemdi.Anne kokusu ,şefkatti.Anne kokusu ,yalnızlıktı. ‘Ohhh be ,ben tatlımı yedim.’ Babamın kaşları havalandı.Tabağı önüne çekti.Gözlerim büyüdü.Nebahat Teyzenin mis gibi baklavaları babamın midesine inmek üzereydi. ‘O zaman hepsi bana kaldı.’ İstemsizce kaşlarım çatıldı.Babam kahkaha atıp tabağı ortaya ittiğinde gülümsedim.      
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD