Üç hafta… Yıldızhan, düşman askerlerinin arasına sızalı tam üç hafta olmuştu. Her geçen gün biraz daha onların düzenine ayak uyduruyor, kendini gizlemek için rolünü daha iyi oynuyordu. Konuşmalarını, alışkanlıklarını, hatta yürüyüşlerini bile taklit etmişti. Ama içinde, her an diken üstünde duran o tetikte olma hissi asla geçmemişti. Sabahın erken saatlerinde, çadırların arasındaki soğuk toprakta ilerlerken aklında tek bir şey vardı: Bugün bir çatışmaya girecekti. Daha önce düşmanla birlikte operasyona çıkmamıştı. Ama şimdi, komutanı onu doğrudan ateşin içine sürüyordu. Kampta toplanan askerler silahlarını kuşanıyordu. Komutanın sert bakışları Yıldızhan’ın üzerine düştü. "Bugünkü çatışmaya sen de katılacaksın." Yıldızhan içinden derin bir nefes aldı. Bu sözün geri dönüşü yoktu. Kabul

