Yanılmıştım! Bu zaman denen şey Sezer yanımda yokken durmuştu sanki, hiç geçmiyordu! Üstelik sadece bir gündür birbirimizden uzaktık. Dün akşam yola çıkmıştı, bugün de zaten Pazartesiydi ve seminerin ilk günüydü. Dünden beri ise içim hiç rahat değildi. Abarttığımı biliyordum aslında. Sonuçta son 7 senedir Sezer'den ayrı kalmak beni öldürmemişti. Gerçi o zaman ona hâlâ âşık olduğumu kabul edecek bir durumda da değildim ya neyse. Insan meğerse birine yakın olmaya alışınca onun yokluğuna dayanamıyormuş, bunu da yeni anlamış bulunuyordum tabii. Son bir saattir yaptığım gibi yine yatağımın üstünde duran telefonumu kontrol ettim. Sezer söz vermişti. Her akşam beni görüntülü arayacaktı. Saate baktığımda daha henüz akşamın sekizi olduğunu gördüm. Ne zaman arayacaktı? "Naz, ne yapı

