Bölüm 4

878 Words
Yine aynı şekilde u şeklindeki masanın karşısındaki sandalyelerde oturuyorlardı. Malcolm Williams ayaktaydı ve ağızından çıkacak kelimeleri merakla bekliyorlardı. “Kurul üyelerinin oylamasıyla Eğitim Merkezinden atılmadınız. Fakat bu bir cezanız olmayacağı anlamına gelmiyor. Merkeze döndüğünüzde bütün sene boyunca derslerden aldığınız her nottan bir puan düşürülecek. Bir ay boyunca eğitim çıkışlarında asma kasabasına giderek doğa koruyucuları grubuyla birlikte doğayı koruyacaksınız ve yaptığınız en ufak hatada atılacaksınız.” Ashley tam aslında atılmaları gerektiğini söyleyecekken Malcolm lafı ağzına tıkadı. “Şimdi gidebilirsiniz.” Herkes aynı anda ayağa kalkınca üç arkadaşta hemen ayağa kalktı. Salonun kapısından çıkarken onlara John eşlik etti. John, “Ashley, Maggie bir türlü Eric’in ölümünü kabullenemedi. Ölümünün senin suçun olmadığının oda farkında fakat acısını böyle çıkarmaya çalışıyor.” Ashley, “ Hayır o haklı benimle gelmemeliydi. Onu gelmemesi için ikna etmeye çalıştım ama olmadı. Ben arkadaşlarıma kızıl ormana gitmem gerektiğini anlatırken bizi dinlemiş. Eğer gelmesine izin vermezsem her şeyi bilgelere anlatacağını söyledi. Mecbur kaldım, çok üzgünüm.” John gururlandı. “Cesur oğlum benim.” Ashley bu adamın hala ona kötü bir tepki vermemesine şaşırıyordu. “Siz çok iyi bir insansınız.” “Ben bu iş uğruna çok fazla yakınımı kaybettim Ashley. Hepsini cesur savaşçılar olarak hatırlıyorum. Oğlumda onlardan biri ve koruyucular onu Pearce Davis’in soyundan gelen kızı kurtaran kişi olarak tanıyor. Yaşasaydı hakkında söylenenleri duyduğunda çok gururlanırdı.” “Sizin Geynada ki kurulun başkan yardımcısı olduğunuzu biliyordum ve burada gördüğümde beni suçlamaya geldiğinizi düşündüm. Ama yanılmışım.” “Evet ben Geynada ki merkezin başkan yardımcısıyım fakat Malcolm, Maggie’nin bu davada duygusal davranıp başkan yardımcılığı yapamayacağını biliyordu. Bu tarz toplantılarda başkan kadar yardımcısı da önemlidir. O olmadan toplantı gerçekleştirilemez ve üyeler genelde oylarını başkan ve yardımcılarının fikrinden etkilenerek verirler. Eğer Maggie bu davada tek başına başkan yardımcılığı yapsaydı objektif davranmayacaktı. Büyük ihtimalle şuan Koruyucu Eğitim Merkezinden atılmıştınız.” “Teşekkür ederim fakat benim atılmam gerekiyordu.” “Eric bunun olmasını istemezdi Ashley.” Asansöre geldiklerinde Ashley John”a bir kez daha teşekkür ederek veda etti. Asansörden çıkar çıkmaz Ashley’i Herman, Nick ve Jennayı da kendi ulaştırmaları karşıladı. Asansöre doğru giderken Jenna’nın ulaştırmacısı Nick’in ulaştırmacısına dert yanıyordu. “Austin, şu ulaştırdığın koruyucu adayına söyle yolda çenesini kapalı tutsun.” Austin yanındaki Nick’e baktı. Nick omuz silkti. Austin kafasını Jenna’nın koruyucusuna çevirdi. “Bunun mümkün olmadığını sende biliyorsun Martin.” Nick sırıtırken Martin gözlerini devirdi. “Aynı mekuzda seyahat ediyor olmamız büyük şanssızlık. Bu konu için Malcolm’la bile konuştum. Fakat Jenna’nın oturduğu semtten taşınana kadar değiştirilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Birinci aşamada ona göre mekuz tayini yapmışlar ve eğitim bitene kadar böyle devam edecekmiş.” Jenna’ya döndü. “Ailenin taşınma ihtimali yok değil mi?” Jenna hayır der gibi omuz silkti. Martin gözlerini Nick’e dikti. Nick sırıtırken, “Austin’i duydun bu mümkün değil.” Hep birlikte asansöre bindiklerinde ortalığı kaplayan sessizliği yine Nick bozdu. Ulaştırmacısı Austin’e dönerek, “Buraya gelirken bana umarım merkezden atılırsın da senden kurtulurum demiştin. Sana demiştim bana bir şey olmaz. Bu tatlı suratı, şu karizmatik duruşu gören kurul üyeleri benim merkezden atılmamın büyük bir kayıp olacağını düşündüler. Ashley ve Jenna ise benim tatlı suratım sayesinde paçayı kurtardılar ve...” Nick konuşmaya devam ederken Austin öyle bir gözlerini devirdi ki görenler göz bebeklerinin yerinden çıkacağını sandı. Asansörden çıkıp mekuzlarına binmek üzere ayrılırken Ashley, Jennaya sarıldı. “Merkezde görüşürüz.” Nick hala ulaştırmacısının kafasını şişirmeye devam ederken Ashley’e baktı. “Görüşürüz Ashley” dedikten sonra sinirden kıpkırmızı olan ulaştırmacısa dönüp konuşmaya devam etti. *** Bir saate Koruyucu Eğitim Merkezine gitmek üzere Herman onu almaya gelecekti. Her zaman erken yatan babası hala uyumamıştı ve artık onunla konuşması gerekiyordu. Hala neden bu konuşmayı son ana sakladığı bilmiyordu. Belki de izin vermezse onu dinlemeyip gideceği için vicdan yapacak vakti kalmasın diyeydi. Kurula gidene kadar eğitim merkezinden atılması gerektiğini düşünüyordu fakat atılmadığında anladı ki eğitimi başarıyla geçip iyi bir koruyucu olması gerekiyordu. Böylece laborlardan hem annesinin hem de Eric’in intikamını alabilecekti. Bavullarını merdivenden yavaşça indirdi. Salonda oturan babası çıkan sesle arkasını döndü ve bavulları görünce şaşkınlıkla ayağa kalktı. “Bir yere mi gidiyorsun Ashley?” Ashley elindeki son bavulunu yere bıraktıktan sonra babasına yaklaştı. “Baba önce oturman lazım.” Diyerek kanepeye oturdu. Babası şaşkın bir şekilde oturdu. Ashley elini tuttu. “Baba annemi neyin öldürdüğünü biliyorum. Benim ne olduğumu biliyorum. Onca zaman benden saklamışsın buna kızmadım. Çünkü beni de kaybetmek istemedin. Geçen sene Olivira teyzemin yanında değildim. Geynaya gittim ve ikinci aşamaya geçmeye hak kazandım.” Babası bir hışımla sözünü kesti. “Oliviraya güvenmeyeceğimi bilmeliydim.” “Onun bir suçu yok.” Önceki sene Malcolm Williamsla karşılaşmasını anlattı. Babası çok sinirlendi. Burnundan solurken, “ O Malcolm denen herife kesin bir dille seni o merkeze göndermeyeceğimi söylemiştim.” Dedi. Ashley babasının gözlerine daha da dikkatli baktı. “ Lütfen baba. Lütfen gitmeme izin ver. İzin ver ki çok iyi bir koruyucu olup laborları öldürerek annemin intikamı alayım.” Babasının gözleri doldu. “Ashley, senide kaybedemem.” “Kaybetmeyeceksin baba. Çok dikkatli olacağım.” “Artık bu işe bir kere bulaşmışsın. Bavullarının hazır olmasına bakılırsa gitme desem de gideceksin. Tamam git ama sana bir şey olursa o Malcolm denen adamı bir şekilde bulur öldürürüm.” Ashley babasının Malcolm’u bulmasının imkansız olduğunu bildiği halde bir şey demeyip kafa sallamakla yetindi. Babasıyla hızlıca vedalaştı. İzin alması aslında düşündüğünden kolay olmuştu... Kapıyı açar açmaz ileride ki Herman’ın suhuletini gördü. Babasına son bir kez daha sarıldıktan sonra Herman’a doğru yürümeye başladı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD