Bölüm 6 ''YENİ DOSTLAR''

1047 Words
Kulağıma gelen sesler yüzünden bilincimi kazanırken gözlerimi açmayıp nerede olduğumu ve ne olduğunu hatırlamaya çalıştım. Caleb ile birlikte en son çiftlik evinde olduğumuzu, o çevreyi kolaçan ederken benim de uyuyakaldığımı hatırlarken şu ana odaklanmaya çalıştım. Birileri yanımda konuşuyordu ve beni uyuyor sanıyorlardı. Bu mükemmeldi, böyle bilmeye devam etmelilerdi. En azından ben neler olduğunu anlayana kadar. Tanımadığım iki insan, benden birkaç metre uzakta beni uyandırmamak için sessizce konuşurlarken dediklerini anlamlandırmaya çalıştım. İkisi de erkekti. Ve Caleb'in onlardan biri olmadığına emindim. Endişelenirken onun nerede ve ne durumda olduğunu bilmemek tüm sinirlerimi gelmişti. Silahlar neredeydi? Onlar silahlı mıydı? Gözlerim kapalıyken hiçbir şey bilmiyordum. Ama şu anda kısa sürelik bir avantaja sahiptim. Onlara hızlıca saldırıp silahsız bırakabilirdim. Sonra da Caleb'in nerede olduğunu öğrenirdim, gerekirse de işkenceyle yapardım bunu. Yavaşça derin bir nefes alıp gözlerimi aralamamla hızla ayağa fırladım ve seslerin sahiplerine doğru atıldım. Bana en yakın olana çarpıp şaşkınlık dolu nidası evin içinde yankılanırken onu yüz üstü yere düşürdüm ve hızla dengemi toparlayıp diğerine saldırdım. Şaşkınlıkla arkadaşına bakmasını fırsat bilerek Caleb'ten öğrendiklerimi onun dışında birinde antrenmana dökmeye başladım. Burnuna sert bir yumruk indirip hızla aynı işlemi boğazına uyguladım. Ardından karnına dizimi geçirdim ve sol elimle saçlarından kavrayıp sertçe solundaki duvara kafasını vurdum. Gözleri titreşip bilincini kaybederken o yere yığılmadan, yerden doğrulan diğerine çevirdim bakışlarımı. Sırtına güçlü bir tekme atıp onu tekrar yere yapıştırdım ve hareket edemeyecek şekilde üstüne oturdum. ''Söyle bakalım, Caleb nerede?'' Sağ elimle saçlarından tutup kafasını geriye doğru çekerken konuştum. Yüzünde gözlerimi dikkatle gezdirirken en ufak bir mimiğini yakalamaya çalışıyordum. Acıyla çarpılmış suratı ve nefes almaya çalışırken açtığı ağzıyla kendine gelmeye çalışıyordu. Dışarıda, güneşin altında çok zaman geçirmişçesine yanıktı teni. Saçları gür ve kirliydi. Sakalını üç dört gündür kesmiyor gibiydi. Çiftlik evinin dışından gürültü gelirken hızla adamın kafasını yere vurup onu elimden geldiğince etkisiz hale getirdim ve üstünden kalkıp silahlara doğru koştum. Çantalarla birlikte bir kolonun arkasına geçip savunma pozisyonu aldım ve silahımı kapıya doğrulttum. Kapı açılıp içeriye gülümseyen bir Caleb girdiğinde kaşlarımı çattım. Caleb bakışlarını evin içinde gezdirip en sonunda elindeki silahı ona doğrultmuş beni gördüğünde kahkaha attı. ''Neler oluyor Caleb?'' Caleb'in arkasından bir kadın içeriye girip etrafa baktığında olduğum yerden doğruldum ve silahımı indirmeden sırtımı dikleştirdim. Caleb hala güvende olmayabilirdi. Her ne kadar şaşkınlıkla etrafına bakınan kadın Caleb'i tanıyor gibi dursa da. ''Imanuel ve Cass'i şu minnacık şey mi bu hale getirdi?'' Caleb ve kadının arkasından oldukça uzun ve kaslı birinin belirip benim ve yerde bilinçlerini yavaş yavaş kazanmaya başlayanların üzerinde gözlerini gezdirip konuşmasıyla kaşlarımı çattım. Silahımı ona doğrulttuğumda bu hareketim onu eğlendirmiş gibi sırıtmış ve kafasını olumsuz anlamda iki yana sallamıştı. Sanki onu vuramayacağımı ima edercesine. Tek kaşımı kaldırıp beni sınamak istemeyeceğini belirten bir şekilde baktım ve silahımın emniyetini kapattım. Caleb öne çıkıp bana doğru yürümeye başlarken gözlerinde hayran bir ifade vardı. Onun üzerinde hızla gözlerimi gezdirip iyi olduğuna emin olduktan sonra tekrar diğerlerine çevirdim bakışlarımı. ''Size bahsettiğim Angelina bu işte. Angelina, burnu kanayan Imanuel ve kafasını tutan da Cass. Siz tanışmışsınız, sıcak bir tanışma olmuş gibi. Kapıdakiler de Lisa ve Gregory.'' Caleb yanıma gelip elini belime sararken dediklerini zihnimden geçirdim ve kaşlarımı çatarak silahımı indirdim. İsimlerin nereden tanıdık geldiğini anlayarak şaşkınlıkla Caleb'e döndüm. ''Yuvandakiler! Ama nasıl?'' Caleb gülümseyerek kafasını salladı ve tekrar arkadaşlarına döndü. ''Ben tanıştığıma memnun olduğumu söylemek isterdim ama sanırım beyin sarsıntısı geçiriyorum.'' Cass'in homurdanarak yerden doğrulurken dedikleri üzerine bakışlarımı ona çevirdim. Bana oldukça öfkeliymiş gibi gözüküyordu. Omuz silkip Lisa denilen kıza çevirdim bakışlarımı. ''Burada ne işiniz var? Aylar önce yer değiştirmeniz gerekmez miydi?'' Bedenimi Caleb'in bedenine yaslayıp onun sarılışından destek alırken bakışlarımı Lisa ve Gregory üzerinde gezdiriyordum. ''İşin aslı şu ki son iki aydır haftada bir kez bu evi kontrole geliyoruz. Şanslısınız ki o gezilerden birine denk geldiniz.'' Lisa'nın dedikleri ile Caleb'e yandan bir bakış attım. Haftada bir kez bu eve gelmelerinin sebebi neydi ki? Caleb'in yüzünde sıkıntılı bir ifade oluşurken kaşlarımı çattım. ''Yeni yuvamızın lideri için Caleb oldukça önemli biriymiş. Evi araştırmış olsaydınız Caleb için bırakılmış bir anahtar ve harita bulabilirdiniz bize denk gelmeme ihtimaline karşılık.'' Gregory'nin bana doğru yürürken dedikleriyle gerilip sol elimde silahın kabzasını sıktım. Az önce arkasında savunma pozisyonu aldığım kolonun kirişindeki boşlukta bulunan bir kağıt ve anahtarı almasıyla gözlerimi kıstım. ''Yani yuvanızı taşıdınız ve sen artık lider değilsin. Ve bu yeni lideriniz; Caleb'in çıktığı ve sonucunun büyük ihtimalle onun ölümüyle sonuçlanacağı yolculuğunda başarılı olup buraya geri geleceğini düşünüyor. Bu yüzden de her haftada bir buraya geliyorsunuz. Bana pek inandırıcı gelmedi. Kimmiş bu yeni lideriniz?'' Gregory'den gözlerimi bir saniye bile ayırmazken beni yüzünde eğlenen bir ifadeyle dinlemesi sinirlerimi bozuyordu. ''Josephine.'' *** Caleb'in dudaklarından dökülen isimle hızla ona döndüm. ''Josephine mi?'' Caleb kafasını sallayıp beni onaylarken kafamı yana eğdim. Ama neden? Neden böyle bir şey yapsın ki? ''Josephine çok iyi bir lider ve bir sürü bağlantısı var. Kuşlarından biri Caleb'in hala yaşadığını ve yakında yola çıkacağını ona söylemiş. Bu yüzden buradayız. Şanslı bir piç olmuştun hep.'' Ağzımdan Gregory'in son dediğiyle bir hırlama çıkarken Gregory bir adım geri çekilmiş ve herkes donup kalmıştı. Ben de dahil. Az önce ben hırlamış mıydım? ''Seni yatakta düşündüm de... Azdım.'' Lisa'nın birden dedikleriyle gözlerimi kırpıştırdım. Caleb yanımda kahkaha atmaya başlarken beni kendine daha da çok çekti. Az önce hırlamış olduğum gerçeğini Lisa'nın dedikleri geri plana atmıştı. ''Düşünme canım erkeklerden hoşlanıyor.'' Caleb'in dedikleriyle gözlerimi devirdim ve onunla uğraşmak için sırıttım. ''Nereden biliyorsun? Sadece ikimizdik. Üçüncü bir seçenek yoktu ortada.'' ''Uff. Bu acıtmış olmalı Caleb. Seni sevdim yeni kız.'' Imanuel'in burnundan akan kanı durdurmak için yüzüne bastırdığı bez parçası yüzünden sesi boğuk çıkarken bakışlarımı Cass'e çevirdim. O da bana göz kırpıp sırıtmaya devam etti. Lisa imalı bir şekilde dudaklarını yaladığında ona göz kırpıp Caleb'e döndüm. Bana alt dudağını sarkıtmış bir şekilde bakarken bu sefer ben kahkaha atıp kollarımı boynuna doladım ve dudaklarına kısa ama ateşli bir öpücük bıraktım. Gözlerimin önünde Sam'in yüzü birden belirince bedenim kasıldı ama kimseye çaktırmadan gülümseyerek Caleb'den ayrıldım. Caleb'in gözlerinden onun anladığını görürken duyduğum vicdan azabıyla gözlerimi sol elimde hala daha tuttuğum silaha çevirdim. ''Madem Josephine geleceğimizi biliyor, onu daha fazla bekletmeyelim değil mi?'' Atalarımın Josephine için dedikleri, Sam'in intikamımı almamda yardım edebilecek bir müttefik olduğu gerçeği, NULL'a düşman olması onunla tanışmama can atma sebeplerimdendi. Bakışlarımı uzun zamandır sessiz olan Gregory'e çevirdiğimde bana kaşlarını çatmış bir şekilde bakıyordu. Az önce hırlamam demek ki sessizleşmesini sağlamıştı. Her çenesi düştüğünde hırlardım ben de. Gerçi hırlamamın sebebi damarlarımda dolaşan uzaylı kanı mıydı yoksa başka bir şey miydi bunu da öğrenmem gerekiyordu. Diğer her şeyle birlikte.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD