Yaz akşamının ılık rüzgarı tenini okşarken mekuzun park ettiği alana doğru ilerlediler. Gece yarısı olmasına rağmen yaz olduğu için insanlar hala dışardaydı. Çocukların gülüşme sesleri kulağına geliyordu. Ilık rüzgar ağaç dallarını hışırdatırken burnuna gelen çiçek kokularını içine çekti. Kendi çocukluğunu hatırladı. Annesi yaşarken bahçedeki güllerle beraber ilgileniyorlardı. Gözlerini kapadı ve ılık rüzgar yine burnuna çiçek kokularını getirirken bir anısı gözünde canlandı. Havalar soğumaya başlamıştı. Gökyüzü pusluydu ve rüzgar her estiğinde iliklerine işliyor onu titretiyordu. Annesiyle bahçeye çıktığında güllerin yapraklarının döküldüğünü gördü. Ağlamaklı bir tonda, “Güllerimizin yaprakları dökülmüş anne. Güllerimiz ölmüş mü?” Annesi gülümseyerek, “Evet döküldü fakat bu öldükler

