'Gülme komşuna, gelir başına,' diye boşa demediklerini artık biliyordum. Mahallenin kızları etrafımızda dönerken, aynı zamanda mahallemizin bülbül sesli sanatçısı Yeter Teyze'nin okuduğu türkünün eşliğinde hüngür hüngür ağlamak, sonunda benim de kaderim olmuştu çünkü. Oysaki ben, zamanında kınası yakılan gelinlerin salya sümük ağlamalarıyla eğlenen biriydim! Şimdiyse kendime engel olamayarak, onlardan da beter bir hâle düşmüştüm. Allah'ın gerçekten sopası yoktu! “Bu gece son gecem olsun, yatağımda yatır anam, elime kına yaktılar, ver elini öpem anam.” Ağlamam daha da şiddetlenirken, yüzümü örten kırmızı duvağa şükrediyordum. En azından şimdilik yüzümün perişan hâlini herkesten saklayabiliyordum. Yanımda oturan Sezer'in avcundaki elimi daha sıkı kavramasıyla birlikte içimi çektim

