İstanbul'un lüks dairesinde geçen günler, Hayal için bir rüya gibiydi. Yaman'ın koruması altında, babasıyla birlikte nispeten huzurlu saatler geçiriyor, her an kapıdan içeri Yaman'ın girmesini, onun varlığını hissetmeyi bekliyordu. Ancak bu görece sakinlik, bir telefonla paramparça oldu. Yaman, bir iş görüşmesi için dışarıdaydı. Hayal, babasına çay doldururken, dairedeki sabit telefon çaldı. Ahmet Amca telefona uzandı, "Alo?" dedi. Yüz ifadesi aniden değişti, gözleri bulandı. "Selin Hanım? Efendim? Hayır, Yaman Bey yok... Nasıl? Anlamadım..." Hayal, bir anda tetikteydi. Selin bu numarayı nereden bulmuştu? Babasının elinden telefonu aldı, soğukkanlı olmaya çalışarak, "Efendim?" Selin'in buz gibi, zehirli sesi hattan aktı. "Ah, küçük hizmetçi. İstanbul'un lüksüne alıştın mı? Yaman'ın yata

